Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ahane" olan, toplam 20 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ahane ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında ahane olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ahane olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
KUMBARAHANE, KULUÇKAHANE, KALAVRAHANE, HUMBARAHANE
DOKUMAHANE
SARMAHANE, POSTAHANE, HELVAHANE, FETVAHANE, BASMAHANE
BOZAHANE, BOYAHANE, BİRAHANE, SEMAHANE, ŞİFAHANE, BORAHANE
ŞAHANE, MAHANE, BAHANE
AHANE
AHANE
İşte, orada, hemen şurada, bu.
ŞİFAHANE
Hastane.
DOKUMAHANE
Dokuma tezgâhlarının bulunduğu ve çalıştığı yer.
BOZAHANE
Boza yapılmış olan yer.
HELVAHANE
Genellikle helva pişirmekte kullanılan geniş ve az derin tencere. Sarayda mutfak içinde tatlıların yapıldığı özel bölüm veya oda.
BASMAHANE
Basma yapılmış olan iş yeri.
POSTAHANE
Postaevi. Posta gönderme kuruluşu. Kargo veya lojistik destek sağlayan yer.
KUMBARAHANE
Humbarahane.
KULUÇKAHANE
Kuluçkalık.
BOYAHANE
Boya işleri yapılmış olan yer.
BİRAHANE
Genellikle bira içilen, aynı zamanda çabuk hazırlanan bazı sıcak veya soğuk yemeklerin de yenildiği yer.
SARMAHANE
Yatay dokuma tezgahı. (Yeşilova Aksaray Niğde).
FETVAHANE
Müftünün makamı.
SEMAHANE
Mevlevi tekkelerinde dervişlerin sema yaptıkları özel bölüm.
HUMBARAHANE
Humbara yapılmış olan fabrika, kumbarahane. Humbaracı yetiştirmek amacıyla 1739'da açılan ilk Türk askerî okullarından biri.
KALAVRAHANE
Kundura atölyesi.
Bu bölümde tanımı içerisinde AHANE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
HAVDAN
Şırahanelerde üzüm ezilen yer ya da şıranın toplandığı çukur. Davara yem ve su vermek için ağaçtan oyulmuş kap. Davara yem, su vermek için ağaçtan oyulmuş kap. (Afşar, Akbaş Güdül Ankara). Çanakkale kenti, Biga belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
VESİLE
Sebep, bahane. Elverişli durum, fırsat.
EZZAHANA
Arapça kökenli Far. eczâ-hâne: eczahane.
BAHANELİ
Bahanesi olan.
BİRAHANECİLİK
Birahanecinin yaptığı iş.
BİRAHANECİ
Birahane işleten kimse.
MAHANA
İleri sürülen sözde neden. Sözde neden. Bahane. Mana, anlam. Sebep.
KULUÇKALIK
Kuluçka olma durumu. Küçük işletmeleri büyümelerine zemin hazırlamak amacıyla altyapı hizmetleri yanında danışmanlık ve çeşitli destek hizmetleri sağlamak üzere genellikle üniversiteler veya kamu araştırma kuruluşlarınca oluşturulmuş birimler, inkübatör. Kuluçkada kullanılmaya elverişli. Kuluçka döneminin geçirildiği yer, kuluçkahane.
MÜKEMMEL
Kusursuz. Eksiksiz. Eksiksiz, kusursuz, tam, yetkin, şahane bir biçimde. Çok güzel, harikulade, şahane. Tam, tamamlanmış. Olgunlaşmış.
AFİT
Üzüm suyu çıkarılan yer, şırahane. Çok yaman, atılgan, gözüpek.
BEĞŞENE
Şahane, beycesine, sultani.
GAZİNO
Yemek yenilen, gösteri izlenen, müzik dinlenen, bazen oyun sergilenen eğlence yeri. Büyük kahvehane ve birahane.
KULP
Kazan, tencere, fincan, dolap, altın vb.nin tutulacak yeri. Diyarbakır iline bağlı ilçelerden biri. Uydurma sebep, bahane.
CORUK
Manda yavrusu. Kuluçkaya gelmiş tavuk. Gelişmemiş, büyümemiş. Fidan. İnatçı. Oburluğu ile tanınan bir çeşit kuş: Coruk kuşu gibi lâk deyince et, lök deyince su istiyorsun. Bahane, özür. Fıtıklı kişi. Züğürt, para tutmayan. Cahil ve görgüsüz. Yıkılmış, yıkılmaya yüz tutmuş yapı. Hindi. Zayıf, hastalıklı.
BAHANESİZ
Bahanesi olmayan. Bahanesi olmadan.
MAZERET
Özür. Bahane.
KORTA
İçinde üzüm çiğnenilen şıra teknesi. Şırahane, şaraphane. Çeşme yalağı.
DANLAMAK
Şaşmak. Ayıplamak, kınamak. Bahane bulmak. Ağlamak. Sabahlamak: Bu gece dizime bir ağrı girdi, gözüme uyku girmedi, danladım. Uğuldamak, ses çıkarmak. Duyduğunu çevreye yaymak. Taaccüp etmek, şaşmak, garip bulmak. Şaşırtmak.
MÜŞKÜLPESENT
Güçbeğenir. Bir işi yapmamak için türlü bahaneler uyduran.
BAHANA
Yeni doğmuş çocuk, üç yaşına kadar olan çocuklara verilen genel ad. Sebep, bahane. Ahırda tahta veya taştan yapılmış oluk şeklinde hayvan yemliği.