Kelimeler arşivi içinde; başında "af" olan, toplam 215 adet kelime bulunmaktadır. af ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu af ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde af olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
AFRİCANDERSIĞIRI, AFYONKARAHİSARLI
AFFETTİREBİLMEK
AFANİPTERİOZİS, AFFEDİLEBİLMEK, AFFETTİREBİLME, AFFOLUNABİLMEK, AFİBRİNOJENEMİ, AFLATOKSİKOZİS, AFRODİZİOMANYA, AFYONKARAHİSAR
AFALLAŞTIRMAK, AFFEDİLEBİLME, AFFOLUNABİLME
AFACANLAŞMAK, AFAKANLANMAK, AFALLAŞTIRMA, AFARAKLANMAK, AFFEDEBİLMEK, AFLATOKSİKOZ, AFOROZLANMAK, AFŞARTARAKÇI, AFTOVİRÜSLER
AFACANLAŞMA, AFARIZLAMAK, AFFEDEBİLME, AFFETTİRMEK, AFOROZLAMAK, AFOROZLANMA, AFRİKALILIK, AFSUNLANMAK, AFURUZLAMAK, AFYONKEŞLİK, AFYONLANMAK
AFALLANMAK, AFALLAŞMAK, AFALLATMAK, AFARALAMAK, AFATLANMAK, AFFEDİLMEK, AFFETTİRİŞ, AFFETTİRME, AFFETTUOSO, AFFEYLEMEK, AFFOLUNMAK, AFKALANMAK, AFKIRLAMAK, AFOROZLAMA, AFRODİZYAK, AFSANLAMAK, AFSUNCULUK, AFSUNLAMAK, AFSUNLANMA, AFŞARGÜNEY, AFYONLAMAK, AFYONLANMA
AFACANLIK, AFALLAMAK, AFALLAŞMA, AFALLATMA, AFARLAMAK, AFATLAMAK, AFFEDİLİŞ, AFFEDİLME, AFFEYLEME, AFFOLUNMA, AFIZOMBAK, AFİŞÇİLİK, AFKALAMAK, AFKIRTMAK, AFSUNLAMA, AFŞARİMAM, AFYONLAMA
AFAKİLİK, AFALAMAK, AFALLAMA, AFANSLAN, AFAROZCU, AFARTMAK, AFETZEDE, AFFARACI, AFFATMAK, AFFERENT, AFFETMEK, AFFİGERE, AFFİKSUS, AFFİNİTE, AFFOLMAK, AFGURMAK, AFIGANNI, AFIYANCI, AFİYETLE, AFKIRMAK, AFKURMAK, AFORİZMA, AFOROZLU, AFRİKALI, AFŞARSIZ, AFURTMAK, AFYONKEŞ
AFAFİYE, AFALSIZ, AFARACI, AFAZMİD, AFEBRİL, AFERİST, AFFEDİŞ, AFFETME, AFFOLMA, AFGANLI, AFIRMAK, AFİLCAN, AFLAGAT, AFLAKÇI, AFORİZM, AFSUNCU, AFSUNLU, AFŞARLI, AFYONLU
AFACAN, AFAĞAN, AFAHAN, AFAKAN, AFALAK, AFANTA, AFARAK, AFARNA, AFDAHA, AFERİM, AFERİN, AFERUM, AFFARA, AFFERE, AFFURU, AFGURU, AFICAN, AFIGAN, AFIKAN, AFIYAN, AFİNTİ, AFİSİT, AFİŞÇİ, AFİTAL, AFİTAP, AFİYAN, AFİYET, AFKIRI, AFLİKE, AFOFCU, Devamını Oku »»
AFAJİ, AFAKİ, AFALA, AFANA, AFARA, AFAYA, AFAZİ, AFFAN, AFGAN, AFGON, AFGUN, AFICA, AFİFE, AFİLİ, AFİŞE, AFKAN, AFKIN, AFKON, AFKUN, AFKUR, AFLAK, AFLAZ, AFLİM, AFONİ, AFSIZ, AFSUN, AFSUT, AFŞAR, AFŞİN, AFTOS, Devamını Oku »»
AFAK, AFAL, AFAN, AFAR, AFAT, AFEM, AFER, AFET, AFIR, AFİF, AFİN, AFİS, AFİŞ, AFİT, AFKU, AFRA, AFUR
AFA, AFİ, AFO, AFP, AFT
AF
AF
Bir suçu, bir kusuru veya bir hatayı bağışlama. Görevden çıkarılma.
