ATE ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "ate" olan, toplam 55 adet kelime bulunmaktadır. ate ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu ate ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ate olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

ATEŞLENEBİLMEK, ATEŞLEYEBİLMEK, ATEROSKLEROZİS, ATEŞLEYİVERMEK

13 harfli kelimeler

ATEŞBÖCEKLERİ, ATEŞLEYEBİLME, ATEŞLEYİCİLİK, ATEŞLEYİVERME, ATEŞLENDİRMEK, ATEŞPERESTLİK, ATEŞLENEBİLME

12 harfli kelimeler

ATELOPROZOPİ, ATEROEMBOLUS, ATEŞLENDİRME, ATEROMATOZİS, ATEROSKLEROZ

10 harfli kelimeler

ATEŞLENMEK, ATEŞKÜREĞİ, ATEŞLETMEK, ATEŞLEYİCİ, ATEŞBÖCEĞİ, ATELEKTAZİ, ATEŞPEREST, ATEŞSİZLİK

9 harfli kelimeler

ATEŞÇİLİK, ATEŞLETME, ATEŞLİLİK, ATEŞLENME, ATEŞLENİŞ, ATEŞLEMEK, ATEŞYUVAR

8 harfli kelimeler

ATEŞLEME, ATEŞPARE, ATEROZİS

7 harfli kelimeler

ATEŞKES, ATEBRİN, ATEŞSİZ, ATEŞLUK, ATEŞLİM, ATEŞLİK, ATERİNA, ATEŞBAZ, ATEŞGÖZ

6 harfli kelimeler

ATEROM, ATEŞLİ, ATELYA, ATEŞÇİ, ATEİZM, ATEİST, ATEŞİN

5 harfli kelimeler

ATENT

4 harfli kelimeler

ATEŞ, ATEL, ATEH

3 harfli kelimeler

ATE

Bazı kelimelerin anlamları

ATE

Tanrıtanımaz.

ATEŞLENDİRME

Ateşlendirmek işi.

ATEŞLEYİVERME

Ateşleyivermek işi.

ATEŞLEYEBİLME

Ateşleyebilmek işi.

ATEŞLEYEBİLMEK

Ateşleme imkânı veya olasılığı bulunmak.

ATEŞLEYİVERMEK

Çabucak ateşlemek.

ATEŞLENEBİLME

Ateşlenebilmek işi.

ATEŞLENDİRMEK

Coşturmak, kışkırtmak, şiddetlendirmek.

ATEROSKLEROZİS

Büyük ve orta boyuttaki atardamar duvarlarının iç yüzeyinde gelişen, ateromatoz plaklar adı verilen kolesterol kristalleri ve hücrelerden oluşan nekrotik kitlelerle belirgin bir hastalık, ateromatoz plak, ateroskleroz. Bu plaklar kan pıhtılaşmasını kolaylaştırarak trombüs ve emboli oluşmasına yol açar, atardamarlarda kan akımı engellenir.

ATEŞLEYİCİLİK

Ateşleyici olma durumu.

ATEROEMBOLUS

Kolesterol veya esterlerinden veya atheromatöz plaklardan kopan parçalardan oluşan, kan dolaşımına karışan tıkaç.

ATEROMATOZİS

Atardamarlarda çok sayıda ateromun biçimlenmesi.

ATELOPROZOPİ

Yüzün hatalı veya eksik biçimlenmesi.

ATEŞLENEBİLMEK

Ateşlenme imkânı veya olasılığı bulunmak.

ATEŞPERESTLİK

Ateşperest olma durumu.

ATEŞBÖCEKLERİ

Kınkanatlılardan, erkekleri uçucu, dişileri kanatsız, kurtçukları etçil, birçoğu ışık saçan, gündüzleri bitkilerde geçiren böcekler familyası; ışılböcekler.

  -   -   -  

Anlamında ATE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ATE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ARKEBÜZ

XV. yüzyılda Fransa'da kullanılmaya başlanan, taşınabilir ateşli silah.

AMALİERBAA

Matematikte dört işlem.

ARİTMETİK

Matematiğin, konusu sayılar, bunların özellikleri ve işlemler olan kolu, hesap. Matematikle ilgili.

ASONANS

Aynı aksanı veren ünlüyü ondan sonra veya önce gelen ünsüzü dikkate almadan her dizenin sonunda tekrarlama biçiminde yapılmış olan uyak.

ATEŞBAZ

Ateşle hüner gösteren oyuncu. Osmanlılarda şenlikler için donanma fişeklerini hazırlayan kimse.

ARİSTOTELESÇİLİK

Yunan filozoflarından derslerini öğrencileriyle birlikte gezinerek veren Aristoteles'in felsefesi, gezimcilik, Aristoculuk, peripatetizm. Bu felsefeyi benimsemiş olma durumu.

AMYANT

Kolayca bükülen ve ateşe dayanan liflerden oluşmuş bir ak asbest türü.

AĞIRKANLI

Ağırcanlı. Hippokrates'in ortaya attığı ağırcanlılık, soğukluk, kolayca duygulanmayış gibi nitelikleri kendinde toplayan kişilik tipi.

ARİSTOTELESÇİ

Aristotelesçilik yanlısı olan, Aristocu, gezimci, peripatetist.

ASBEST

Tremolitin bozulmasından oluşan, lifli, kırılmadan bükülebilen ve ateşte niteliği değişmeyen bir mineral, taş pamuğu, kaya lifi.

AĞIZOTU

Topları ateşlemek için falyaya konulan ve barutun patlamasına sebep olan madde.

ALEV

Yanan maddelerin veya gazların türlü biçimlerdeki ışıklı uzantısı, yalım, yalaz, alaz, şule. Kıvılcım. Aşk ateşi. Sıcaklık. Mızrak uçlarına takılan küçük bayrak, flama.

ALMAK

Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.

ALBASTI

Doğum sırasında temizliğe dikkat edilmemesi yüzünden lohusanın tutulduğu ateşli hastalık, lohusa humması, albasma.

ATEŞÇİ

Fabrika, vapur, lokomotif vb. ateşle işleyen yerlerde ocaklara kömür atıp ateşin sürekli yanmasını sağlayan kimse.

ASPİRİN

Ağrı kesici, ateş düşürücü ve kanı sulandırıcı olarak kullanılan beyaz renkli hap.

ALKOL

Bira, şarap vb. sıvıların veya pancar, patates nişastasının şekere dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan glikoz çözeltilerin mayalaşmış özlerinin damıtılmasıyla elde edilen, kokulu, uçucu, yanıcı, renksiz sıvı, ispirto, etanol, etil alkol. Her türlü alkollü içki.

ANSIZIN

Hatıra gelmeyen bir sırada, ani, anide, aniden, ansız, apansız, apansızın, birden, birdenbire, dangadak, defaten, durup dururken, fücceten, gürpedek, larp, larpadak, patadak, pattadak, rappadak, şakkadak, şapadanak, şappadak, şırakkadak, bedaheten, fücceten, nagehan, vehleten.

AĞIRLIK

Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.

ARPACIK

Göz kapağının kenarında çıkan küçük çıban, it dirseği. Tüfek, tabanca vb. ateşli silahlarda namlunun en ileri bölümünde bulunan ve nişan alırken gezle birlikte göz ile hedef arasında aynı çizgi üzerine getirilen küçük çıkıntı.