Kelimeler arşivi içinde; sonunda "alev" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu alev ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında alev olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde alev olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
ALEV
Yanan maddelerin veya gazların türlü biçimlerdeki ışıklı uzantısı, yalım, yalaz, alaz, şule. Kıvılcım. Aşk ateşi. Sıcaklık. Mızrak uçlarına takılan küçük bayrak, flama.
Bu bölümde tanımı içerisinde ALEV geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ALAZLAMAK
Bir şeyin yüzünü alevden geçirmek, aleve tutmak. Sızlatmak, yakmak, acı vermek.
ALKALİK
İçinde alkali bulunan, kalevi, antiasit.
CEMEVİ
Alevilerin toplanma yeri.
FORMALDEHİT
Doymuş aldehitlerin ilk üyesi olan, renksiz, keskin ve yakıcı kokulu, mukozaları aşırı tahriş eden, kolayca alevlenen bir gaz.
ALAZ
Alev, yalaz.
ALEVLENME
Alevlenmek işi. Sessizce sürmekte olan bir hastalığın belirtilerinin artması, eksaserbasyon.
BİTÜM
Keskin bir koku, alev ve koyu duman çıkararak yanan, karbon ve hidrojen bakımından çok zengin doğal yakıt maddelerinin genel adı, yer sakızı. Yol kaplamasında, kâğıt ve çatıların su geçirmez duruma getirilmesinde, kömür tozundan briket yapımında vb. kullanılan, doğal ısıda katı, yoğunluğu bire yakın, koyu kestane renginde madde.
İŞTİAL
Tutuşma, parlama, alevlenme.
FLAMA
İşaret olarak veya çeşitli amaçlarla kullanılan küçük bayrak. Alev. İki veya üç köşeli, küçük boyutlu bayrak. Mühendislerin, haritacıların kullandığı renkli belirtme sırığı.
HARLATMAK
Ateşi kuvvetlendirmek, alevlendirmek. Coşkunluk vermek, canlandırmak.
KADİT
Çok zayıf. İskelet. Güneşte veya hafif alevde kurutulmuş et.
ALEVSİZ
Alevi olmayan.
ALEVLENDİRME
Alevlendirmek işi.
ALEVLİ
Alevi olan, alevlenmiş. Şiddetli, hararetli.
ASETON
Birçok organik maddeyi eritmekte kullanılan uçucu, kolayca alev alır, eter kokusunda bir sıvı.
ALEVİLİK
Alevi olma durumu.
ALEVLENDİRMEK
Alevlenmesini sağlamak, tutuşturmak. Etkisini, şiddetini artırmak, çoğaltmak.
FLAMBE
Aleve tutarak pişirme yöntemi.
KIVILCIM
Yanmakta olan bir maddeden sıçrayan küçük ateş parçası, alev, çakım, çakın, çıngı, şerare. Güneş yüzeyinde düzensiz aralıklarla görülen parlama. Demir, taş vb. maddelerin güçlü çarpışmasından sıçrayan ateş durumundaki parçacıkları. Harekete geçiren etken.
DEME
Demek işi. Anlam. Atasözü. Genellikle Alevi şairlerin tarikatlarıyla ilgili konuları işleyen şiirlerine, kendilerince verilen ad. Halk edebiyatında şiir. Ağıt.