BELLEM ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "bellem" olan, toplam 7 adet kelime bulunmaktadır. bellem ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu bellem ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde bellem olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

BELLEM

Bellemek yetisi.

BELLEME

Bellemek işi. At vb. hayvanların sırtına, eyerin altına konulan keçe, meşin veya kalın kumaş parçası, yapık, yuna.

BELLEMCELİK

Öğrenmek için yapılan iş, alıştırma, temrin.

BELLEMAH

Hasta yoklamak, hasta ziyaretine gitmek.

BELLEMEK

Öğrenip akılda tutmak. Öğrenmek. Sanmak. Bel denilen araçla toprağı işlemek, aktarmak.

BELLEMELİK

Belleme ve kolan yapmaya yarayan keçe. (Bor Niğde).

BELLEMBEÇ

Öğrenmek için yapılan iş, alıştırma, temrin.

  -   -   -  

Anlamında BELLEM bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde BELLEM geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BELLEYİK

Bellemiş, öğrenmiş.

BELLEYEBİLMEK

Belleme imkânı veya olasılığı bulunmak.

BELLETMEK

Bellemesini sağlamak, öğretmek.

YUNA

Belleme (II).

ABUSKAL

İş. Sonradan tamamlanmak üzere yarım bırakılan iş. İşte gözetilen sıra. Özellikle tarlalarda, belleme ve kazma sınırı: Abuskalımı düzelteyim.

AKTARMAK

Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.

BELLEYİVERMEK

Çabucak bellemek.

BELLEKLEMEK

Bellemek, öğrenmek.

BELLENMEK

Belleme (I) işine konu olmak, öğrenilmek. Belleme (II) işine konu olmak.

BELLÜLEMEK

Bellemek, öğrenmek. Belli etmek, tayin etmek.

HIFZETMEK

Saklamak. Aklında tutmak, bellemek, ezberlemek.

KAPMAK

Birdenbire yakalayarak, çekerek almak. Isırıp parçalamak. İşitir işitmez veya görür görmez bellemek ve öğrenmek. Bulaşmış olmak, geçmek. Koparmak, kıstırmak. Yer ayırmak, yer tutmak.

BELLEKSEL

1-Belleğe özgü. 2-Bellemeye ya da belleğin güçlenmesine yardım eden herhangi bir şey.

ADAMILIK

Bağ belleme günlük ölçüsü, bir adamın bir günde belliyebileceği yer. İyilik, insaniyet.

HELLEMEK

Kuşları ürkütüp kaçırmak. Sallamak: Çocuk ağlıyor salıncağını helleyiver. Yuvarlamak. Özendirmek, isteklendirmek: O bu işi kendiliğinden yapamazdı Ali'nin hellemesi. Öğrenmek, bellemek.

AŞIRIBELLEM

Belleme yetisinin olağanüstü biçimde gelişmiş olması. Unutulmuş anıların canlandırılması ve hiç etki yapmadığı sanılan izlenimlerin gereksiz olarak anımsanması biçiminde kendini gösteren bir ruh hastalığı.

ÖĞRENMEK

Bilgi edinmek. Bellemek. Yetenek, beceri kazanmak. Haber almak.

BELLEYİŞ

Belleme işi.

BELLİLEMEK

İşaret koymak, işaretlemek. Bellemek, öğrenmek: Ahmet dersini iyi belliledi. Devam etmek.

YAPIK

Belleme (II). Yeniçerilerin giydikleri üstlük.