Kelimeler arşivi içinde; başında "ate" olan, toplam 55 adet kelime bulunmaktadır. ate ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu ate ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ate olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ATEŞLENEBİLMEK, ATEŞLEYEBİLMEK, ATEROSKLEROZİS, ATEŞLEYİVERMEK
ATEŞBÖCEKLERİ, ATEŞLEYEBİLME, ATEŞLEYİCİLİK, ATEŞLEYİVERME, ATEŞLENDİRMEK, ATEŞPERESTLİK, ATEŞLENEBİLME
ATELOPROZOPİ, ATEROEMBOLUS, ATEŞLENDİRME, ATEROMATOZİS, ATEROSKLEROZ
ATEŞLENMEK, ATEŞKÜREĞİ, ATEŞLETMEK, ATEŞLEYİCİ, ATEŞBÖCEĞİ, ATELEKTAZİ, ATEŞPEREST, ATEŞSİZLİK
ATEŞÇİLİK, ATEŞLETME, ATEŞLİLİK, ATEŞLENME, ATEŞLENİŞ, ATEŞLEMEK, ATEŞYUVAR
ATEŞLEME, ATEŞPARE, ATEROZİS
ATEŞKES, ATEBRİN, ATEŞSİZ, ATEŞLUK, ATEŞLİM, ATEŞLİK, ATERİNA, ATEŞBAZ, ATEŞGÖZ
ATEROM, ATEŞLİ, ATELYA, ATEŞÇİ, ATEİZM, ATEİST, ATEŞİN
ATENT
ATEŞ, ATEL, ATEH
ATE
ATE
Tanrıtanımaz.
ATEŞLENDİRME
Ateşlendirmek işi.
ATEŞLEYİVERME
Ateşleyivermek işi.
ATEŞLEYEBİLME
Ateşleyebilmek işi.
ATEŞLEYEBİLMEK
Ateşleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
ATEŞLEYİVERMEK
Çabucak ateşlemek.
ATEŞLENEBİLME
Ateşlenebilmek işi.
ATEŞLENDİRMEK
Coşturmak, kışkırtmak, şiddetlendirmek.
ATEROSKLEROZİS
Büyük ve orta boyuttaki atardamar duvarlarının iç yüzeyinde gelişen, ateromatoz plaklar adı verilen kolesterol kristalleri ve hücrelerden oluşan nekrotik kitlelerle belirgin bir hastalık, ateromatoz plak, ateroskleroz. Bu plaklar kan pıhtılaşmasını kolaylaştırarak trombüs ve emboli oluşmasına yol açar, atardamarlarda kan akımı engellenir.
ATEŞLEYİCİLİK
Ateşleyici olma durumu.
ATEROEMBOLUS
Kolesterol veya esterlerinden veya atheromatöz plaklardan kopan parçalardan oluşan, kan dolaşımına karışan tıkaç.
ATEROMATOZİS
Atardamarlarda çok sayıda ateromun biçimlenmesi.
ATELOPROZOPİ
Yüzün hatalı veya eksik biçimlenmesi.
ATEŞLENEBİLMEK
Ateşlenme imkânı veya olasılığı bulunmak.
ATEŞPERESTLİK
Ateşperest olma durumu.
ATEŞBÖCEKLERİ
Kınkanatlılardan, erkekleri uçucu, dişileri kanatsız, kurtçukları etçil, birçoğu ışık saçan, gündüzleri bitkilerde geçiren böcekler familyası; ışılböcekler.
Bu bölümde tanımı içerisinde ATE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ARKEBÜZ
XV. yüzyılda Fransa'da kullanılmaya başlanan, taşınabilir ateşli silah.
AMALİERBAA
Matematikte dört işlem.
ARİTMETİK
Matematiğin, konusu sayılar, bunların özellikleri ve işlemler olan kolu, hesap. Matematikle ilgili.
ASONANS
Aynı aksanı veren ünlüyü ondan sonra veya önce gelen ünsüzü dikkate almadan her dizenin sonunda tekrarlama biçiminde yapılmış olan uyak.
ATEŞBAZ
Ateşle hüner gösteren oyuncu. Osmanlılarda şenlikler için donanma fişeklerini hazırlayan kimse.
ARİSTOTELESÇİLİK
Yunan filozoflarından derslerini öğrencileriyle birlikte gezinerek veren Aristoteles'in felsefesi, gezimcilik, Aristoculuk, peripatetizm. Bu felsefeyi benimsemiş olma durumu.
AMYANT
Kolayca bükülen ve ateşe dayanan liflerden oluşmuş bir ak asbest türü.
AĞIRKANLI
Ağırcanlı. Hippokrates'in ortaya attığı ağırcanlılık, soğukluk, kolayca duygulanmayış gibi nitelikleri kendinde toplayan kişilik tipi.
ARİSTOTELESÇİ
Aristotelesçilik yanlısı olan, Aristocu, gezimci, peripatetist.
ASBEST
Tremolitin bozulmasından oluşan, lifli, kırılmadan bükülebilen ve ateşte niteliği değişmeyen bir mineral, taş pamuğu, kaya lifi.
AĞIZOTU
Topları ateşlemek için falyaya konulan ve barutun patlamasına sebep olan madde.
ALEV
Yanan maddelerin veya gazların türlü biçimlerdeki ışıklı uzantısı, yalım, yalaz, alaz, şule. Kıvılcım. Aşk ateşi. Sıcaklık. Mızrak uçlarına takılan küçük bayrak, flama.
ALMAK
Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.
ALBASTI
Doğum sırasında temizliğe dikkat edilmemesi yüzünden lohusanın tutulduğu ateşli hastalık, lohusa humması, albasma.
ATEŞÇİ
Fabrika, vapur, lokomotif vb. ateşle işleyen yerlerde ocaklara kömür atıp ateşin sürekli yanmasını sağlayan kimse.
ASPİRİN
Ağrı kesici, ateş düşürücü ve kanı sulandırıcı olarak kullanılan beyaz renkli hap.
ALKOL
Bira, şarap vb. sıvıların veya pancar, patates nişastasının şekere dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan glikoz çözeltilerin mayalaşmış özlerinin damıtılmasıyla elde edilen, kokulu, uçucu, yanıcı, renksiz sıvı, ispirto, etanol, etil alkol. Her türlü alkollü içki.
ANSIZIN
Hatıra gelmeyen bir sırada, ani, anide, aniden, ansız, apansız, apansızın, birden, birdenbire, dangadak, defaten, durup dururken, fücceten, gürpedek, larp, larpadak, patadak, pattadak, rappadak, şakkadak, şapadanak, şappadak, şırakkadak, bedaheten, fücceten, nagehan, vehleten.
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
ARPACIK
Göz kapağının kenarında çıkan küçük çıban, it dirseği. Tüfek, tabanca vb. ateşli silahlarda namlunun en ileri bölümünde bulunan ve nişan alırken gezle birlikte göz ile hedef arasında aynı çizgi üzerine getirilen küçük çıkıntı.