Kelimeler arşivi içinde; başında "ayak" olan, toplam 53 adet kelime bulunmaktadır. ayak ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu ayak ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ayak olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
AYAKKABICILIK, AYAKLANDIRMAK
AYAKGEDİKLER, AYAKÇIKLILAR, AYAKLANDIRMA
AYAKBALTASI, AYAKKABILIK
AYAKTAKIMI, AYAKSIZLAR, AYAKLANMAK, AYAKKABICI
AYAKLANMA, AYAKÇILIK, AYAKLAMAK, AYAKÇALIK, AYAKCILIK, AYAKLILIK, AYAKBASTI, AYAKÜZERİ
AYAKGABI, AYAKKABI, AYAKALTI, AYAKKABİ, AYAKLAMA, AYAKÜSTÜ, AYAKYOLU, AYAKDAMI, AYAKÇALI
AYAKDAŞ, AYAKAVI, AYAKTAŞ, AYAKCAĞ, AYAKCAK, AYAKSIZ, AYAKCIK, AYAKLIK, AYAKCIL, AYAKÇAK, AYAKÇAT, AYAKÇIK, AYAKÇIL, AYAKÇIN, AYAKÇİN, AYAKKAB, AYAKDEŞ
AYAKÇI, AYAKÇA, AYAKLI, AYAKÇU, AYAKTA, AYAKIM, AYAKCA
AYAK
AYAK
Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek ya da bunlardan her biri. Göl ayağı. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Bacak. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Vücudun belden aşağı bölümü. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Basamak. Halk edebiyatında uyak.
AYAKLANMA
Ayaklanmak işi. Başkaldırı.
AYAKKABILIK
Ayakkabı konulan yer, ayakkabı dolabı. Ayakkabı yapmaya elverişli olan (deri, kösele vb.).
AYAKLAMAK
Ayakla ölçmek.
AYAKTAKIMI
Görgüsüzlükleri veya bilgisizlikleri dolayısıyla toplum içinde aşağı durumda olan kişiler, lümpen, parya.
AYAKKABICI
Ayakkabı yapan veya satan kimse, başmakçı, pabuççu. Ayakkabı satılan yer.
AYAKGEDİKLER
Kars ili, Başgedikler bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
AYAKBALTASI
Keresteyi yontarak düzlemekte kullanılan araç. (Kemalpaşa İzmir).
AYAKÇIKLILAR
Balıklar (Pisces) sınıfının, kemikli balıklar (Teleostei) takımından, solungaç kapakları iyi gelişmiş ve deri ile örtülü, derileri pulsuz ve pürtüklü, göğüs yüzgeçleri sap biçiminde uzayarak ayakçıklara benzeyen, yüzme keseleri kapalı ve karın yüzgeci başın biraz gerisinde, solungaç açıklığı küçük bir delik hâlinde olan bir alt takım. (Pediculati),vardır.
AYAKSIZLAR
Omurgalı hayvanlarda amfibyumlar sınıfının en ilkel yapılı türlerini içine alan bir takım.
AYAKÇALIK
Sacayak. Meyva toplamaya yarıyan üç ayaklı merdiven.
AYAKÇILIK
Ayakçının yaptığı iş.
AYAKKABICILIK
Ayakkabıcının yaptığı iş, pabuççuluk.
AYAKLANMAK
Çocuk yürümeye başlamak. Hasta iyileşip yürüyebilir duruma gelmek. Ayağa kalkıp gitmeye davranmak. Toplu bir biçimde zor ve şiddet kullanarak devlet güçlerine karşı gelmek, başkaldırmak, isyan etmek. Uyanmak, uyanıp kalkmak.
AYAKLANDIRMA
Ayaklandırmak işi.
AYAKLANDIRMAK
Ayaklanmasına yol açmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde AYAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ABAJUR
Işığı bir yere toplamak, doğrudan doğruya gözlere vurmasını önlemek için kullanılan, kâğıt, kumaş, maden veya renkli camdan yapılmış lamba siperi. Genellikle üzeri siperli masa lambası veya ayaklı lamba.
