CAĞ ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "cağ" olan, toplam 38 adet kelime bulunmaktadır. cağ ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu cağ ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde cağ olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

CAĞILDAŞMAK, CAĞIŞTATMAK, CAĞIZLANMAK

10 harfli kelimeler

CAĞILDAMAK, CAĞIŞTAMAK

8 harfli kelimeler

CAĞILLIK, CAĞILDAK, CAĞLAMAK, CAĞATAYI, CAĞNAMAK, CAĞŞAMAH, CAĞŞAMAK, CAĞTORBA

7 harfli kelimeler

CAĞLAMA, CAĞIŞDI, CAĞILTI, CAĞYİRİ, CAĞILDI, CAĞANAK

6 harfli kelimeler

CAĞŞIR, CAĞÇİK, CAĞCIN, CAĞANA, CAĞLAK, CAĞŞAK, CAĞLIH, CAĞLIK, CAĞART, CAĞNAK

5 harfli kelimeler

CAĞIL, CAĞNA, CAĞAZ, CAĞCA, CAĞLA

4 harfli kelimeler

CAĞE, CAĞA, CAĞU

3 harfli kelimeler

CAĞ

Bazı kelimelerin anlamları

CAĞ

Parmaklık, korkuluk. Hamam, duş, banyo vb. yerlerde atık suyun akmasını sağlayan delik. Lavabo, banyo. Büyük bez veya deri torba, cav.

CAĞIŞTATMAK

Zincir, çakıltaşı gibi şeyleri birbirine sürterek veya sallayarak ses çıkartmak.

CAĞTORBA

Büyük bez veya deri torba, tuluk.

CAĞILDAMAK

Gürültü etmek. Öğüt verircesine ağır konuşmak. Su ses çıkarmak, çağlamak.

CAĞLAMAK

Su ses çıkarmak, çağlamak. Yansılamak, benzerini yapmak.

CAĞŞAMAH

Gevşemek, birbirinden ayrılmak, eskimek.

CAĞIŞDI

Gürültü, hafif gürültü.

CAĞILDAK

Çağlayan. Çocuk oyuncağı. Pis, dağınık kişi. Değirmende buğdayın bittiğini haber veren bir aygıt.

CAĞATAYI

Baştan savma, gelişigüzel yapılan iş.

CAĞLAMA

Baştan savma, gelişigüzel yapılan iş.

CAĞIŞTAMAK

Kuru yaprak, kuru bitki ses çıkarmak, hışırdamak. Para, zincir, çakıltaşı gibi cisimler birbirine çarparak ses çıkarmak, şakırdamak.

CAĞŞAMAK

Gevşemek, birbirinden ayrılmak, eskimek. Para, zincir, çakıltaşı gibi cisimler birbirine çarparak ses çıkarmak, şakırdamak.

CAĞIZLANMAK

Oyunda mızıkçılık etmek.

CAĞNAMAK

Hayvanlar yerde keyifle yuvarlanmak.

CAĞILDAŞMAK

Kavga etmek.

CAĞILLIK

Çakıllı yer.

  -   -   -  

Anlamında CAĞ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde CAĞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ASES

Osmanlı Devleti'nde Yeniçeri Ocağının kaldırılmasından önceki güvenlik görevlisi. Gece bekçisi.

BABAEVİ

Baba ocağı.

BACABAŞI

Ocağın üstündeki raf.

ALEMDAR

Bayrağı veya sancağı taşıyan kimse. Önder.

BACAKLI

Bacağı olan. Felemenk altını. Bacakları uzun olan, uzun boylu.

AHİRET

Dinî inanışa göre, insanın öldükten sonra dirilip sonsuza dek kalacağı ve Tanrı'ya hesap vereceği yer, öbür dünya, öteki dünya.

BACAKSIZ

Bacağı olmayan. Bacakları kısa olan, kısa boylu, bodur. Yaramaz. Yaşından büyük işlere kalkışan çocuklara söylenen bir söz.

ACIMAK

Tadı acı duruma gelmek, acılaşmak. Başkasının uğradığı veya uğrayacağı kötü bir duruma üzülmek. Merhamet etmek. Acılı, ağrılı olmak.

BACA

Dumanı ocaktan çekip havaya vermeye yarayan yol. Çatı penceresi. Su yolu, lağım, maden ocağı vb. yer altı yapılarının hava deliği.

AFAL

Şaşkın, dağınık, ne yapacağını bilmez.

AHİ

Cömert. Kardeş. Ahilik ocağından olan kimse.

ANAYASA

Bir devletin yönetim biçimini belirten, yasama, yürütme, yargılama güçlerinin nasıl kullanılacağını gösteren, yurttaşların kamu haklarını bildiren temel yasa, kanunuesasi. Temel, esas.

BAĞ

Bir şeyi başka bir şeye veya birçok şeyi topluca birbirine tutturmak için kullanılan ip, sicim, şerit, tel vb. düğümlenebilir nesne. Meyve bahçesi. Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğu toprak parçası. Bir halat üzerine atılan sağlam, düzgün ve istendiğinde kolayca çözülebilen her türlü düğüm. Kemikleri birbirine bağlamaya, iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti. Nota yazarken yan yana gelen aynı veya farklı değerdeki notaların birbirine bağlanarak çalınacağını belirtmek için yapılmış olan yay biçimindeki işaret. İlgi, ilişki, rabıta. Bağlam, deste, demet. Sargı.

ARİYA

Sancağı, yelkeni veya sereni direkten aşağı alma.

ANA

Anne. Temel, asıl, esas. Alacağın veya borcun, faizin dışında olan bölümü. Yaşlı kadınlara saygılı bir seslenme sözü. Yavrusu olan dişi hayvan. Çizgilerden herhangi birini anlatan kelimeye sıfat olarak geldiğinde o çizginin, belirli bir kural altında hareket ederek bir yüzey oluşturmaya yaradığını anlatan bir söz. Velinimet. Dinî bakımdan aziz tanınan bazı kadınlara verilen saygı unvanı.

ASESBAŞI

Yeniçeri Ocağındaki askerî görevinin yanı sıra, başkentin düzenini korumakla da yükümlü olan yirmi sekizinci ortanın çorbacıbaşısı.

AŞILAMA

Aşılamak işi, telkih. Yeni aşılanmış ağaç. Aşılanmış (ağaç). Bu yolla elde edilmiş. Soğuğa sıcak, sıcağa soğuk su katma. Bitkilerin aşı yoluyla üretilmesi, ilkah.

ALACAKLI

Birinden alacağı olan (kimse), borçlu ve verecekli karşıtı.

AŞILAMAK

Vücutta bağışıklık yaratmak veya yerleşmiş bir hastalığa karşı koyabilmek için hazırlanmış bir aşıyı vücuda vermek, aşı yapmak. Birtakım düşünce veya duyguları başkasına benimsetmek, telkin etmek, etkilemek. Soğuğa sıcak, sıcağa soğuk su katmak. Elde edilmesi istenilen herhangi bir ağacın bir parçasını anaç üzerine kaynaştırarak üretmek. Başkasına hastalık geçirmek.

APIŞMAK

Hayvan yorgunluktan bacaklarını birbirinden ayırarak çöküvermek. Ne yapacağını kestirememek, şaşırmak. Oturmak, bacakları ayırarak çömelmek.