Kelimeler arşivi içinde; başında "ambal" olan, toplam 13 adet kelime bulunmaktadır. ambal ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu ambal ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ambal olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
AMBALAJLANMAK, AMBALAJSIZLIK
AMBALAJCILIK, AMBALAJLAMAK, AMBALAJLANMA
AMBALAJLAMA
AMBALAJSIZ
AMBALAJCI, AMBALAJLI
AMBALAJ
AMBALA, AMBALE
AMBAL
AMBAL
Şaşkın, serseri, budala. Üzüm bağının bölümleri, evlek: Bu gece iki ambal bağ suladım.
AMBALAJSIZLIK
Ambalajsız olma durumu.
AMBALAJLAMAK
Ambalaj yapmak.
AMBALAJLI
Ambalajlanmış. Ambalajlanmış bir biçimde.
AMBALE
"Birini düşünemez duruma getirmek, çok yormak, fazla gaz vererek otomobili çalışamaz duruma getirmek" anlamlarındaki ambale etmek ve "çok yorulup iş göremez, düşünemez duruma gelmek" anlamındaki ambale olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz.
AMBALAJSIZ
Ambalajlanmamış. Ambalajlanmamış bir biçimde.
AMBALAJ
Eşyayı sarmaya yarayan mukavva, kâğıt, tahta, plastik vb. malzeme.
AMBALAJCILIK
Ambalajcının yaptığı iş.
AMBALAJCI
Ambalaj yapan kimse.
AMBALAJLAMA
Ambalajlamak işi.
AMBALAJLANMA
Ambalajlanmak durumu.
AMBALA
Ambarlar.
AMBALAJLANMAK
Ambalajlı duruma gelmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde AMBAL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
GIGIŞ
Harmandan artan iri saman. Afyon ambalajında kullanılan ince, yumuşak ot.
BOMBAJ
Gaz yapan mikroorganizmalar sonucu konserve kutularının altında veya üstünde oluşan şişkinlik. Konserve içeriğinin iç basıncı nedeniyle konserve kutularında, bakteriyel, kimyasal ve fiziksel yollarla meydana gelen şişme ve kabarmalar, ürünün ambalajının şişmesi. Kutu konserve ürünlerde fiziki hatalara, kimyasal reaksiyonlara ve mikroorganizmalara bağlı olarak iç basıncın artmasıyla oluşan şişme olayı.
SELOFAN
Selülozdan yapılmış, ince, saydam, ambalaj yapımında kullanılan tabaka.
BÜVELEK
Sığırları rahatsız eden bir çeşit sinek, gübre sineği. Ökse otu. Yazın hayvanlara musallat olan sinek, bambal sineği (Çayağzı). Sokucu olmayıp, çirkin vızıltısı nedeniyle sığırları delice kaçıran ve onlarda nokra yumrularının oluşumuna yol açan kısa boynuzlu sinek türü. (Zorunlu asalaktır. Büve, büğe, büğelek, böğelek, bevelek, iğrice, güğüm sineği, nokra sineği de denir. Soydaş birkaç türü daha vardır.).
AVİZE
Tavana asılan, şamdanlı, lambalı, cam veya metal süslü aydınlatma aracı.
HAMBALAT
Taşınması güç olan ağır eşya. Ağırlığı az, hacmi geniş olan yük: Kaba yük hambalat olur. Beceriksiz, miskin: Sen ne kadar hambalatsın.
IŞIKLIK
Eşik. Pencere. Üzerine lamba konan masa. Aydınlanmaya yarayan kuru çam parçası. Lamba. Lambaların ışığını dağıtmaya, süzmeye ya da değiştirmeye yarayan ve lambaların takılması, korunması ve elektrik bağlantılarının yapılması için gerekli bütün parçaları olan aygıt. Bir yapının yeterli ölçüde ışık alabilmesini sağlamak için, çatısına açılan ve camla kaplanmış olan baca türü çıkıntı.
