CÜLE ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "cüle" olan, toplam 5 adet kelime bulunmaktadır. cüle ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu cüle ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde cüle olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

6 harfli kelimeler

CÜLEKE, CÜLENK, CÜLEPE

5 harfli kelimeler

CÜLEY

4 harfli kelimeler

CÜLE

Bazı kelimelerin anlamları

CÜLE

Çam ağacının uç dallarından yapılan düdük.

CÜLEPE

Çocuk topluluğu.

CÜLEY

Cılız adam.

CÜLENK

Meyve dizisi.

CÜLEKE

Çocuk topluluğu. Cılız adam.

  -   -   -  

Anlamında CÜLE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde CÜLE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

EKSTRAKSİYON

Özütleme. Çekip çıkarma, çıkarma, özütleme. Yem maddesindeki yağın organik çözücüler yardımıyla çıkarılması.

BUPRİMAT

Soluk esmer renkte, mumsu katı bir madde, suda pratik olarak çözünmeyen, organik çözücülerin çoğunda iyi çözünen, seyreltik alkali çözeltilere dayanıklı, sporlaşmayı engelleyerek etkiyen, primidinol türevi bir madde.

KERENLER

Kerotenlerin organik çözücülerde çözünmeyen kısmı.

GÜCÜLE

Hemen, şimdi, yeni: Gücüle çıktıydım kapıdan. Ancak, güçlükle, zorla.

CICCI

Düğün evine gelinin köyünden giden düğüncüler.

CUD

(Argo) Gölge oyunu'nda Yahudi tasvirine verilen ad. bk. Yahudi. Tiplerden Yahudi'ye verilen addır. Karagözcüler de bu "tasvir" i bu adla anarlar.

BİYOALLETRİN

Sıvı, suda pratik olarak çözünmeyen, aseton, kloroform, etil alkol, diklorometan, etil asetat gibi çözücülerde kolay çözünen, ışık ve ısıya duyarlı, hızlı temas zehri olarak etkiyen bir madde.

FİRAR

Kaçma, kurtulma. Bir sanık, tutuklu veya hükümlünün gözcülerin elinden kurtulması.

SAÇULA

Dökümcülerin kullandığı ağaçtan yapılmış kalıp.

BADI

Dokuma tezgâhını hareket ettirmeye yarayan tahta ayaklık, pedal. Kaz. Şişman, ablak yüzlü, kısa boylu kimse. Pis, kirli. Tembel. Uçlarını koltuk altlarına dayayıp, çatallarına ayak konularak yürünen, bir çift sopadan yapılmış oyun aygıtı. Çorabın eskimemesi için bezden yapılan terlik. Erkek zenci. Ördek. Kaz ve ördek yavrusu. Hindi. Kaz yavrusu. Dokuma tezgâhlarında kücülerin aşağı yukarı hareket etmesini sağlayan tahta. (Mudurnu Bolu).

ÇIRMAĞAN

İplik dokumada gücülere takılan kirişlerin geçirildiği kuyu makarasına benzeyen tahta araç.

ÖRDEK

Perde ayaklılardan, evcil ve yabani türleri bulunan su kuşu, badi, badik (Anas). Hile ile para sızdırılacak kimse, enayi. Yataktan kalkamayacak durumdaki erkek hastaların içine idrarlarını yaptıkları kap, lazımlık, oturak. Otobüs ve minibüs sürücülerinin yollardan aldıkları biletsiz yolcular için kullandıkları bir söz.

ÇARPIŞMA

Çarpışmak işi, müsademe, sadme. Öncülerin veya küçük birliklerin yaptıkları küçük savaşma.

DÖRDERLİ

Dörder dörder sıralanmış. Her biri dört birimden oluşan. Her bağlamı dört dizeli bir divan koşuk biçimi. İlk bağlamı uyaklı, sonraki bağlamalarının üç dizesi da kendi aralarında uyaklı olur. Dördüncüler, birinci bağlam gibi uyaklanır (rnurabba-ı müzdeviç). Dördüncü dizeleri yinelenmiş olanlara yinelenmiş dörderli (murabba-ı mütekerrir) denir.

AŞIK

Aşık kemiği. Aşırma. Bir kimseye veya bir şeye karşı aşırı sevgi ve bağlılık duyan, vurgun, tutkun kimse. Sevişen bir çiftten kadına oranla genellikle erkeğe verilen ad. Halk ozanı. Dalgın, kalender kimse. "Ahbap, arkadaş" anlamında kullanılan bir seslenme sözü. Yağ çıkarmak için kullanılan ağaç. Kadınların bir süs eşyası. Allah adamı, safderun, bön. Çingene. Âşık. Alıcı ile göstericilerde filmin aralı devinimini sağlayan tırnaklara gerekli devinim biçimini veren, çapraşık bir devinimi sağlayabilecek biçimde yapılmış, özeğinden geçmeyen bir eksene bağlı madenden parça. Saz çalarak şiir okuyan halk ozanı tipi. Çatıyı oluşturan ağaçlardan her biri. (Afşar Gelendost Isparta). Akıntı, cereyan. Türk gölge oyununda ciddi tiplerden biri; saz çalarak şiir okur. Halk ozanlarının ezgicilerine ve öykücülerine verilen ad. (Halk edebiyatı terimi) Saz şâiri. Tutkun, vurgun, sevdalı.

VİGLA

Savaş ve ticaret gemilerinin direklerine ve dalyanlarda dikine gömülmüş gönderler üzerine gözcülerin nöbet tutmaları için yapılmış yer, çanaklık.

LİPİT

Hayvan ve bitki dokularının eter, benzen, kloroform vb. yağ çözücülerinde eriyen bölümü.

KISALKI

Gelinin arkadaşları, türkücüleri : Kısalkılar kız hamamına gidiyorlar.

ELÜSYON

Kromatografi işlemi ile, bir maddeyi, durgun ve hareketli sıvı fazlar arasındaki dağılma farkına dayanarak adım adım yürüterek başka maddelerden ayırma işlemi. Bir maddeyi bir adsorban üzerinde tutulmuş karışım içinden uygun çözücülerle yıkayarak ekstre etmek veya kramotografik olarak ayırma işlemi örneğin, kimyada bir enzimin absorbentinden ayrılması.

GÜRCÜCE

Gürcülerin kullandığı dil. Bu dille yazılmış olan.