Kelimeler arşivi içinde; sonunda "aham" olan, toplam 12 adet kelime bulunmaktadır. Sonu aham ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında aham olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde aham olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
GAYMAHAM
ELLAHAM, İRBAHAM, İZDAHAM
ABAHAM, İLAHAM
HAHAM, GAHAM, KAHAM, LAHAM, MAHAM
AHAM
AHAM
İşte, orada, hemen şurada, bu.
KAHAM
Akraba, hısım.
ELLAHAM
Herhalde, galiba, zannedersem.
HAHAM
Yahudi din adamı.
ABAHAM
Al bakayım sözünün aşınmış ve kaynaşmış şekli: Abaham şunu.
MAHAM
Makam. Makam, rütbe.
LAHAM
Lehim.
İZDAHAM
Arapça kökenli izdihâm: izdiham; kalabalık.
GAYMAHAM
Kaymakam, karşılığı gaymakam.
İLAHAM
Hay Allah, ilahi anlamında bir ünlem.
İRBAHAM
İbrahim.
GAHAM
Akraba.
Bu bölümde tanımı içerisinde AHAM geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BAYIRKÖY
Ankara ilinde, Kızılcahamam ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer. Antalya kenti, Güzelbağ nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Bilecik kenti, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Bursa ilinde, Orhangazi ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Çanakkale şehrinde, Gelibolu ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Diyarbakır şehrinde, Kulp ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Erzurum şehrinde, Hınıs belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Karaman kenti, Bucakkışla nahiyesine bağlı bir yer. Kastamonu şehrinde, Daday ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Malatya ilinde, Pütürge belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Mardin şehrinde, Kocatepe bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Muğla kenti, Bozburun nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Muğla kenti, Kemer bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Muğla kenti, Ören nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Ordu ilinde, Topçam (İnalan) bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Rize ilinde, İkizdere belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Tokat ilinde, Zile belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Trabzon kenti, Beşikdüzü ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
VAHİM
Ağır, korkulu, çok tehlikeli, vahametli.
DAYANMAK
Bir yere yaslanmak, kendini dayamak. Varmak, ulaşmak. Tutunmak, karşı durmak, karşı koymak, mukavemet etmek. Uzun süre kullanılmaya uygun olmak. Güç bir duruma katlanmak, çekmek, sabretmek, tahammül etmek. Birinden, bir şeyden güç almak, güvenmek, istinat etmek. Yetişmek, yeter olmak. Bir şeyin üzerinde kurulmuş olmak. Zarar görmemek, varlığını korumak, hasar görmemek. Bir iş sonunda birinin veya bir şeyin üzerinde kalmak. Bütün gücünü kullanarak bir işi yapmak.
HAHAMBAŞILIK
Hahambaşının görevi. Hahambaşına yardımcı olan teşkilat.
TAHAMMÜLSÜZ
Tahammülü olmayan.
MAYALANMA
Sıvı veya hamur durumda bulunan organik maddelerin kendiliğinden kabarıp köpürerek gaz çıkarması olayı. Organik maddelerin bazı mikroorganizmalarca salgılanan enzimler etkisiyle uğradığı değişiklik, tahammür, fermantasyon.
BERÇİNÇATAK
Ankara şehri, Kızılcahamam ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
BERÇİNYAYALAR
Ankara ili, Kızılcahamam belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
DAYANILMAZ
Karşı konulamaz veya karşı çıkılamaz (kimse veya şey), tahammülfersa. Tahammül edilemez, katlanılamaz.
TAHAMMÜLSÜZLÜK
Tahammülsüz olma durumu.
HAHAMLIK
Hahamın unvanı ve görevi.
BAŞARUMAMAK
Tahammül edememek, dayanamamak, başa çıkamamak.
AŞAĞIÇANLI
Ankara şehri, Kızılcahamam belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
AŞAĞIKESE
Ankara ilinde, Kızılcahamam belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
KATLANMAK
Katlama işi yapılmak. Hoş olmayan bir duruma, güç şartlara dayanmak, tahammül etmek.
GÖTÜRMEK
Taşımak, ulaştırmak ya da koymak. Öldürmek. Herhangi bir yiyeceği tek başına ve hızlı bir biçimde yemek. Dayanmak, katlanmak, tahammül etmek. Kaybolmasına, yok olmasına yol açmak. Tümüyle sahip olmak. Yerinden ayırıp uzağa atmak veya yok etmek. Haksız kazanç sağlamak, mal veya para sahibi olmak. Bir sonuca vardırmak. Birinin yanında yürüyüp ona bir yere kadar arkadaşlık etmek. Bir kimseyi bir yere kadar yanında yürütmek.
HAHAMHANE
Hahamların çalıştığı yer.
GELMEK
Ulaşmak, varmak. Kazanılmak, sağlanılmak. Akmak. Herhangi bir sırada bulunmak. Bir şeye sonradan inanmak, doğruluğuna hak vermek, eğilim göstermek, kabul etmek. Dayanmak, tahammül etmek. İsabet etmek. Ortaya çıkmak, doğmak. -dikçe, -esi biçiminde kullanılan sıfat-fiil eklerinden sonra geldiğinde önceki fiille ilgili olarak pekiştirilmiş bir istek ve sürerlik bildiren bir fiil. Kadar olmak. İzlemek, takip etmek. Katılmak, eklenmek. Oturmaya, ziyarete gitmek. Yönelme durumundaki bazı kelimelere getirilerek birleşik fiil yapar. İhtiyaç anlatan deyimler kurmaya yarayan bir fiil. Etkisini herhangi bir biçimde göstermek. Mal olmak. Belli bir süre dolmak. Biriyle birlikte gitmek. Uymak. Getirmek. Bir yerden alınıp bir yere ulaştırılmak. Varlığını sürdürmek, yaşamak, intikal etmek. Başlamak, ortaya çıkmak. Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Türemek. Belli bir zamana ulaşmak. Görünmek, sanılmak. Düşmek, rast gelmek. Çıkmak, yönelmek. -mez, -mezlik ile birlikte yapmacık anlatan deyimler yapar. Daha önce üzerinde durulmuş olan bir konuya yeniden dönmek. Uygun düşmek. Kendine yapılmış olan herhangi bir davranış veya durumu iyi karşılamak. Olmak, -e uğramak. Sonuç çıkmak.
ÇEKİLMEK
Çekme işi yapılmak. Tartılmak. Bir işten, bir görevden kendi isteğiyle ayrılmak, istifa etmek. Katlanmak, üstlenmek, tahammül etmek. Geri gitmek, ricat etmek. Katılmamak, vazgeçmek. Azalmak. Uzaklaşmak, araya mesafe koymak. Kendini geriye veya bir yana çekmek. Yok olmak. Parça hâlindeki et kıyma biçimine getirilmek. Bir yerden uzaklaşmak, bir yere uğramamak.
BAYINMAK
Bayılmak: Akşam bizim çocuk bayındı. Uyumak. Kendini bir şeye vermek, dalmak. Hasta kendinden geçmek. Tahammül etmek: Burası çok sıcak hiç bayınamıyorum. Vermek, ödemek (argo): Bu tabancaya 250 lira bayındım. Büyümek, boylanmak. Bayılmak.