KASA
Para veya değerli eşya saklamaya yarayan çelik dolap. Birbiri üzerine istif edilerek yüksekliği ayarlanabilen atlama aracı. Ticarethanelerde para alınıp verilen yer. Basımcılıkta dizgi harflerinin konulduğu gözlerden oluşan tabla. Bazı oyunlarda oyunu yönetme veya para karşılığında fiş verme işi. Kapı ve pencerelerin sabit olarak tutturulduğu asıl çerçeve. Varlıklı kişinin harcamalarını yapan kimse. Tahta veya sentetik maddelerden yapılmış, dört köşe, sağlam ambalaj parçası, sandık. Vagon, kamyon veya traktörün yük taşımak için şasiye bağlanmış üst bölümünü oluşturan parça.
KORUNCAK
Ambalajlanan malı dış etkilere karşı korumak için ambalaj çatısına çakılan tahta, kontrplak vb. malzeme, mahfaza.
MUŞAMBALAŞMA
Muşambalaşmak işi.
BÖLMEÇ
Ambalaj içinde bulunan malları birbirinden ayırmaya yarayan koruyucu parça.
BEŞİK
Bebekleri yatırmaya ve sallayarak uyutmaya yarayan, tahta veya demirden yapılmış sallanır bir tür küçük karyola. Yüzüstü yatışta, geriye bükülü ayak bileklerini ellerle kavrayarak karın üzerinde baş ve ayak yönünde sallanma. Bir şeyin doğup geliştiği yer. Ambalajlanacak malın biçimine uygun olarak alta konulan parça veya parçaların tümü.
GALON
Anglosaksonların kullandığı yaklaşık dört buçuk litrelik bir tür ölçü birimi. Çoğunlukla akaryakıt vb. sıvı maddeleri taşımada kullanılan, silindir biçiminde, metalden büyük kap. Boya sanayisinde kullanılan beş litrelik ambalaj.
SERYUM
Atom numarası 58, atom ağırlığı 140,1, yoğunluğu 6,7 olan, 810 °C'de eriyen, birleşme değeri bazı birleşiklerde 3, bazılarında 4 olan, gümüş parlaklığında, akkor temeline dayanan lambaların yapımında kullanılan bir element (simgesi Ce).
KARTON
Kâğıt hamuruyla yapılan, ayrıca içinde bir veya birkaç lif tabakası bulunan kalın ve sert kâğıt. Kamu kurum veya kuruluşlarında imzaya sunulan evrakın yerleştirildiği ciltli büyük defter. On paket sigarayı bir araya getiren ambalaj. Seri hâlinde canlandırılan, karakterleri hayvan olan çizgi film. Tombala oyununda çekilen numaraların işaretlendiği kart.
DURULTUCU
Boşalmalı lambalarla birlikte kullanılan ve boşalmayı başlatmaya ve düzenlemeye (durultmaya) yarayan araç. Bir işlergenin olağan işleyişinden, ayrılmalarını kendiliğinden düzeltmeye yarayan düzenek.
SANDIKLAMAK
Sandık içine koymak, yerleştirmek, ambalajlamak.
TEKNE
Türlü işlerde kullanılmak için çoğu ağaçtan veya taştan yapılan, uzun ve geniş kap. Sızdırabilir veya sızdırmaz olarak yapılmış, levhaları bir parçadan oluşmuş, kulpları ve kulp delikleri bulunan, bir veya iki kişi tarafından taşınabilir üstü açık bir ambalaj türü. Geminin omurga, kaburga ve kaplamadan oluşan temel bölümü. Katmanlı kayaçların içeri doğru çukur, alçak bölümü, ineç, kemer karşıtı. Ut, tambur vb. çalgılarının sesi yükselten oyuk ve şişkin parçası. Bir tür küçük deniz taşıtı. Havza.
KIZAK
Kar veya buz üzerinde kayarak yol alan tekerleksiz taşıt. Ambalajın dibine uzunluğuna çakılan, hem dip levhası elemanlarının tutturulmasını hem de ambalajın yerde kolayca kaymasını sağlayan kereste parçası. Tersanelerde üzerinde gemi yapılan, onarılan veya gemiyi suya indirip sudan çıkarmaya yarayan ızgara. Ağaç tablaların kamburlaşmaması için liflere dikey konumda açılan kanala geçirilen uzun parça.
JELATİN
Genellikle hekimlik ve fotoğrafçılıkta kullanılan, hayvanların kemik, kıkırdak vb. dokularından veya bitkisel yosunlardan elde edilen saydam, renksiz, kokusuz bir madde. Ambalaj için kullanılan ince, parlak bir madde.