Kelimeler arşivi içinde; başında "anır" olan, toplam 18 adet kelime bulunmaktadır. anır ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu anır ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde anır olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ANIRTLAMAK, ANIRLANMAK
ANIRSIMAK
ANIRTMAK, ANIRTMAÇ, ANIRTLAN, ANIRTKAN
ANIRMAK, ANIRKAN, ANIRŞAK, ANIRGAN, ANIRTMA, ANIRDAK
ANIRMA, ANIRTI, ANIRIŞ
ANIRI
ANIR
ANIR
Taraf, yön: Tepe anırında bir ışık var. Onur, kibir.
ANIRMAK
Eşek bağırmak.
ANIRTMA
Anırtmak işi.
ANIRTMAÇ
Vara yoğa bağıran, ağlıyan, terbiyesiz çocuk.
ANIRTLAN
Kartala benzer bir çeşit kuş.
ANIRKAN
Çok anıran eşek, azgın erkek eşek.
ANIRMA
Anırmak işi.
ANIRGAN
Ses çıkararak dönen su dolabı: Anırganın olukları bozulmuş. Çok anıran, azgın erkek eşek. Bağırarak ağlayan (çocuk). Kuvvetle haykıran.
ANIRŞAK
Kirmanın yuvarlağı, ağırşak.
ANIRLANMAK
Büyüklenmek, onurlanmak.
ANIRTLAMAK
Vurmaya niyet etmek, korkutmak kasdiyle vuracakmış gibi yapmak.
ANIRTMAK
Anırmasını sağlamak.
ANIRDAK
Taze ceviz ya da söğüt dalından kıvrılarak yapılan bir çeşit borazan.
ANIRSIMAK
Et kokmaya, bozulmaya yüz tutmak.
ANIRTKAN
Çok arsız, azgın.
ANIRTI
Eşeğin anırırken çıkardığı sesin adı.
Bu bölümde tanımı içerisinde ANIR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ANIRIŞ
Anırma işi.
ENGEL
Bir şeyin gerçekleşmesini önleyen sebep, mâni, mahzur, müşkül, pürüz, mânia, handikap. Engelli koşularda, her yarışçının üzerinden atlaması gereken tahta düzenek, bariyer. Hemzemin geçitlerde kara yolu güvenliğini sağlamak için kullanılan açılır kapanır düzenek, bariyer. Herhangi bir yolu kapamak için konulan nesne, bariyer. Kara yollarının kenarlarına yapılmış olan korkuluk, bariyer.
HAKŞİNASLIK
Haktanırlık.
HARE
Bazı nesne, canlı, göz vb.nde dalgalanır gibi görünen parlak çizgiler, meneviş, dalgır. Üzerinde dalgalı çizgiler bulunan kumaş. Yeni yapılmış olan duvarların arasına harçla birlikte doldurulan taş parçaları.
HAFNİYUM
Atom numarası 72, atom ağırlığı 178,6 olan, az rastlanır bir element (simgesi Hf).
GÜLDÜRÜ
Güldürme özelliği olan şey. İlkel, yalın güldürme ögelerinden yararlanan, bazen inanırlığın sınırını aşan, güldürmeyi amaç edinen sahne eseri, komedi, fars.
HAKŞİNAS
Haktanır.
CİNAS
Çok anlamlı bir kelimeye, her defasında başka bir anlam yükleyerek birbirine yakın birkaç yerde kullanma. Çok anlamı olan bir kelimenin iyi anlamını kullanır görünerek kötüsünü öne çıkarma.
KANIRTMA
Kanırtmak işi.
DENSİZLEŞMEK
Yakışıksız ve saygısızca davranır duruma gelmek.
KADINLAŞMAK
Kadına benzer bir durum almak. Erkek kadın gibi davranır duruma gelmek.
BEŞİK
Bebekleri yatırmaya ve sallayarak uyutmaya yarayan, tahta veya demirden yapılmış sallanır bir tür küçük karyola. Yüzüstü yatışta, geriye bükülü ayak bileklerini ellerle kavrayarak karın üzerinde baş ve ayak yönünde sallanma. Bir şeyin doğup geliştiği yer. Ambalajlanacak malın biçimine uygun olarak alta konulan parça veya parçaların tümü.
KANIRMA
Kanırmak işi.
GÜVERCİNBOYNU
Yeşil, mavi ve pembe arasında dalgalanır gibi görünen renk. Bu renkte olan.
HAKTANIRLIK
Haktanır olma durumu, hakşinaslık.
AĞIRLAMA
Ağırlamak işi, ikram, izaz. Gelin veya güveyi karşılanırken çalınan kıvrak bir hava.
KAMERA
Görüntülerin filme alınmasını sağlayan alet, alıcı. Bir çekime başlanırken, yönetmenin alıcıyı çalıştırmaları için verdiği buyruk. Kameraman.
ISINMAK
Sıcak duruma gelmek. Var olan gerginlik sona ermek. Üşümesini gidermek. Yadırgamaz olmak, hoşlanır olmak, alışmak, benimsemek.
ALMAK
Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.
EVSİN
Avlanırken avcıların hayvanlardan gizlendiği yer.