Sonu BERE ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "bere" olan, toplam 20 adet kelime bulunmaktadır. Sonu bere ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında bere olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde bere olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

8 harfli kelimeler

MUHABERE, BERABERE, MEHEBERE

7 harfli kelimeler

GELBERE, TEZBERE, TEMBERE, MEHBERE, KEMBERE, ÇEMBERE

6 harfli kelimeler

ELBERE, GEBERE, HÖBERE, HÜBERE, MABERE, CEBERE, SÜBERE, KEBERE, EZBERE

5 harfli kelimeler

EBERE

4 harfli kelimeler

BERE

Bazı kelimelerin anlamları

BERE

Bir yere çarpma, incitme veya vurma sonucu vücudun herhangi bir yerinde oluşan çürük. Yuvarlak, yassı ve sipersiz başlık. Herhangi bir şeyde görülen ezik, çizik.

KEMBERE

Gübre.

TEMBERE

Temriye hastalığına iyi gelen bir çeşit ot. Bir çeşit deri hastalığı.

CEBERE

Saman, gübre taşımak için koltuk altında veya sırtta taşınan küçük sepet.

MUHABERE

Haberleşme. Yazışma. İletişim.

MABERE

Dokuma tezgâhında, ipleri tutmaya yarayan gücünün arkasındaki yuvarlak ağaç.

HÖBERE

Şişman ölçüsüz vücutlu kişi. İnce, uzun boylu kişi.

GELBERE

Yüksek dallardaki meyveleri toplamak için kullanılan çatallı sopa. Düğünde ilk gün güveyin ve sağdıcın evine asılan, üzeri bayrak, portakal, üzüm, iğde ile süslü çam dalı. Büyük ocaklardan ateşi dışarı çekmek, tıkanmış boru, ark ve benzerleri şeyleri temizlemek ya da harç, çamur, kireç karıştırmak için kullanılan uzun saplı demir araç. Tırmık. Ağzı enli çapa.

GEBERE

Turşu yapılan bir çeşit pancar. İlâç yapılan ve yenilen, yuvarlak boz renkli dikenleri olan bir çeşit bitki. Kayalık yerlerde yetişen, develerin yedikleri bir çeşit ot.

ELBERE

Kıvam.

ÇEMBERE

Kadınların başlarına taktıkları kasnak.

MEHBERE

Arapça kökenli makbere: makber; türbe.

BERABERE

Aynı oyun içinde her iki oyuncunun da üç ya da daha çok eşit sayı kazanmış olmaları. Oyunun herhangi bir anında oyuncuların sayı ya da dönem bakımından eşit durumda olduklarını bildiren deyim.

MEHEBERE

Arapça kökenli muhâbere: muhabere.

TEZBERE

Çabucak.

HÜBERE

İri vücutlu kişi.

  -   -   -  

Anlamında BERE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde BERE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ATKUYRUĞU

Atkuyruğugillerden, kök sapı ömürlü olan, genellikle nemli yerlerde yetişen ve ilaç olarak kullanılan bir bitki, zemberek otu (Equisetum arvense). Genç kızların saçlarını başlarının arkasına toplayarak uç bölümünü kaldırıp serbest bıraktıkları saç biçimi.

FEYİZ

Verimlilik, gürlük, ongunluk, bereket. İlerleme, kültürel gelişme, olgunluk. Artma, çoğalma. Manevi haz, mutluluk, iç huzuru.

BEREKETSİZLİK

Bereketsiz olma durumu.

BAZİLİKA

İçi, ortadaki yüksek, yanlardakiler daha alçak olmak üzere iki sıra sütunla üç salona ayrılmış, dikdörtgen biçiminde büyük kilise. Kral sarayı. Dikdörtgen biçiminde, uç kısmında yarım çembere benzeyen bir çıkıntısı olan Roma mahkemesi.

EZİK

Çarpma, dövülme vb. sebeplerle vücutta oluşan bere. Ezilmiş ya da yassılmış. Pısırık. Olaylar ve hayat şartları karşısında güçsüz ve sıkıntılı duruma düşmüş olan, üzüntülü. Üzüntülü bir biçimde.

BERTİLMEK

İncinmek, burkulmak. Berelenmek, yaralanmak. Morarmak, çürümek.

BERELENME

Berelenmek işi.

HABERLEŞMEK

Bir durumu karşılıklı olarak iletmek, karşılıklı olarak haber alıp vermek, iletişmek, muhabere etmek.

ÇAKMAKLI

Çakmak taşı ve zemberekle ateş alan bir tüfek türü.

HAFIZ

Kur'an'ı bütünüyle ezbere bilen kimse. Bir şeyi anlamadan ezberleyen kimse. Koruyan, saklayan.

BERELİ

Beresi olan.

BERELEME

Berelemek işi.

BERTİK

Yara, bere. İncinmiş, burkulmuş. Deride mor leke, çürük.

BET

Beniz kelimesi ile birlikte, "yüz rengi" anlamında ikileme oluşturan bir söz. Bereket kelimesi ile birlikte "bolluk" anlamında ikileme oluşturan bir söz.

BEREKETLİLİK

Bereketli olma durumu.

FEYEZAN

Taşma, taşkın, seylap. Bereket.

BEREKETLENME

Bereketlenmek işi.

BERELENMEK

Bereli duruma gelmek.

BERELEMEK

Bereli duruma getirmek.

ARTAĞAN

Alışılandan veya beklenilenden artık verimi olan, bereketli. Çoğalan, fazlalaşan, artımlı.