Kelimeler arşivi içinde; sonunda "argın" olan, toplam 11 adet kelime bulunmaktadır. Sonu argın ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında argın olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde argın olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
DEVECİKARGIN
DEDEKARGIN, DEREKARGIN, KAPIKARGIN
DARGIN, KARGIN, SARGIN, GARGIN, VARGIN, YARGIN
ARGIN
ARGIN
Bitkin. Beceriksiz. Zayıf.
YARGIN
Sırt. Ark, uzun çukur. Arka, sırt.
VARGIN
Ulaşan, isteğine erişen.
DARGIN
Darılmış olan, küskün. Soğuk, ilgisiz.
KARGIN
Eriyen karların oluşturduğu akarsu. Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri. Marangozlukta kullanılan bir tür büyük rende. Karla karışık yağan yağmur.
SARGIN
İçten, yürekten.
GARGIN
Su yollarındaki engeller dolayısıyle kabarıp durgunlaşan su. Tıkanan su yolundan geri vuran su. Karların erimesiyle fazlalaşan su. Sık, sürekli ve fazla miktarda yağan yağmur. Gebe. Yemden doymuş (hayvan için). Bu yıl ekinler çok gargın, bilmem ki, nasıl biçeceğiz. Çok zengin (kimse için). İşi çok fazla olan kimse: Bugün çok gargınım, yanıma gelmeyin. Gövdeleri fazla gelişip odunlaşmış bitkiler. Sazlık. Üstü pişmiş, içi çiğ kalmış ekmek. Mısırın, fırında kururken yanma derecesine gelmesini anlatır.
DEVECİKARGIN
Tokat ilinde, Artova ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
DEDEKARGIN
Malatya şehrinde, Yazıhan belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
DEREKARGIN
Çorum kenti, İskilip ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.
KAPIKARGIN
Muğla şehrinde, Dalaman belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer.
Bu bölümde tanımı içerisinde ARGIN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KAVGALI
Kavgayla yapılmış olan veya içine kavga karışan. Birisiyle kavga ederek darılmış olan, dargın.
ARGINLIK
Argın olma durumu, kudretsizlik, mecalsizlik.
DARGINLAŞMAK
Dargın bir durum almak.
KÜSÜLÜ
Aralarında dargınlık, küskünlük bulunan.
KUDRETSİZLİK
Güçsüz olma durumu, argınlık, takatsizlik.
Kİ
Anlam bakımından birbirleriyle ilgili cümleleri birbirine bağlayan bir söz. "Öyle, o kadar, o denli" vb.nden sonra, kullanıldığı cümleye güç katan bir söz. Özneyi, tümleci güçlendirerek cümlenin temel bölümüne bağlayan bir söz. Yakınma, kınama vb. duygular anlatmak için bir cümlenin sonuna getirilen bir söz. İkinci cümledeki yargının birincideki hareketin yapılışı sırasında görülerek şaşıldığını bildiren bir söz. Bir soru cümlesinin sonuna getirildiğinde şüphe veya endişe anlatan bir söz. Bazı kelimelerin sonuna bir ek gibi eklenerek birtakım zarflar, yeni edatlar oluşturan bir söz: Belki, çünkü, hâlbuki, mademki, sanki gibi. İki cümlede anlatılan durumların uyuşmazlığını bildiren bir söz.
KUDRETSİZ
Gücü olmayan, argın, takatsiz.
LANETLİ
Lanetlenmiş, kargınmış, kargışlı, melun.
BARIŞIK
Başkası ile barış durumunda bulunan, dargın veya düşman olmayan.
SOĞUKLUK
Soğuk olma durumu, soğuk bir etki yapan şeyin özelliği, bürudet. Kırgınlığa, dargınlığa yol açabilen sevgi azalması. Yemeğin sonunda yenen meyve, hoşaf, komposto vb. şeyler. Soğuk, sevimsiz ve ilgisiz davranış, ilgisizlik. Hamamlarda yıkanılan yerle giyinilen yer arasındaki az ısıtılan yer. Cinsel istek duymama durumu. Sevimsiz olma durumu, antipati.
BİTKİN
Gücü tükenmiş olan, çok yorgun, argın, aygın, dermansız.
EKŞİMEK
Ekşi duruma gelmek. Kaşlarını çatıp yüzüne küskün veya dargın bir anlam vermek, somurtmak. Utanmak, mahcup olmak. Mayalanmak. Bozulmak. Sırnaşmak, ısrar etmek.
MECALSİZLİK
Argınlık, dermansızlık, takatsizlik.
KONUŞMAK
Bir dilin kelimeleriyle düşüncesini sözlü olarak anlatmak. Flört etmek. Becermek, uzman gibi yapabilmek. Şık ve zarif görünmek. Belli bir konudan söz etmek. Dargın bulunmamak. Söylev vermek, konuşma yapmak. Konuşma dili olarak kullanmak. Bir konuda karşılıklı söz etmek, sohbet etmek. Geçerli olmak, etkin olmak. Düşüncesini herhangi bir araç kullanarak anlatmak. Oyuncak, hayvan vb. konuşmaya benzeyen birtakım sesler çıkarmak. İlişki kurmak ya da ilişkiyi sürdürmek. Gizli bir şeyi açığa vurmak, ele vermek.
DARGINLIK
Dargın olma durumu.
ATIŞMAK
Tartışmak. Çocuk oyunlarında ebeyi veya takımda olanları belirlemek için karşılıklı olarak adım atmak. Kendisine dargın olan bir kimseye barışıkmış gibi söz söylemek.
BARIŞMAK
İki taraf, aralarındaki dargınlığı kaldırmak, uzlaşmak, anlaşmak. Sevmek, zevk almak.
NEVRASTENİ
Baş ağrıları, sindirim güçlükleri vb. fiziksel rahatsızlıklar ve ruhsal görevlerde gevşeme ve bitkinlik biçiminde görülen, sinirsel güçlerin zayıflamasından doğan nevroz, sinir argınlığı.
DARGINLAŞMA
Dargınlaşmak işi.
GEÇERLİLİK
Geçerli olma durumu, geçerlik. Bir kavramın, bir yargının, mantıksal olarak onaylanabilir olması.