Sonu AHAL ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ahal" olan, toplam 16 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ahal ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında ahal olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ahal olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

9 harfli kelimeler

DEREMAHAL

8 harfli kelimeler

EBİCAHAL, KÖRPAHAL, MÜZMAHAL

7 harfli kelimeler

AKTAHAL, MACAHAL

5 harfli kelimeler

MAHAL, PAHAL, BAHAL, CAHAL, ÇAHAL, DAHAL, NAHAL, SAHAL, TAHAL

4 harfli kelimeler

AHAL

Bazı kelimelerin anlamları

AHAL

Ağıl. (Akbaş Güdül Ankara).

BAHAL

Tarçın.

MAHAL

Yöre (I).

TAHAL

Arpa, buğday, yulaf ve benzerleri ürünler, tahıl. Tahıl. Bir yıl için öğütülmüş olan buğday. (Tepecik Tavşanlı Kütahya). Edirne ilinde, Havsa ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

NAHAL

Nasıl, ne durumda. Ne kadar çok, ne çok.

MACAHAL

Beceriksiz.

ÇAHAL

Sığır ve atların alnında bulunan beyaz leke. Yaramaz, huysuz, kötü. Çakal.

EBİCAHAL

Küçük kavun ve karpuz.

CAHAL

Genç, cahil. Cahil. Arapça kökenli câhil: cahil; genç. Cahil, karşılığı cayil. Genç.

DAHAL

Tez canlı, evecen.

AKTAHAL

Buğday.

KÖRPAHAL

Herhangi bir işi aksatan, geciktiren.

MÜZMAHAL

İşe yaramaz duruma gelmiş. Yitme, yok olma.

SAHAL

Sakal.

PAHAL

Ters, aksi. Ağır, hantal.

DEREMAHAL

Yozgat şehrinde, merkez belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.

  -   -   -  

Anlamında AHAL bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde AHAL geçen kelimeler listesi verilmiştir.

İRAP

"Hiçbir değeri ve önemi yok" anlamındaki irapta mahalli yok ve iraptan mahalsiz deyimlerinde geçen bir söz.

FİYATLI

Fiyatı olan. Pahalı.

AMELİYAT

Hasta üzerinde tedavi amacıyla uygulanan kesme ve dikme işlemi, cerrahi müdahale, operasyon. İşler, faaliyetler.

FİYATLANMAK

Bir şeyin fiyatı yükselmek, pahalılaşmak.

HALK

Aynı ülkede yaşayan, aynı kültür özelliklerine sahip olan, aynı uyruktaki insan topluluğu, folk. Aynı soydan gelen, ayrı ülkelerin uyruğu olarak yaşayan insan topluluğu. Belli bir bölgede veya çevrede yaşayanların bütünü, ahali. Bir ülkedeki yurttaşların bütünü, kamu. Bir ülke içerisinde yaşayan değişik soylardan insan topluluklarının her biri. Yaratma.

DEİZM

Tanrı'yı yalnızca ilk sebep olarak kabul eden, evreni bir Tanrı'nın yarattığına inanmakla beraber yaratıcının evrene hiçbir müdahalesi olmadığını ve olmayacağını savunan, vahyi reddeden görüş.

KAZIKÇI

Alışverişte aldatan, pahalı mal satan kimse.

EL

Kolun bilekten parmak uçlarına kadar olan, tutmaya ve iş yapmaya yarayan bölümü. Ülke, yurt, il. Kez, defa. Halk, ahali. İskambil oyunlarında her bir tur. Bazı nesne ve araçların tutmaya yarayan bölümü. Yakınların dışında kalan kimse, yabancı. Oba, aşiret. Sahiplik, mülkiyet. İskambil oyunlarında oynama sırası.

KARIŞMAK

İki veya ikiden çok şey bir araya gelip birbirinin içinde dağılmak, birbirinin içine girmek. Müdahale etmek, araya girmek. Bir araya gelmek, katılmak. Düzensiz, dağınık olmak. Bulanmak, duruluğunu yitirmek. İlgilenmek, müdahale etmek, el atmak. Açıklığını yitirmek, anlaşılması güçleşmek. Engellemek, araya girmek. Yetkisinde bulunmak, bakmak, iş edinmek, işi olmak.

İSTİFÇİLİK

İstifçinin yaptığı iş. İleride bulunmayacağı veya pahalılaşacağı düşüncesiyle çok mal yığarak piyasada sıkıntıya yol açma, stokçuluk.

AKSAKAL

Köyün veya mahallenin ihtiyar heyetinde olan kimse. Ermiş, evliya. Bir meslekte yaşça, kıdemce ileride ve yetenek bakımından üstün niteliğe sahip olan kimse, duayen.

ENFLASYON

Para şişkinliği. Pahalılık. Gereğinden fazla artış, şişkinlik.

GENELEV

Genel kadınların erkek kabul ettikleri yer, aşağı mahalle, kırmızıfener, koltuk, kerhane, umumhane.

KAZIKLAMAK

Bir tarla veya arsanın sınırını belirtmek için kazık çakmak. Kazık cezasına çarptırmak. Bir malı, bir kimseye değerinden çok pahalıya satmak, alışverişte aldatmak.

GETTO

Avrupa ülkelerinde Yahudilerin gönüllü olarak veya zorlanarak yerleştirildikleri ve her türlü gereksinimini başka yere gitmeden karşılayabildikleri mahalle, Yahudi mahallesi. Bir yerleşim bölgesinin, aynı şehirden gelen insanların yerleştiği bölümü.

HOŞGÖRÜLÜ

Hoşgörüsü olan, hoşgörüyle davranan, hoşgörü sahibi, müsamahalı, toleranslı.

BEVVAP

Kapıcı. Mahalle okullarında hademe.

KARIŞMA

Karışmak işi. Düzeni bozulma. Engelleme, araya girme, müdahale.

İLİŞMEK

Bir şeye hafifçe dokunmak, takılmak. Değinmek, sözünü etmek. Şaka etmek. Elini sürmek, dokunmak. Bir şeyin kenarına kısa bir süre için oturmak. Karışmak, rahat vermemek, müdahale etmek.

GÖÇMEK

Yerleşmek amacıyla mahalle, köy, şehir veya ülke değiştirmek. Oturmak. Ölmek. Çökmek. Bazı hayvanlar, sıcak iklimli ülkelere gitmek.