AFFETTİREBİLME
Affettirebilmek işi.
AFYONKARAHİSARLI
Afyonkarahisar ilinden olan kimse.
AFFOLUNABİLMEK
Bağışlanma olasılığı bulunmak.
AFFEDİLEBİLMEK
Bağışlanma olasılığı bulunmak.
AFYONKARAHİSAR
Türkiye'nin Ege Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.
AFİBRİNOJENEMİ
Hipofibrinojemi.
AFRODİZİOMANYA
Kişide cinsel ilişkiye aşırı düşkünlük durumu, aşırı cinsel arzu.
AFACANLAŞMAK
Yaramazlaşmak, yaramaz, ele avuca sığmaz duruma gelmek.
AFLATOKSİKOZİS
İnsan ve hayvanlarda aflatoksinler tarafından oluşturulan mutagenezis, karsiogenezis, teratogenezis, mitozun ve bağışıklık sisteminin baskılanmasıyla belirgin zehrin metabolitlerinin makromoleküllere, nükleik asitlere ve nükleoproteinlere bağlanması sonucu biçimlenen akut veya genellikle kronik seyirli zehirlenme.
AFRİCANDERSIĞIRI
Güney Afrika'da yerli ırklardan geliştirilen, orta irilikte, büyük sarkık kulaklı, boğaları tipik hörgüçlü, beyaz yana doğru uzayan boynuzlu, ısıya dirençli sığır ırkı.
AFALLAŞTIRMAK
Şaşkınlık içinde bırakmak, birini şaşırıp bir şey yapamaz duruma sokmak.
AFANİPTERİOZİS
Pire ısırığıyla meydana gelen hastalık.
AFFETTİREBİLMEK
Bağışlanmayı sağlama olasılığı bulunmak.
AFFEDİLEBİLME
Affedilebilmek işi.
AFFOLUNABİLME
Affolunabilmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde AF geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AÇINIM
Açınma işi, inkişaf. Bir cismin yüzeylerinin açılıp bir düzlem üzerine yayılması, inkişaf.
ADIM
Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.
ACAR
Atılgan. Güçlü ve becerikli, çevik, enerjik. Yeni. Güneybatı Kafkasya'nın Türkiye sınırına yakın bölgesinde yaşayan bir halk, Acara.
ABDÜLLEZİZ
Akdeniz bölgesinde ve Afrika'da yetişen, çok yıllık, yumrulu ve otsu bir bitki (Cyperus esculentus). Bu bitkinin yemiş olarak yenilen, tatlı ve yağlı ürünü.
AFACANLIK
Afacan olma durumu, yaramazlık.
AÇINSAMAK
Bir yerin özelliklerini ortaya çıkarmak için araştırma ve inceleme yapmak, istikşaf etmek.
ACUBE
Tuhaf kimse. Tuhaf, alışılmadık, garip şey.
ABDAL
Gezgin derviş. Tasavvufta manevi üst bir rütbe. Safeviler devrinde İran'da yaşayan Türk oymaklarından biri. Dilenci kılıklı, üstü başı perişan kimse. Anadolu'da yaşayan oymaklardan bazısı.
AÇIKLIK
Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.
ACAYİPLİK
Acayip olma durumu, yabansılık, gariplik, tuhaflık.
ACAYİP
Sağduyuya, göreneğe, olağana aykırı, garip, tuhaf, yadırganan, yabansı. Şaşma anlatan bir söz.
ABİYE
Gece kıyafeti.
ADAY
Bir görev, bir iş için kendini ileri süren veya başkaları tarafından ileri sürülen kimse. Bir iş için yetiştirilmekte, eğitilmekte olan kimse, namzet.
AFALLAMA
Afallamak durumu.
AÇINSAMA
Açınsamak işi, istikşaf.
AFACANLAŞMA
Afacanlaşmak durumu.
ABANİ
Genellikle sarık, bohça, kundak ve yorgan yüzü yapımında kullanılan, zemini beyaz, üzerinde safran renginde nakışlar bulunan ipek kumaş. Bu kumaştan yapılmış.
ADAMAK
Bir dileğin gerçekleşmesi amacıyla kutsal olduğuna inanılan bir güce niyette bulunmak, nezretmek. İthaf etmek. Bir şeyle yoğun olarak ilgilenmek. Kutsal saydığı bir şey uğruna kendini feda etmek üzere söz vermek. Ayırmak, tahsis etmek.
ADALET
Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, türe. Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme, doğruluk. Bu işi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşları. Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme.
ADA
Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.