Kelimeler arşivi içinde; sonunda "bellek" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. Sonu bellek ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında bellek olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde bellek olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
BELLEK
Yaşananları, öğrenilen konuları, bunların geçmişle ilişkisini bilinçli olarak zihinde saklama gücü, dağarcık, akıl, hafıza, zihin. Bir bilgisayarda, programı değişmeyen verileri, yapılacak iş için gerekli olan ara sonuçları toplayan bölüm.
ÖNBELLEK
Ana bellek ile ana işlem birimi arasında kimi makinelerde yastık bellek olarak kullanılan küçük sığalı, büyük erişim hızlı bellek.
Bu bölümde tanımı içerisinde BELLEK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ANEYŞ
Anlayış, bellek, zekâ.
ANAK
Hafıza, bellek. Karşılık, mukabil. Heykel, abide. Hatıra, hediye, armağan. At, eşek, tavuk, keklik gibi hayvanların yatıp yuvarlandıkları tozlu yer.
BULUTLU
Bulutlarla kaplanmış, bulutlanmış. Bulanık. Karışık, net olmayan (bellek).
ZİHİN
Canlının duygu ve davranışlar dışındaki ruhsal süreç ve etkinliklerinin bütünü. Anlayış, kavrayış. Bellek, an. Bilinç, dimağ.
DAĞARCIK
Meşin torba. Bir müzik topluluğunun veya sanatçının hazırlamış olduğu parçalar, repertuvar. Bellek.
DERS
Öğretmenin öğrenciye belirli bir sürede verdiği bilgi. Bir olayın bellekte bıraktığı öğretici iz, öğüt, ibret. Öğrencinin öğrenmek zorunda olduğu bilgi. Bu bilgi aktarımı için ayrılan süre.
KAFA
İnsan başı, ser. Kavrama ve anlama yeteneği, zekâ, zihin, bellek. Hayvanlarda genellikle ağız, göz, burun, kulak vb. organların bulunduğu vücudun en ön bölümü. Görüş ve inançların etkisi altında beliren düşünme ve yargılama yolu, zihniyet. Çocuk oyunlarında kullanılan zıpzıp taşının veya cevizin büyük boyu. Mekanik bir bütünün parçası.
DEPOLAMA
Depolamak işi. Bellek cihazına verinin yerleştirilmesi veya saklanması.
ANAMNESTİK
Geçmişle ilgili. Bellek.
HAFIZA
Bellek.
AKIL
Düşünme, anlama ve kavrama gücü, us. Öğüt, salık verilen yol. Düşünce, kanı. Bellek.
ANNAH
Anlayış, bellek, zekâ. Üzüntü, pişmanlık belirtir ünlem: Annah otamafili gaçırdık. Anlayış , zekâ.
ANNAK
Tepenin en sivri yeri. At, eşek, tavuk, keklik gibi hayvanların yatıp yuvarlandıkları tozlu yer. Anlayış, duygu. Anlayış, bellek, zekâ. Karşı, ön taraf, gözönü, her taraftan görülebilen yer, meydan, açıklık. Görülebilen yer. Karşı, ön taraf. Doruk, gözetleme yeri, siper. Duygu. Hatıra. Alan, meydan.
ADRESLEME
Özdeş türden öğelerden oluşan bir küme içerisinde belli bir öğeyi seçme olanağı sağlayan ve adres ya da erişki denilen verinin fiziksel olarak oluşturulup bu amaçla kullanılması, örn. bir bellek sözcüğünün, bir yazmacın, bir çevre biriminin adreslenmesi.
YETİ
İnsanda bulunan, bir şey yapabilme yeteneği, meleke. Bellek, usa vurma, algılama veya imgeleme gibi insanın doğuştan gelen zihin güçlerinden herhangi biri, meleke.
AMNEZİ
Bellek yitimi.
DEPOLAMAK
Saklamak veya korumak amacıyla ambara koymak, depo etmek, biriktirmek, ambarlamak. Bir bellek cihazına veriyi yerleştirmek veya saklamak.
ANIL
Amaç, erek. Bellek, hafıza. Usul, kaide: Anılı bilinmiyen iş yapılmaz. Ondan, onun için: Annem yolladı da anıl geldim. Yavaş, ağır: Anıl git, yetişemiyorum. Anılmak. Yavaş, ağır. "Adın her zaman anılsın" anlamında kullanılan bir isim. Diyarbakır ilinde, Hani ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Tunceli ili, Çemişgezek ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
ANLAR
Anlayış, bellek, zekâ: Artık ihtiyarladım, anlarım kıtaldı. Onlar.
SAYFALAMAK
Bilgisayarda sayfalara ayrılmış bir bellek kullanma düzenine dayalı sistemi uygulamak. Gazete, dergi vb. yayınlarda sayfa düzeni yapmak.