AHANE ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "ahane" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. ahane ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu ahane ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ahane olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

AHANE

İşte, orada, hemen şurada, bu.

AHANEK

İşte, orada, hemen şurada, bu.

  -   -   -  

Anlamında AHANE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde AHANE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

DANLAMAK

Şaşmak. Ayıplamak, kınamak. Bahane bulmak. Ağlamak. Sabahlamak: Bu gece dizime bir ağrı girdi, gözüme uyku girmedi, danladım. Uğuldamak, ses çıkarmak. Duyduğunu çevreye yaymak. Taaccüp etmek, şaşmak, garip bulmak. Şaşırtmak.

MÜKEMMEL

Kusursuz. Eksiksiz. Eksiksiz, kusursuz, tam, yetkin, şahane bir biçimde. Çok güzel, harikulade, şahane. Tam, tamamlanmış. Olgunlaşmış.

MÜŞKÜLPESENT

Güçbeğenir. Bir işi yapmamak için türlü bahaneler uyduran.

AFİT

Üzüm suyu çıkarılan yer, şırahane. Çok yaman, atılgan, gözüpek.

BEĞŞENE

Şahane, beycesine, sultani.

VESİLE

Sebep, bahane. Elverişli durum, fırsat.

GAZİNO

Yemek yenilen, gösteri izlenen, müzik dinlenen, bazen oyun sergilenen eğlence yeri. Büyük kahvehane ve birahane.

BİRAHANECİLİK

Birahanecinin yaptığı iş.

EZZAHANA

Arapça kökenli Far. eczâ-hâne: eczahane.

MAZERET

Özür. Bahane.

BAHANA

Yeni doğmuş çocuk, üç yaşına kadar olan çocuklara verilen genel ad. Sebep, bahane. Ahırda tahta veya taştan yapılmış oluk şeklinde hayvan yemliği.

BAHANELİ

Bahanesi olan.

KUMBARAHANE

Humbarahane.

HAVDAN

Şırahanelerde üzüm ezilen yer ya da şıranın toplandığı çukur. Davara yem ve su vermek için ağaçtan oyulmuş kap. Davara yem, su vermek için ağaçtan oyulmuş kap. (Afşar, Akbaş Güdül Ankara). Çanakkale kenti, Biga belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

HUMBARAHANE

Humbara yapılmış olan fabrika, kumbarahane. Humbaracı yetiştirmek amacıyla 1739'da açılan ilk Türk askerî okullarından biri.

BİRAHANECİ

Birahane işleten kimse.

KULUÇKALIK

Kuluçka olma durumu. Küçük işletmeleri büyümelerine zemin hazırlamak amacıyla altyapı hizmetleri yanında danışmanlık ve çeşitli destek hizmetleri sağlamak üzere genellikle üniversiteler veya kamu araştırma kuruluşlarınca oluşturulmuş birimler, inkübatör. Kuluçkada kullanılmaya elverişli. Kuluçka döneminin geçirildiği yer, kuluçkahane.

KULP

Kazan, tencere, fincan, dolap, altın vb.nin tutulacak yeri. Diyarbakır iline bağlı ilçelerden biri. Uydurma sebep, bahane.

CORUK

Manda yavrusu. Kuluçkaya gelmiş tavuk. Gelişmemiş, büyümemiş. Fidan. İnatçı. Oburluğu ile tanınan bir çeşit kuş: Coruk kuşu gibi lâk deyince et, lök deyince su istiyorsun. Bahane, özür. Fıtıklı kişi. Züğürt, para tutmayan. Cahil ve görgüsüz. Yıkılmış, yıkılmaya yüz tutmuş yapı. Hindi. Zayıf, hastalıklı.

BAHANESİZ

Bahanesi olmayan. Bahanesi olmadan.