AYMA ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "ayma" olan, toplam 14 adet kelime bulunmaktadır. ayma ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu ayma ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ayma olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

AYMAZLAŞABİLMEK

14 harfli kelimeler

AYMAZLAŞABİLME

11 harfli kelimeler

AYMAZLAŞMAK

10 harfli kelimeler

AYMAZLAŞMA

9 harfli kelimeler

AYMALAMAK

8 harfli kelimeler

AYMAZLIK

7 harfli kelimeler

AYMALIK, AYMARAL

6 harfli kelimeler

AYMANA

5 harfli kelimeler

AYMAÇ, AYMAK, AYMAN, AYMAZ

4 harfli kelimeler

AYMA

Bazı kelimelerin anlamları

AYMA

Aymak işi.

AYMALAMAK

El ile karıştırarak sıvı hale getirmek. Yolmak, tırmalamak, kabaca okşamak.

AYMAZ

Çevresinde olup bitenlerin farkına varmayan, sezmeyen (kimse), gözü bağlı, gafil, bilgisiz.

AYMAZLAŞMAK

Aymaz duruma gelmek.

AYMAÇ

Yağda kızartılmış ekmek ufağı. Karışık, dökük saçık. Ufalanmış ekmeği, kızgın yağa atarak yapılan yiyecek.

AYMAN

Ay gibi ışıklı, güzel kimse.

AYMAZLIK

Çevresinde olup bitenlerin farkına varamama durumu, aymaza yakışacak durum, gafillik, gaflet, dalgı.

AYMAZLAŞABİLMEK

Aymazlaşma imkânı veya olasılığı bulunmak.

AYMAZLAŞABİLME

Aymazlaşabilmek işi.

AYMANA

Avare, başıboş, aylak.

AYMARAL

Ay kadar güzel ceylan.

AYMAZLAŞMA

Aymazlaşmak durumu.

AYMALIK

Bağlardaki bekçi kulübesi. Evlerde kiremit altı.

AYMAK

Kendine gelmek, aklı başına gelmek, ayılmak. Gerçeği anlamak.

  -   -   -  

Anlamında AYMA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde AYMA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BAKLAVA

Çok ince yufkadan yapılarak arasına kaymak, fıstık, ceviz, badem vb. konulup pişirilen ve üzerine şeker şerbeti dökülen bir tatlı türü. Eşkenar dörtgen biçiminde olan nesne.

BİREYSELLEŞTİRME

Bireysel duruma getirme. İnsanların doğal, toplumsal ve tarihsel gelişmesinden kendine özgü olan şeylerin, özelliklerin, bireysel olanın çekilip çıkarılması. Ancak ortaklaşa ve genel olarak var olan şeyi bireylere uygulama ve yayma.

BİLMEK

Bir şeyi anlamış veya öğrenmiş bulunmak. Saymak. İşine gelmek, uygun bulmak. Sanmak, varsaymak, farz etmek. -a / -e ekli fiillerle yeterlik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Bir iş yapmaya alışmış olmak, elinden gelmek. İnanmak. Sorumlu tutmak. Bir bilim veya sanat dalında yeterli olmak. Tanımak, hatırlamak.

ÇÖZÜMLENMEK

Çözümleme işine konu olmak, analiz edilmek, tahlil edilmek. Onluk sayma düzeninde, sayılar basamak değerlerine ayrılarak yazılmak.

CAYMA

Caymak işi.

BİLGİSİZ

Bilgi sahibi olmayan, bilisiz, malumatsız, cahil. Aymaz.

ADDETMEK

Saymak.

BAYMA

Baymak işi.

ATLAMAK

Bir engeli sıçrayarak veya fırlayarak aşmak. Yanılmak, aldanmak. Yüksek bir yerden alçak bir yere, ayaküstü gelecek bir biçimde kendini bırakmak. İnmek. Okuma, yazı yazma, sayı sayma vb. işlerde bazı bölümleri üstünkörü geçmek. Basında haberi zamanında verememek veya diğer gazetelerden öğrenmek. Bir işe sonucunu düşünmeden hemen girişmek. Binmek. Sınıfı okumadan geçmek.

ÇİĞNEMEK

Ağza alınan bir şeyi dişler arasında ezmek, öğütmek. Egemenliği altına almak, hükmetmek. Sayılması gereken bir şeyi saymamak, itibar etmemek, ayaklar altına almak. Ayağı veya tekerleği altına alarak ezmek.

AĞIRSAMAK

Birine karşı soğuk davranarak sıkıntı verdiğini anlatmak. Bir işi ağır bulmak, yük saymak, yüksünmek. Bir işi yavaş yapmak, önemsememek, ilgilenmemek.

ALBATR

Kaymak taşı.

CAYIŞ

Cayma işi.

AD

Bir kimseyi, bir şeyi anlatmaya, tanımlamaya, açıklamaya, bildirmeye yarayan söz, isim, nam. Canlı ve cansız varlıkları, duygu ve düşünceleri, çeşitli durumları bildiren kelime, isim. Sayma. Sayılma. Herkesçe tanınmış veya işitilmiş olma durumu.

ADDETME

Sayma.

AKTARMAK

Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.

CAYDIRMAK

Cayma işini yaptırmak.

BURCUMAK

Güzel koku yaymak.

AKSETTİRMEK

Sesi yankılamak. Işığı yansıtmak. Haberi, durumu ulaştırmak, yaymak, duyurmak.

AJANS

Haber toplama, yayma ve üyelerine dağıtma işiyle uğraşan kuruluş. Bu iş kollarının çalıştığı büro. Radyoda haber bülteni.