AYNA ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "ayna" olan, toplam 37 adet kelime bulunmaktadır. ayna ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu ayna ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ayna olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

AYNAŞTIRMAK, AYNALIKOLLU

10 harfli kelimeler

AYNABIÇAĞI, AYNASIZLIK, AYNALIKALE, AYNALIHOCA, AYNALANMAK

9 harfli kelimeler

AYNABAKAR, AYNARTMAK, AYNALAMAK, AYNACIKLI, AYNADUVAR, AYNACILIK

8 harfli kelimeler

AYNATMAK, AYNATAŞI, AYNAŞMAK, AYNAŞMAH, AYNAOĞLU

7 harfli kelimeler

AYNAKOL, AYNAŞIK, AYNASIZ, AYNAMAK, AYNALIK, AYNAGÖZ, AYNALAR, AYNAGÜL, AYNAĞAN

6 harfli kelimeler

AYNACI, AYNALI, AYNATA, AYNAZA

5 harfli kelimeler

AYNAN, AYNAŞ, AYNAT, AYNAK, AYNAZ

4 harfli kelimeler

AYNA

Bazı kelimelerin anlamları

AYNA

Işığı yansıtan, varlıkların görüntüsünü veren, cilalı ve sırlı cam, gözgü, mirat. Gemilerde işaretçi erlerin kullandığı dürbün. Atların diz kapağı. İyi bir durumda, yolunda. Doğramacılık ve yapıcılıkta çerçeve içine geçirilen tahta veya taş levha. Küreğin yassı uç bölümü. Karagöz oyununda perde. Bir olayı, bir durumu yansıtan, göz önünde canlandıran olay, durum, şey. Akıntı ve anaforun birleştiği yerde oluşan su burgacı.

AYNAŞTIRMAK

Çözmek, düzeltmek, halletmek, uyuşturmak.

AYNABAKAR

Büyük, yumurtamsı, kırmızımsı mavi renkli bir tür erik.

AYNACIKLI

Yakışıklı. Yünden örülmüş erkek çorabı.

AYNACILIK

Aynacının yaptığı iş. Aynacı olma durumu.

AYNASIZLIK

Aynasız olma durumu.

AYNALANMAK

Sıvı, ayna ödevi görebilecek kadar durulmak. Bulanık su durulmak.

AYNADUVAR

(Mimarlık) Mimarlıkta çevresi silmeli düz yüzey.

AYNALIKALE

Erzurum kenti, Ovacık nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

AYNALIHOCA

Muş ili, Malazgirt ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

AYNALAMAK

Tek tırnaklı hayvan, çoğuncası at, tökezleyip dizini yaralamak.

AYNATAŞI

(Mimarlık) Çeşmelerde üzerine musluğun takıldığı taş.

AYNABIÇAĞI

Kapı ve pencere yapmakta kullanılan bir araç. (Yalvaç Isparta).

AYNARTMAK

Görmezden gelerek savuşmak. Korkutacak gibi bakmak.

AYNALIKOLLU

Bir kilim türü. (Kızılca Bor Niğde).

AYNATMAK

Anlatmak.

  -   -   -  

Anlamında AYNA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde AYNA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AKTARMAK

Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.

AĞDA

Kaynatılarak çok koyu ve yapışkan bir macun durumuna getirilen pekmez veya limonlu şeker eriyiği. Şekerle yapılmış olan ürünlerin hazırlanması veya beklemesi sırasında şekerin ulaştığı koyuluk.

AYAZMA

Rumların kutsal saydıkları kaynak veya pınar.

AYNASIZ

Aynası olmayan. Polis. Hoşa gitmeyen, kötü, yakışıksız, çirkin, ters, biçimsiz.

AYNACI

Ayna yapan veya satan kimse. Hileci, işine hile karıştıran kimse.

AYNALI

Aynası olan. Parlak yüzlü, yakışıklı, güzel.