AĞIMLI
Ağımı olan (ayak).
ARPALAMA
Atların ayaklarında görülen ve rahat yürümelerini önleyen bir hastalık. Çok arpa yemekten ileri gelen bir hayvan hastalığı.
ALIN
Yüzün, kaşlarla saçlar arasındaki bölümü. Bir ocakta her türlü ayak, galeri, baca, kuyu ve yolun ilerletilmekte olan yüzeyi. Karşı. Bazı şeylerin önü, ön yüzü.
AMİP
Amipler takımından, vücudunun biçim değiştirmesiyle oluşan geçici kollar veya ayaklar üzerinde sürünerek yer değiştiren, tatlı ve tuzlu sularda yaşayan bir hücreli canlı (Amoeba).
AYAKLI
Ayağı olan. Bir destekle yere dayanan. Ayakla işletilen.
AYA
Elin parmak dipleriyle bilek arasındaki iç bölümü, avuç içi. Yaprakların düz ve parlak bölümü. Ayak tabanı.
ARILAR
Tek tek veya bir topluluk düzeni içinde yaşayan, vücutları, özellikle karınları ve arka ayakları kıllarla örtülü zar kanatlılar familyası.
ADIM
Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.
ATKI
Soğuğa karşı omuzlara, başa, sırta veya boyna alınan örtü, bürgü. Büyük yaba. Dokuma tezgâhlarında mekikle enine atılan iplik, argaç. Bazı kadın ayakkabılarında ve çocuk patiklerinde ayağın üstünden geçen, yandan iliklenen ince uzun parça. Kapı ve pencerelerin yapımında üst tarafa konan ağaç, taş veya beton destek, üst eşik.
AYAKÇI
Ayak işlerinde kullanılan kimse. Bir iş süresince tutulan hizmetçi. Otobüs terminallerinde yolcuyu kendi şirketinden bilet almaya yönlendiren kimse. Gezici satıcı, çerçi.
AYAKLIK
Bir makinede, bir araçta ayak yardımıyla dönmeyi veya hareketi sağlayan düzen, pedal. Küçük teknelerde kürekçinin oturduğu yeri destekleyen, kaplamaların iç tarafına çakılan kiriş. Kaide. Ayakçak. Ayak basacak yer.
ATLAMAK
Bir engeli sıçrayarak veya fırlayarak aşmak. Yanılmak, aldanmak. Yüksek bir yerden alçak bir yere, ayaküstü gelecek bir biçimde kendini bırakmak. İnmek. Okuma, yazı yazma, sayı sayma vb. işlerde bazı bölümleri üstünkörü geçmek. Basında haberi zamanında verememek veya diğer gazetelerden öğrenmek. Bir işe sonucunu düşünmeden hemen girişmek. Binmek. Sınıfı okumadan geçmek.
AYAKÇIN
Dokuma tezgâhlarında atkı ipliklerini hareket ettirmek için ayakla basılan tahta ayaklık.
AYAKLAMA
Ayaklamak işi.
ASTAR
Giyecek, perde, çanta, ayakkabı vb. şeylerde, kumaşın veya derinin iç tarafına geçirilen ince kat. Sıvanacak, boyanacak yerlere boyadan önce sürülen kat. Gemicilikte bir şeyi sağlamlaştırmak için kullanılan bez, halat, ağaç vb.
AYAKLILIK
Ayaklı olma durumu.
AKKARAMAN
Orta ve Doğu Anadolu'nun batı kesimlerinde yaygın olarak yetiştirilen, vücudu beyaz, ağız, burun, göz etrafı, kulak ve ayaklarında siyah lekeler bulunabilen, kaba karışık yapağılı, yerli bir tür koyun.
AYAKÇAK
Merdiven, merdiven basamağı. Çocukların, cambazların ayaklarına takıp yürüdükleri çifte sırık. Dokuma tezgâhı ayaklığı, ayaklık.
ATIŞMA
Atışmak işi. Saz şairleri, belli bir ayak üzerine karşılıklı deyiş söyleme.