Kelimeler arşivi içinde; sonunda "afa" olan, toplam 56 adet kelime bulunmaktadır. Sonu afa ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında afa olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde afa olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
MALGAÇMUSTAFA, BATTALMUSTAFA
KUŞÇUMUSTAFA, MOLLAMUSTAFA
HACIMUSTAFA, KARAMUSTAFA, ŞEYHMUSTAFA
KURUKAFA
SAFSAFA, YELKAFA, GAYSAFA, TİNKAFA, MANKAFA, DİNKAFA, DİLSAFA, DİKGAFA, MANGAFA, BÖNKAFA, MARŞAFA, MASTAFA, TİNGAFA, BAKLAFA, MAŞRAFA, TINKAFA, MUSTAFA, TINGAFA
MAŞAFA, MAYAFA, KODAFA, GODAFA, KARAFA, GAYAFA, MALAFA, ZÜRAFA, ETGAFA, AFTAFA, BÖNAFA, BEDAFA, AHDAFA, ALTAFA, KALAFA, AKTAFA
ALAFA, PRAFA, SKAFA, ARAFA
SAFA, BAFA, ŞAFA, DAFA, MAFA, FAFA, GAFA, YAFA, KAFA
AFA
AFA
Kabile, devlet. Gönül, iç: Tatlı tatlı konuşmasından afam açıldı.
KARAMUSTAFA
Çankırı şehrinde, Çerkeş ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Eskişehir şehrinde, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Gümüşhane ili, merkez ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
BATTALMUSTAFA
Manisa kenti, Kula ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.
TİNKAFA
Çabuk öfkelenen, sinirli.
MOLLAMUSTAFA
Kars şehri, Selim belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
YELKAFA
Baş şişmesiyle beliren bir hayvan hastalığı. Ölçüsüz davranan kişi.
GAYSAFA
Kayısı kurusundan yapılan bir çeşit tatlı.
ŞEYHMUSTAFA
Çorum şehrinde, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
KURUKAFA
Tırtılları patates yaprağı yiyen, alt kanatları sarı, üstü kahverengi bir tür kelebek (Acherantia adrophos).. Tırtılları patates yaprağı yiyen, alt kanatları sarı, üstü kahverengi kelebek; ölübaşlı kelebek, sfenks kelebeği.
MANKAFA
Anlayışsız, aptal. Sakağı hastalığına tutulmuş (at).
MALGAÇMUSTAFA
Aydın ili, Sultanhisar belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
SAFSAFA
Zevküsefa.
DİLSAFA
Gönlü şen, rahat, dertsiz.
HACIMUSTAFA
Kahramanmaraş kenti, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
KUŞÇUMUSTAFA
Gaziantep şehrinde, Fevzipaşa bucağına bağlı bir bölge.
DİNKAFA
Dikbaşlı.
Bu bölümde tanımı içerisinde AFA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BAHİS
Üzerinde konuşulan şey, konu. Bir kitabın bölümlerinden her biri. Görüşünde veya iddiasında haklı çıkacak tarafa bir şey verilmesini kabul eden sözlü anlaşma.
ALAKOK
Rafadan yumurta.
AHTAPOT
Kafadan bacaklılardan, dokunaçlı bir tür mürekkep balığı (Octopus). Genellikle burun zarı üzerinde çıkan bir ur türü, polip.
AHFEŞ
"Söylenen sözü anlamadan kafa sallayarak onaylamak" anlamında Ahfeş'in keçisi gibi başını sallamak deyiminde geçen bir söz.
AFALLAMA
Afallamak durumu.
BEYİNCİK
Kafatasının art bölümünde ve beynin altında, hareket dengesi merkezi olan organ.
ANLAYIŞSIZLIK
Anlayış kıtlığı, kafasızlık, kalın kafalılık, vurdumduymazlık, izansızlık, gabilik. Hoşgörüsüzlük.
AFACANLIK
Afacan olma durumu, yaramazlık.
BEYİN
Kafatasının içinde beyin zarları ile örtülü, iki yarım küre biçiminde sinir kütlesinden oluşan, duyum ve bilinç merkezlerinin bulunduğu organ, ensefal, dimağ. Muhakeme, usa vurma. Bilgisi, eğitimi, düşüncesi yüksek düzeyde olan kimse. Akıl, anlayış. Bir şeyi yönetmede önemli görevi olan kimse.
AVANS
Öndelik. Oyunda zayıf tarafa önceden verilen geçici üstünlük.
AYIRMAK
Bölmek. Farklı davranmak, fark gözetmek. Bir bütünden bir parçayı herhangi bir amaçla bir tarafa koymak, saklamak. Seçmek. Bir yeri bir engelle bölmek. Bir şey veya yeri, bir şey veya kimse için kullanmayı belirlemek, tahsis etmek. İki veya daha çok kimse arasındaki anlaşmayı, uzlaşmayı bozmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Nitelik değişikliğini anlamak, fark etmek.
AFALLATMA
Afallatmak işi.
BEKLEMEK
Bir iş oluncaya, biri gelinceye değin bir yerde kalmak, durmak. Karşılaşma ihtimali bulunmak. Süre tanımak, acele etmemek. Bir şeyi, bir kimseyi gözetmek, korumak, muhafaza etmek. Oyalanmak. Aramak, istemek. Ummak.
ATKI
Soğuğa karşı omuzlara, başa, sırta veya boyna alınan örtü, bürgü. Büyük yaba. Dokuma tezgâhlarında mekikle enine atılan iplik, argaç. Bazı kadın ayakkabılarında ve çocuk patiklerinde ayağın üstünden geçen, yandan iliklenen ince uzun parça. Kapı ve pencerelerin yapımında üst tarafa konan ağaç, taş veya beton destek, üst eşik.
BETELENMEK
Karşı gelmek, dikleşmek, kafa tutmak.
AFACANLAŞMA
Afacanlaşmak durumu.
AFALLAŞTIRMA
Afallaştırmak işi.
AFALLAŞMA
Afallaşmak durumu.
ANLAYIŞSIZ
Anlayışı kıt olan, kafasız, kavrayışsız, vurdumduymaz, kalın kafalı, izansız, ferasetsiz, gabi. Hoşgörüsüz.
ARGONOT
Kafadan bacaklılardan, salyangoz kabuğu biçiminde kabuğu olan ve ahtapota benzeyen bir hayvan (Argonauta argo).