AFAKİ

Gereksiz, önemsiz (söz). Bir kaynağa dayanmayan, hayalî.

AKİDE

İnanç. Şekerin kaynatılarak katılaşması yolu ile yapılan, renkli ve kokulu, ağızda güç eriyen şeker, akide şekeri.

BAŞVURMAK

Bir işin yapılması için bir kimsenin aracılığını istemek. Bilgi sahibi olmak için bir kaynağı kullanmak, müracaat etmek. İsteği, dileği belirtmek için herhangi bir işlem başlatmak. Bir şeye yararlanmak amacıyla el atmak. Bir işe girmek, bir sınava katılmak vb. konularda müracaatta bulunmak.

ANKİLOZ

Oynar eklemlerde oynaklığın kalmamasıyla eklemin işlemez duruma gelmesi, eklem kaynaşması.

AKRABA

Kan bağıyla birbirine bağlı olan kimseler. Oluşma yönünden aynı kaynağa dayanan şeyler. Biri, diğerinin doğurduğu sonuç veya olgular.

BANDIRMA

Bandırmak işi. İpe dizilmiş ceviz, badem vb.nin, nişasta ile kaynatılmış üzüm suyuna veya başka bir tatlıya batırılmasıyla yapılmış olan sucuk. Kurutulacak üzümün güneşe serilmeden önce içine batırıldığı potaslı suyun konulduğu kap. Balıkesir iline bağlı ilçelerden biri.

BABALIK

Baba olma durumu. Üvey baba. Yaşlı veya küçümsenen adamlara söylenen bir seslenme sözü. Kaynata.

ATATÜRKÇÜLÜK

Atatürk'ün düşünce ve uygulamalarından kaynaklanan, Türk Devleti'nin bağımsızlık ve bütünlüğünü, millî egemenliğini, kişi özgürlüğünü, çağdaş olmayı amaçlayan, akla, bilime ve gerçeğe dayanan, evrensel ağırlıklı, geleceğe yönelik, birbiri ile uyumlu amaçlar, uygulamalar ve ilkeler bütünü, Kemalistlik, Kemalizm. Bu ilkeye bağlılık.

AKTARICI

Dam kiremitlerini aktarıp kırıkları yenileyen kimse. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyuran ve yayan kimse. Görüntüyü bir bölgeden başka bir bölgeye ileten araç.

AYDINLANMA

Aydınlanmak işi ya da durumu. Bir sorun üzerine gereği kadar bilgi edinme, tenevvür. Bir yüzeyin, karşısına konulan eşit ışık kaynaklarının sayısı ile orantılı olarak aydınlık görünmesi.

AŞURE

Buğday, nohut vb. tanelerle kuru yemişlerin bir arada şekerle kaynatılmasıyla yapılmış olan bir tatlı türü, alaca aş.

ASIL

Bir şeyin kendisi, örnek, kopya karşıtı. Gerçek, esas. Aranılan nitelikleri en çok kendinde toplamış olan. Bir şeyin temelini oluşturan, ana. Bir görevde sürekli bulunan, yedek karşıtı. Kök, köken, kaynak. Gerçeklik. Soy, nesep. (a'sıl) Gerçekten, gerçek olarak.

AŞILAMAK

Vücutta bağışıklık yaratmak veya yerleşmiş bir hastalığa karşı koyabilmek için hazırlanmış bir aşıyı vücuda vermek, aşı yapmak. Birtakım düşünce veya duyguları başkasına benimsetmek, telkin etmek, etkilemek. Soğuğa sıcak, sıcağa soğuk su katmak. Elde edilmesi istenilen herhangi bir ağacın bir parçasını anaç üzerine kaynaştırarak üretmek. Başkasına hastalık geçirmek.

BAĞDAŞTIRMACILIK

Farklı kökenlere sahip değişik kültür özelliklerini birleştirme veya kaynaştırma işi. Pek çok değişik öğretiyi birleştirmeyi amaçlayan felsefi veya dinî öğreti.