Sonu AYE ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "aye" olan, toplam 23 adet kelime bulunmaktadır. Sonu aye ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında aye olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde aye olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

HADDİKİFAYE

9 harfli kelimeler

İLANİHAYE

8 harfli kelimeler

FÜRUMAYE

7 harfli kelimeler

PESPAYE, SERMAYE

6 harfli kelimeler

TÜFAYE, ŞAVAYE, SÜMAYE, HİMAYE, KİNAYE, PİRAYE, VİKAYE, HİKAYE, HEDAYE

5 harfli kelimeler

EMAYE, İNAYE, FUAYE

4 harfli kelimeler

SAYE, MAYE, PAYE, GAYE, DAYE

3 harfli kelimeler

AYE

Bazı kelimelerin anlamları

AYE

Eşraf, ileri gelen. Aya, el ayası, avuç içi. Pencerenin iç tarafı. Şaşma bildirir ünlem. Kadılar için o (zamir): Aye diyor ki çabuk gelsinler.

FÜRUMAYE

Sütü bozuk, mayası bozuk, soysuz.

HEDAYE

Arapça kökenli hediyye: hediye; Hediye. Hediye, karşılığı hedeye.

HİKAYE

Bir olayın sözlü veya yazılı olarak anlatılması. Aslı olmayan söz, olay. Gerçek veya tasarlanmış olayları anlatan düz yazı türü, öykü. Hastanın rahatsızlığı ile ilgili geçmişi, epikriz. Hastalığın teşhis ve tedavisiyle ilgili her türlü bilgi, epikriz. Hayalde tasarlanan meraklı bir takım olayları anlatarak okuyanda heyecan veya zevk uyandıran ve çoğu ancak bir kaç sayfa tutan yazı.

PİRAYE

Süs, ziynet.

SÜMAYE

Gelişigüzel, özensiz. Boşuna : Sümâye çenesini yoruyor.

VİKAYE

Koruma.

KİNAYE

Düşünüleni dolaylı olarak anlatan söz. Bir sözü gerçek anlamının dışında kullanma sanatı. Üstü kapalı, sitemli, dokunaklı söz.

İLANİHAYE

Sonsuza kadar. Sonsuz.

ŞAVAYE

Izgara.

TÜFAYE

Elma ve armut kompostosu.

PESPAYE

Alçak, soysuz, aşağılık.

EMAYE

Üzeri emayla kaplanmış olan. Fotoğrafçılıkta ışığa karşı hassas malzeme.

HADDİKİFAYE

Yeterlik derecesi.

SERMAYE

Bir ticaret işinin kurulması, yürütülmesi için gereken anapara ve paraya çevrilebilir malların tamamı, anamal, başmal, kapital, meta, resülmal. Genelev kadını. Varlık, servet. Konu.

HİMAYE

Koruma, gözetme, esirgeme, koruyuculuk, gözetim. Kayırma, elinden tutma.

  -   -   -  

Anlamında AYE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde AYE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AKSAKAL

Köyün veya mahallenin ihtiyar heyetinde olan kimse. Ermiş, evliya. Bir meslekte yaşça, kıdemce ileride ve yetenek bakımından üstün niteliğe sahip olan kimse, duayen.

AMAÇ

Ulaşmak istenilen sonuç, maksat. Gaye. Hedef. Bir kimseye veya bir kurula verilen özel amaçlı görev, misyon.

ATIFET

İyilik, bağış, kayra, lütuf, ihsan, inayet. Karşılık beklemeden gösterilen sevgi.

ANAMAL

Sermaye.

AYKIRILIK

Aykırı olma durumu, mugayeret, muhaliflik, muhalefet, tehalüf.

BAŞMAL

Sermaye.

AŞAMA

Önem veya değer bakımından gitgide yükselen bir sıra basamakların her biri, rütbe, mertebe, paye. Varılması istenen bir amaca doğru geçilmesi gerekli dönemlerden her biri, evre, basamak, adım, merhale. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap.

ARTIRIM

Bir şeyi idareli harcayarak onun bir bölümünü artırma işi, tasarruf. Müzayedede artırma.

AMAÇLI

Amacı olan, gayeli. Bir amaca yönelik.

ANAMALCILIK

Anamala dayanan ve kâr amacı güden üretim düzeni, sermayecilik, kapitalizm.

AMAÇSIZ

Amacı olmayan, gayesiz. Amacı olmayan, gayesiz bir biçimde, yönsüz, boş boş.

AYRILIK

Ayrı olma durumu. Evlilik birliğinin yargıç kararı ile geçici bir süre için kaldırılması. Düşünce, görüş veya duygu arasındaki uymazlık, mübayenet. Birinden uzak düşme, firak, firkat.

ALÇAKLIK

Alçak olma durumu, denaet, pespayelik. Alçakça davranış, habaset, şenaat.

APEL

Anonim ortaklıklarda sermaye artırımı için yapılmış olan ödeme çağrısı.

ANAMALCI

Üretim araçlarını özel mülkiyetinde bulunduran kimse, anamal sahibi, sermayedar, sermayeci, kapitalist. Anamalcılık düzenini benimsemiş kimse, kapitalist.

AİLE

Evlilik ve kan bağına dayanan, karı, koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birlik. Eş, karı. Aynı gaye üzerinde anlaşan ve birlikte çalışan kimselerin bütünü. Temel niteliği bir olan dil, hayvan veya bitki topluluğu, familya. Aynı soydan gelen veya aralarında akrabalık ilişkileri bulunan kimselerin tümü. Birlikte oturan hısım ve yakınların tümü.

BAKMAK

Bakışı bir şey üzerine çevirmek. Yoklamak, incelemek, denemek. Anlamak, farkına varmak. Gözetmek, korumak. İlgilenmek. Yapılabilmesi bir şeye bağlı bulunmak. Beslemek, geçindirmek. Bir şeyin gelişmesi veya iyi bir durumda kalması için emek vermek. Renklerde benzemek, andırmak. Bir iş birinden beklenmek. Hastayı muayene etmek. Bir şeyin yüzü bir yöne doğru olmak. Tedavi etmek için ilgilenmek. Bir işi yapmak, bir işi yapmakla görevli olmak. Aramak. Başka bir şeyle ilgilenmeyip elindeki veya önündeki işle uğraşır olmak. Uğraşmak, meşgul olmak.

AKSİYON

Bir kuvvetin, maddi bir etkenin, bir düşüncenin ortaya çıkması. Bir oyuncunun sahne üzerindeki hareketi. Oyunun temasını geliştiren başlıca olay, hikâye, gelişim. Sermayenin belirli bir bölümü. Hisse senedi. Hareket, iş. İnsan etkinliğinin veya iradesinin açığa çıkması.

BAKINMAK

Çevreye göz gezdirmek, araştırmak. Muayene olmak.

BAYAĞI

Aşağılık, pespaye. Gerçekten. Herhangi bir özelliği olmayan, sıradan, alelade. (ba'yağı) Hemen hemen, âdeta. Basit, adi, amiyane, banal. Oldukça, epey.