Kelimeler arşivi içinde; başında "cüle" olan, toplam 5 adet kelime bulunmaktadır. cüle ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu cüle ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde cüle olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
CÜLE
Çam ağacının uç dallarından yapılan düdük.
CÜLENK
Meyve dizisi.
CÜLEPE
Çocuk topluluğu.
CÜLEY
Cılız adam.
CÜLEKE
Çocuk topluluğu. Cılız adam.
Bu bölümde tanımı içerisinde CÜLE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
SAÇULA
Dökümcülerin kullandığı ağaçtan yapılmış kalıp.
ÇARPIŞMA
Çarpışmak işi, müsademe, sadme. Öncülerin veya küçük birliklerin yaptıkları küçük savaşma.
DÖRDERLİ
Dörder dörder sıralanmış. Her biri dört birimden oluşan. Her bağlamı dört dizeli bir divan koşuk biçimi. İlk bağlamı uyaklı, sonraki bağlamalarının üç dizesi da kendi aralarında uyaklı olur. Dördüncüler, birinci bağlam gibi uyaklanır (rnurabba-ı müzdeviç). Dördüncü dizeleri yinelenmiş olanlara yinelenmiş dörderli (murabba-ı mütekerrir) denir.
FİRAR
Kaçma, kurtulma. Bir sanık, tutuklu veya hükümlünün gözcülerin elinden kurtulması.
BUPRİMAT
Soluk esmer renkte, mumsu katı bir madde, suda pratik olarak çözünmeyen, organik çözücülerin çoğunda iyi çözünen, seyreltik alkali çözeltilere dayanıklı, sporlaşmayı engelleyerek etkiyen, primidinol türevi bir madde.
GÜRCÜCE
Gürcülerin kullandığı dil. Bu dille yazılmış olan.
AŞIK
Aşık kemiği. Aşırma. Bir kimseye veya bir şeye karşı aşırı sevgi ve bağlılık duyan, vurgun, tutkun kimse. Sevişen bir çiftten kadına oranla genellikle erkeğe verilen ad. Halk ozanı. Dalgın, kalender kimse. "Ahbap, arkadaş" anlamında kullanılan bir seslenme sözü. Yağ çıkarmak için kullanılan ağaç. Kadınların bir süs eşyası. Allah adamı, safderun, bön. Çingene. Âşık. Alıcı ile göstericilerde filmin aralı devinimini sağlayan tırnaklara gerekli devinim biçimini veren, çapraşık bir devinimi sağlayabilecek biçimde yapılmış, özeğinden geçmeyen bir eksene bağlı madenden parça. Saz çalarak şiir okuyan halk ozanı tipi. Çatıyı oluşturan ağaçlardan her biri. (Afşar Gelendost Isparta). Akıntı, cereyan. Türk gölge oyununda ciddi tiplerden biri; saz çalarak şiir okur. Halk ozanlarının ezgicilerine ve öykücülerine verilen ad. (Halk edebiyatı terimi) Saz şâiri. Tutkun, vurgun, sevdalı.
LİPİT
Hayvan ve bitki dokularının eter, benzen, kloroform vb. yağ çözücülerinde eriyen bölümü.
EKSTRAKSİYON
Özütleme. Çekip çıkarma, çıkarma, özütleme. Yem maddesindeki yağın organik çözücüler yardımıyla çıkarılması.
ELÜSYON
Kromatografi işlemi ile, bir maddeyi, durgun ve hareketli sıvı fazlar arasındaki dağılma farkına dayanarak adım adım yürüterek başka maddelerden ayırma işlemi. Bir maddeyi bir adsorban üzerinde tutulmuş karışım içinden uygun çözücülerle yıkayarak ekstre etmek veya kramotografik olarak ayırma işlemi örneğin, kimyada bir enzimin absorbentinden ayrılması.
KERENLER
Kerotenlerin organik çözücülerde çözünmeyen kısmı.
CUD
(Argo) Gölge oyunu'nda Yahudi tasvirine verilen ad. bk. Yahudi. Tiplerden Yahudi'ye verilen addır. Karagözcüler de bu "tasvir" i bu adla anarlar.
KISALKI
Gelinin arkadaşları, türkücüleri : Kısalkılar kız hamamına gidiyorlar.
GÜCÜLE
Hemen, şimdi, yeni: Gücüle çıktıydım kapıdan. Ancak, güçlükle, zorla.
ÇIRMAĞAN
İplik dokumada gücülere takılan kirişlerin geçirildiği kuyu makarasına benzeyen tahta araç.
VİGLA
Savaş ve ticaret gemilerinin direklerine ve dalyanlarda dikine gömülmüş gönderler üzerine gözcülerin nöbet tutmaları için yapılmış yer, çanaklık.
ÖRDEK
Perde ayaklılardan, evcil ve yabani türleri bulunan su kuşu, badi, badik (Anas). Hile ile para sızdırılacak kimse, enayi. Yataktan kalkamayacak durumdaki erkek hastaların içine idrarlarını yaptıkları kap, lazımlık, oturak. Otobüs ve minibüs sürücülerinin yollardan aldıkları biletsiz yolcular için kullandıkları bir söz.
CICCI
Düğün evine gelinin köyünden giden düğüncüler.
BADI
Dokuma tezgâhını hareket ettirmeye yarayan tahta ayaklık, pedal. Kaz. Şişman, ablak yüzlü, kısa boylu kimse. Pis, kirli. Tembel. Uçlarını koltuk altlarına dayayıp, çatallarına ayak konularak yürünen, bir çift sopadan yapılmış oyun aygıtı. Çorabın eskimemesi için bezden yapılan terlik. Erkek zenci. Ördek. Kaz ve ördek yavrusu. Hindi. Kaz yavrusu. Dokuma tezgâhlarında kücülerin aşağı yukarı hareket etmesini sağlayan tahta. (Mudurnu Bolu).
BİYOALLETRİN
Sıvı, suda pratik olarak çözünmeyen, aseton, kloroform, etil alkol, diklorometan, etil asetat gibi çözücülerde kolay çözünen, ışık ve ısıya duyarlı, hızlı temas zehri olarak etkiyen bir madde.