AVUR ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "avur" olan, toplam 16 adet kelime bulunmaktadır. avur ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu avur ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde avur olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

AVURTLAŞMAK

10 harfli kelimeler

AVURTLAMAK

9 harfli kelimeler

AVURDALIK, AVURLAMAK, AVURTLAMA

8 harfli kelimeler

AVURTEPE, AVURTLAK

7 harfli kelimeler

AVURLUK, AVURTLU

6 harfli kelimeler

AVURDA, AVURNA

5 harfli kelimeler

AVURA, AVURD, AVURT, AVURZ

4 harfli kelimeler

AVUR

Bazı kelimelerin anlamları

AVUR

Yeni doğurmuş bir hayvandan ilk günlerde sağılan, koyu yapışkan süt, ağız. Ağır.

AVURTLAK

Avurdu yumru, sarkık olan insan veya hayvan. Başak tutmak üzere olan ekin. Yanakları büyük olan. Büyük ağızlı. Giysinin uygun gelmeyip kabarık kalması. Kemiriciler (Rodentia) takımından, Güneydoğu Anadolu ve Kafkaslarda yaşayan altın sarısı renkli bir memeli türü.

AVURTLAMAK

Büyüklenmek, çalım satmak. Yüksekten atmak.

AVURD

Yanağın ağız boşluğu hizasına gelen kısmı.

AVURNA

Dişi deve. Doğurmıyan yoz deve. Obur.

AVURLUK

Düğün eşyası.

AVURTLAŞMAK

Sohbet etmek, çene çalmak, konuşmak.

AVURT

Yanağın ağız boşluğu hizasına gelen bölümü.

AVURA

Şurası.

AVURZ

Ağzı bozuk.

AVURDA

Orada. Ebe.

AVURDALIK

Ebelik.

AVURTLU

Çalım satan, yüksekten atan.

AVURLAMAK

Tehdit etmek.

AVURTEPE

Şanlıurfa şehrinde, Karacadağ nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

AVURTLAMA

Avurtlamak işi.

  -   -   -  

Anlamında AVUR bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde AVUR geçen kelimeler listesi verilmiştir.

KAVURMA

Kavurmak işi. Kendi yağıyla pişirilip kavrulduktan sonra yenen veya dondurulup saklanan et. Kavrulmuş olan.

İSRAF

Gereksiz yere para, zaman, emek vb.ni harcama, savurganlık.

KIYMA

Kıymak işi. Çekilmiş et. Küçük kuşbaşı etlerden kavrularak yapılmış kışlık kavurma.

MİRASYEDİ

Kendisine önemli bir miras kalan, mirasa konan kimse. Çok savurgan kimse.

ÇIRPMAK

Halı, kilim vb. şeyleri hızla ve kesik kesik silkelemek. Bir şeyin ucundan bir parça kesmek. Sulu yiyecekleri hızla ve sürekli olarak çatal, kaşık vb. ile karıştırmak. Güreşte rakibinin kollarını beli hizasında sımsıkı kavrayarak minderde kendi üzerinden sağa ve sola sırtüstü savurmak. İki şeyi birbirine çarpmak. Çalmak, hırsızlık etmek.

HAR

"Düşüncesizce ve hesapsızca harcamak, bol bol harcayıp tüketmek" anlamlarındaki har vurup harman savurmak deyiminde geçen bir söz. Sıcak, kızgın, yakıcı.

ÇAĞANOZ

Kabukluların ön ayaklılar alt takımından, eti için avlanan, pavuryaya benzer küçük su hayvanı (Carcinus).

ETLİK

Kış için etinden kıyma, kavurma, pastırma ve sucuk yapılmış olan semiz hayvan. Buzdolabında et koymak için ayrılmış yer.

KAVURTMA

Kavurtmak işi.

ÇÖKMEK

Bulunduğu düzeyden aşağı inmek, çukurlaşmak. Şakak, avurt vb. içeri doğru girmek, çukurlaşmak. Çömelmek. Basmak, yayılmak. Oturmak, birdenbire oturmak. Yoğun bir biçimde duymak. Son bulmak, yıkılıp dağılmak. Sarsılıp dinçliğini yitirmek. Deve, sığır vb. olduğu yere oturmak. Üzerinde bulunduğu yere yıkılmak. Sis, duman vb. inerek kaplamak. Tortu dibe inmek.

BÜYÜLENMEK

Büyüleme işine konu olmak, efsunlanmak, afsunlanmak, sihirlenmek, avurtlanmak.

KAVURUŞ

Kavurma işi.

KAVURTMAK

Kavurma işini yaptırmak.

FAN

Havalandırma aracı, pervane, pervane kanadı, vantilatör. Sıcak veya soğuk havayı dengeli olarak savuran araç.

KAVRULMAK

Kavurma işi yapılmak. Hayatın acılarına uğramak. Dış etkenler yüzünden özelliklerini yitirmek. Yaşı ilerlemesine karşın iyi gelişememek, cılız kalmak.

AĞIZ

Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.

FİRİK

Olgunlaşmak üzere olan tahıl. Çerez olarak yenen tahıl kavurgası.

KAVURMALI

İçinde kavurma bulunan.

KEBAP

Doğrudan doğruya ateşte veya kap içinde susuz olarak pişirilmiş et. Kızartma, çevirme veya kavurma yoluyla hazırlanan her türlü yiyecek. Yanmış, yanık. Kavrulmuş, kızarmış.

KAVURMACI

Kavurma yapan veya satan kimse.