Kelimeler arşivi içinde; başında "afa" olan, toplam 50 adet kelime bulunmaktadır. afa ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu afa ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde afa olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
AFANİPTERİOZİS
AFALLAŞTIRMAK
AFACANLAŞMAK, AFALLAŞTIRMA, AFARAKLANMAK, AFAKANLANMAK
AFACANLAŞMA, AFARIZLAMAK
AFATLANMAK, AFALLATMAK, AFALLAŞMAK, AFALLANMAK, AFARALAMAK
AFARLAMAK, AFALLAMAK, AFALLAŞMA, AFATLAMAK, AFACANLIK, AFALLATMA
AFAKİLİK, AFANSLAN, AFALAMAK, AFALLAMA, AFAROZCU, AFARTMAK
AFARACI, AFAZMİD, AFALSIZ, AFAFİYE
AFALAK, AFANTA, AFARAK, AFAKAN, AFACAN, AFARNA, AFAHAN, AFAĞAN
AFANA, AFALA, AFAZİ, AFARA, AFAYA, AFAKİ, AFAJİ
AFAN, AFAT, AFAK, AFAL, AFAR
AFA
AFA
Kabile, devlet. Gönül, iç: Tatlı tatlı konuşmasından afam açıldı.
AFANİPTERİOZİS
Pire ısırığıyla meydana gelen hastalık.
AFALLAŞTIRMA
Afallaştırmak işi.
AFARIZLAMAK
Hırsızlık etmek, aşırmak, çalmak. Soğuk almış hayvanları tedavi etmek.
AFALLANMAK
Afallamak.
AFALLAŞTIRMAK
Şaşkınlık içinde bırakmak, birini şaşırıp bir şey yapamaz duruma sokmak.
AFARAKLANMAK
Kızmak, sinirlenmek, öfkelenmek.
AFACANLAŞMAK
Yaramazlaşmak, yaramaz, ele avuca sığmaz duruma gelmek.
AFAKANLANMAK
Kızmak, sinirlenmek, öfkelenmek.
AFACANLAŞMA
Afacanlaşmak durumu.
AFALLAŞMAK
Şaşkınlık içinde kalmak, şaşırıp bir şey yapamaz olmak.
AFARLAMAK
Afallamak. Harman yerinde kalan tozlu, topraklı hububatı toplamak. Bahçede kalan döküntü meyvaları toplamak.
AFALLATMAK
Şaşkınlığa düşürerek sersemleştirmek.
AFALLAMAK
Şaşkınlıktan sersemleşmek.
AFATLANMAK
Felakete uğramak; yanıp tutuşmak.
AFARALAMAK
Harman yerinde kalan tozlu, topraklı hububatı toplamak. Bahçede kalan döküntü meyvaları toplamak. Bir şeyin irisini, ufağını ayırmak, seçmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde AFA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BETELENMEK
Karşı gelmek, dikleşmek, kafa tutmak.
AHTAPOT
Kafadan bacaklılardan, dokunaçlı bir tür mürekkep balığı (Octopus). Genellikle burun zarı üzerinde çıkan bir ur türü, polip.
BEKLEMEK
Bir iş oluncaya, biri gelinceye değin bir yerde kalmak, durmak. Karşılaşma ihtimali bulunmak. Süre tanımak, acele etmemek. Bir şeyi, bir kimseyi gözetmek, korumak, muhafaza etmek. Oyalanmak. Aramak, istemek. Ummak.
BİLAR
Katranlı kıldan yapılmış olan ve kalafat işlerinde kullanılan bir macun türü.
AFALLAŞMA
Afallaşmak durumu.
AFALLATMA
Afallatmak işi.
AFALLAMA
Afallamak durumu.
ATKI
Soğuğa karşı omuzlara, başa, sırta veya boyna alınan örtü, bürgü. Büyük yaba. Dokuma tezgâhlarında mekikle enine atılan iplik, argaç. Bazı kadın ayakkabılarında ve çocuk patiklerinde ayağın üstünden geçen, yandan iliklenen ince uzun parça. Kapı ve pencerelerin yapımında üst tarafa konan ağaç, taş veya beton destek, üst eşik.
AVANS
Öndelik. Oyunda zayıf tarafa önceden verilen geçici üstünlük.
ARGONOT
Kafadan bacaklılardan, salyangoz kabuğu biçiminde kabuğu olan ve ahtapota benzeyen bir hayvan (Argonauta argo).
ANLAYIŞSIZ
Anlayışı kıt olan, kafasız, kavrayışsız, vurdumduymaz, kalın kafalı, izansız, ferasetsiz, gabi. Hoşgörüsüz.
BINGILDAK
Kafatasının kemikleşmeden önce kemiklerin birleşme yerlerinde bulunan kıkırdak bölümü.
ANLAYIŞSIZLIK
Anlayış kıtlığı, kafasızlık, kalın kafalılık, vurdumduymazlık, izansızlık, gabilik. Hoşgörüsüzlük.
BEYİN
Kafatasının içinde beyin zarları ile örtülü, iki yarım küre biçiminde sinir kütlesinden oluşan, duyum ve bilinç merkezlerinin bulunduğu organ, ensefal, dimağ. Muhakeme, usa vurma. Bilgisi, eğitimi, düşüncesi yüksek düzeyde olan kimse. Akıl, anlayış. Bir şeyi yönetmede önemli görevi olan kimse.
BAHİS
Üzerinde konuşulan şey, konu. Bir kitabın bölümlerinden her biri. Görüşünde veya iddiasında haklı çıkacak tarafa bir şey verilmesini kabul eden sözlü anlaşma.
AFACANLIK
Afacan olma durumu, yaramazlık.
AHFEŞ
"Söylenen sözü anlamadan kafa sallayarak onaylamak" anlamında Ahfeş'in keçisi gibi başını sallamak deyiminde geçen bir söz.
BEYİNCİK
Kafatasının art bölümünde ve beynin altında, hareket dengesi merkezi olan organ.
ALAKOK
Rafadan yumurta.
AYIRMAK
Bölmek. Farklı davranmak, fark gözetmek. Bir bütünden bir parçayı herhangi bir amaçla bir tarafa koymak, saklamak. Seçmek. Bir yeri bir engelle bölmek. Bir şey veya yeri, bir şey veya kimse için kullanmayı belirlemek, tahsis etmek. İki veya daha çok kimse arasındaki anlaşmayı, uzlaşmayı bozmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Nitelik değişikliğini anlamak, fark etmek.