Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ambal" olan, toplam 7 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ambal ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında ambal olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ambal olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
BEYTAMBAL, MEYTAMBAL, PEŞTAMBAL
DAMBAL, HAMBAL, ŞAMBAL
AMBAL
AMBAL
Şaşkın, serseri, budala. Üzüm bağının bölümleri, evlek: Bu gece iki ambal bağ suladım.
HAMBAL
Bahçedeki küçük arklar. Hamal. İçine kıyma ya da pişirilmiş patates konarak yapılan bir çeşit börek, tatar böreği.
DAMBAL
Ahmak, saf, bön, şaşkın, sersem.
ŞAMBAL
Eğri büğrü.
BEYTAMBAL
Hayırsız, uğursuz.
MEYTAMBAL
Kulak ağrısı.
PEŞTAMBAL
İş önlüğü.
Bu bölümde tanımı içerisinde AMBAL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
SANDIKLAMAK
Sandık içine koymak, yerleştirmek, ambalajlamak.
KASA
Para veya değerli eşya saklamaya yarayan çelik dolap. Birbiri üzerine istif edilerek yüksekliği ayarlanabilen atlama aracı. Ticarethanelerde para alınıp verilen yer. Basımcılıkta dizgi harflerinin konulduğu gözlerden oluşan tabla. Bazı oyunlarda oyunu yönetme veya para karşılığında fiş verme işi. Kapı ve pencerelerin sabit olarak tutturulduğu asıl çerçeve. Varlıklı kişinin harcamalarını yapan kimse. Tahta veya sentetik maddelerden yapılmış, dört köşe, sağlam ambalaj parçası, sandık. Vagon, kamyon veya traktörün yük taşımak için şasiye bağlanmış üst bölümünü oluşturan parça.
MUŞAMBALAŞMA
Muşambalaşmak işi.
AMBALAJLANMA
Ambalajlanmak durumu.
AMBALE
"Birini düşünemez duruma getirmek, çok yormak, fazla gaz vererek otomobili çalışamaz duruma getirmek" anlamlarındaki ambale etmek ve "çok yorulup iş göremez, düşünemez duruma gelmek" anlamındaki ambale olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz.
AMBALAJLAMAK
Ambalaj yapmak.
JELATİN
Genellikle hekimlik ve fotoğrafçılıkta kullanılan, hayvanların kemik, kıkırdak vb. dokularından veya bitkisel yosunlardan elde edilen saydam, renksiz, kokusuz bir madde. Ambalaj için kullanılan ince, parlak bir madde.
AVİZE
Tavana asılan, şamdanlı, lambalı, cam veya metal süslü aydınlatma aracı.
KORUNCAK
Ambalajlanan malı dış etkilere karşı korumak için ambalaj çatısına çakılan tahta, kontrplak vb. malzeme, mahfaza.
KIZAK
Kar veya buz üzerinde kayarak yol alan tekerleksiz taşıt. Ambalajın dibine uzunluğuna çakılan, hem dip levhası elemanlarının tutturulmasını hem de ambalajın yerde kolayca kaymasını sağlayan kereste parçası. Tersanelerde üzerinde gemi yapılan, onarılan veya gemiyi suya indirip sudan çıkarmaya yarayan ızgara. Ağaç tablaların kamburlaşmaması için liflere dikey konumda açılan kanala geçirilen uzun parça.
GALON
Anglosaksonların kullandığı yaklaşık dört buçuk litrelik bir tür ölçü birimi. Çoğunlukla akaryakıt vb. sıvı maddeleri taşımada kullanılan, silindir biçiminde, metalden büyük kap. Boya sanayisinde kullanılan beş litrelik ambalaj.
AMBALAJSIZ
Ambalajlanmamış. Ambalajlanmamış bir biçimde.
AMBALAJLI
Ambalajlanmış. Ambalajlanmış bir biçimde.
AMBALAJCI
Ambalaj yapan kimse.
KARTON
Kâğıt hamuruyla yapılan, ayrıca içinde bir veya birkaç lif tabakası bulunan kalın ve sert kâğıt. Kamu kurum veya kuruluşlarında imzaya sunulan evrakın yerleştirildiği ciltli büyük defter. On paket sigarayı bir araya getiren ambalaj. Seri hâlinde canlandırılan, karakterleri hayvan olan çizgi film. Tombala oyununda çekilen numaraların işaretlendiği kart.
AMBALAJLAMA
Ambalajlamak işi.
AMBALAJCILIK
Ambalajcının yaptığı iş.
BÖLMEÇ
Ambalaj içinde bulunan malları birbirinden ayırmaya yarayan koruyucu parça.
AMBALAJLANMAK
Ambalajlı duruma gelmek.
BEŞİK
Bebekleri yatırmaya ve sallayarak uyutmaya yarayan, tahta veya demirden yapılmış sallanır bir tür küçük karyola. Yüzüstü yatışta, geriye bükülü ayak bileklerini ellerle kavrayarak karın üzerinde baş ve ayak yönünde sallanma. Bir şeyin doğup geliştiği yer. Ambalajlanacak malın biçimine uygun olarak alta konulan parça veya parçaların tümü.