Sonu CÜLE ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "cüle" olan, toplam 4 adet kelime bulunmaktadır. Sonu cüle ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında cüle olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde cüle olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

6 harfli kelimeler

GÜCÜLE, KUCÜLE, KÜCÜLE

4 harfli kelimeler

CÜLE

Bazı kelimelerin anlamları

CÜLE

Çam ağacının uç dallarından yapılan düdük.

KUCÜLE

Bir çeşit zehir.

KÜCÜLE

Bir çeşit zehir.

GÜCÜLE

Hemen, şimdi, yeni: Gücüle çıktıydım kapıdan. Ancak, güçlükle, zorla.

  -   -   -  

Anlamında CÜLE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde CÜLE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ÇARPIŞMA

Çarpışmak işi, müsademe, sadme. Öncülerin veya küçük birliklerin yaptıkları küçük savaşma.

CICCI

Düğün evine gelinin köyünden giden düğüncüler.

ELÜSYON

Kromatografi işlemi ile, bir maddeyi, durgun ve hareketli sıvı fazlar arasındaki dağılma farkına dayanarak adım adım yürüterek başka maddelerden ayırma işlemi. Bir maddeyi bir adsorban üzerinde tutulmuş karışım içinden uygun çözücülerle yıkayarak ekstre etmek veya kramotografik olarak ayırma işlemi örneğin, kimyada bir enzimin absorbentinden ayrılması.

KÜCÜLEMEK

Tezgâhta halı, kilim, kumaş ve benzerleri dokurken çözgü ipliklerini gücü ağacına bağlamak. Başarmak: İşi kücülemeli. Zehirlemek: Köpekleri kücülüyorlar. Azalmak. Köpek çağırmak. Dokunacak bez, kilim ve benzerleri nesnelerin ipliklerini gücü ipliklerinin arasından geçirmek.

KISALKI

Gelinin arkadaşları, türkücüleri : Kısalkılar kız hamamına gidiyorlar.

LİPİT

Hayvan ve bitki dokularının eter, benzen, kloroform vb. yağ çözücülerinde eriyen bölümü.

EKSTRAKSİYON

Özütleme. Çekip çıkarma, çıkarma, özütleme. Yem maddesindeki yağın organik çözücüler yardımıyla çıkarılması.

ÇIRMAĞAN

İplik dokumada gücülere takılan kirişlerin geçirildiği kuyu makarasına benzeyen tahta araç.

SAÇULA

Dökümcülerin kullandığı ağaçtan yapılmış kalıp.

BUPRİMAT

Soluk esmer renkte, mumsu katı bir madde, suda pratik olarak çözünmeyen, organik çözücülerin çoğunda iyi çözünen, seyreltik alkali çözeltilere dayanıklı, sporlaşmayı engelleyerek etkiyen, primidinol türevi bir madde.

BADI

Dokuma tezgâhını hareket ettirmeye yarayan tahta ayaklık, pedal. Kaz. Şişman, ablak yüzlü, kısa boylu kimse. Pis, kirli. Tembel. Uçlarını koltuk altlarına dayayıp, çatallarına ayak konularak yürünen, bir çift sopadan yapılmış oyun aygıtı. Çorabın eskimemesi için bezden yapılan terlik. Erkek zenci. Ördek. Kaz ve ördek yavrusu. Hindi. Kaz yavrusu. Dokuma tezgâhlarında kücülerin aşağı yukarı hareket etmesini sağlayan tahta. (Mudurnu Bolu).

VİGLA

Savaş ve ticaret gemilerinin direklerine ve dalyanlarda dikine gömülmüş gönderler üzerine gözcülerin nöbet tutmaları için yapılmış yer, çanaklık.

ÖRDEK

Perde ayaklılardan, evcil ve yabani türleri bulunan su kuşu, badi, badik (Anas). Hile ile para sızdırılacak kimse, enayi. Yataktan kalkamayacak durumdaki erkek hastaların içine idrarlarını yaptıkları kap, lazımlık, oturak. Otobüs ve minibüs sürücülerinin yollardan aldıkları biletsiz yolcular için kullandıkları bir söz.

AŞIK

Aşık kemiği. Aşırma. Bir kimseye veya bir şeye karşı aşırı sevgi ve bağlılık duyan, vurgun, tutkun kimse. Sevişen bir çiftten kadına oranla genellikle erkeğe verilen ad. Halk ozanı. Dalgın, kalender kimse. "Ahbap, arkadaş" anlamında kullanılan bir seslenme sözü. Yağ çıkarmak için kullanılan ağaç. Kadınların bir süs eşyası. Allah adamı, safderun, bön. Çingene. Âşık. Alıcı ile göstericilerde filmin aralı devinimini sağlayan tırnaklara gerekli devinim biçimini veren, çapraşık bir devinimi sağlayabilecek biçimde yapılmış, özeğinden geçmeyen bir eksene bağlı madenden parça. Saz çalarak şiir okuyan halk ozanı tipi. Çatıyı oluşturan ağaçlardan her biri. (Afşar Gelendost Isparta). Akıntı, cereyan. Türk gölge oyununda ciddi tiplerden biri; saz çalarak şiir okur. Halk ozanlarının ezgicilerine ve öykücülerine verilen ad. (Halk edebiyatı terimi) Saz şâiri. Tutkun, vurgun, sevdalı.

CUD

(Argo) Gölge oyunu'nda Yahudi tasvirine verilen ad. bk. Yahudi. Tiplerden Yahudi'ye verilen addır. Karagözcüler de bu "tasvir" i bu adla anarlar.

GÜRCÜCE

Gürcülerin kullandığı dil. Bu dille yazılmış olan.

FİRAR

Kaçma, kurtulma. Bir sanık, tutuklu veya hükümlünün gözcülerin elinden kurtulması.

KERENLER

Kerotenlerin organik çözücülerde çözünmeyen kısmı.

BİYOALLETRİN

Sıvı, suda pratik olarak çözünmeyen, aseton, kloroform, etil alkol, diklorometan, etil asetat gibi çözücülerde kolay çözünen, ışık ve ısıya duyarlı, hızlı temas zehri olarak etkiyen bir madde.

DÖRDERLİ

Dörder dörder sıralanmış. Her biri dört birimden oluşan. Her bağlamı dört dizeli bir divan koşuk biçimi. İlk bağlamı uyaklı, sonraki bağlamalarının üç dizesi da kendi aralarında uyaklı olur. Dördüncüler, birinci bağlam gibi uyaklanır (rnurabba-ı müzdeviç). Dördüncü dizeleri yinelenmiş olanlara yinelenmiş dörderli (murabba-ı mütekerrir) denir.