Kelimeler arşivi içinde; sonunda "abir" olan, toplam 13 adet kelime bulunmaktadır. Sonu abir ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında abir olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde abir olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
ANITKABİR, HACANABİR, HAÇANABİR
MUHABİR, COĞABİR
EKABİR
KABİR, TABİR, CABİR, GABİR, SABİR, ŞABİR
ABİR
ABİR
Güzel koku, misk.
TABİR
Rüya yorma, yorumlama. Deyiş, anlatım, ifade. Yorum. Deyim.
EKABİR
Büyükler, devlet büyükleri, ileri gelenler. Kendini beğenmiş kimse.
GABİR
Kabir, mezar. Kabir, mezarlık.
KABİR
Mezar, sin.
HACANABİR
"Ne kadar daha" anlamında kullanılır. Usanmayı anlatır.
ANITKABİR
Atatürk'ün mezarının bulunduğu anıtsal yapı.
CABİR
Zorlayan, cebreden.
HAÇANABİR
Ne zamana kadar: Ben seni kapının önünde haçanabir bekliyeyim?. Sürekli, durmadan.
SABİR
Fransız, Provensal, İspanyol, Katalan, Yunan italyan ve Arap dillerinin ? karışmasından meydana gelip Akdeniz limanlarında kullanılan karma bir dil. Bu şekilde meydana gelmiş karma dillerin ortak adı olarak da kullanılır. Dayanan, sabreden.
ŞABİR
İnce saz otu.
MUHABİR
Basın ve yayın organlarına haber toplayan, bildiren veya yazan kimse. Herhangi bir kuruluşun çalışmasıyla ilgili olarak merkezle başka bir ülke arasında bağlantıyı sağlayan görevli.
COĞABİR
Yeşil kabuğu soyulmuş ceviz. Badem içi.
Bu bölümde tanımı içerisinde ABİR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KÖR
Görme engelli. Keskinliği yeterli olmayan. Az aydınlık veren. Kötü. Arkası tıkalı olan veya işlek olmayan. Olguları sezme ve kavrama yetisi, dikkati olmayan. 7. mec. Duyarlığını yitirmiş. Tahıllarda görülen sürme hastalığı. Sin, gömüt. Kullanılmış, eski pamuk. Hiç görmeyen ya da bütün düzeltmelere karşın iki gözündeki görme gücü, onda birden aşağı olan, bu nedenle eğitim ve öğretim etkinliklerinde görme gücünden yararlanamayan kimse. Mezar, kabir.
MEZAR
Ölünün gömülü olduğu yer, kabir, sin, makber, gömüt.
BİÇAH
Bıçak - sabir biçaği: masal dünyasında sabrı sembol eden bir bıçak.
TAĞA
Küçük pencere ya da tavan penceresi. Duvara açılmış kapaksız, küçük dolap. Pencere. (Gaziantep; Hassa Hatay). Urfa'da "taka" diye tabir edilir.
DEYİM
Genellikle gerçek anlamından az çok ayrı, kendine özgü bir anlam taşıyan kalıplaşmış söz öbeği, tabir.
MAKBER
Mezar, kabir, metfen.
YORUMLAMAK
Bir yazıyı veya bir sözü yorum yaparak açıklamak, tefsir etmek. Bir müzik parçasını, bir tiyatro oyununu kendine özgü bir duyarlılık ve teknikle çalmak, söylemek veya oynamak, icra etmek. Bir olaya, bir duruma bir anlam vermek, tabir etmek.
MUHABİRLİK
Muhabir olma durumu. Muhabirin görevi.
SİNNİK
Ölü gömülen yer, kabir. Sinlik, ölesice, kargış sözü.
SİN
Ölü gömülen yer, gömüt, mezar, kabir, metfen, makber. Yaş (I).
ELDURAN
Dağlarda yetişen ve çayı pişirilen bir çeşit ot. Bayramlarda kabir taşlarına bağlanması görenek olan bir çiçek.
KOKLEA
Salyangoz, sümüklü böcek, helezonsu kıvrım. İç kulağın bir bölümünü oluşturan ve vestibulumun devamı olan kemik labirintli salyangoz biçimindeki kanal, modiyolus.
METFEN
Mezar, kabir, sin, makber.
GÖMÜT
Mezar, metfen, kabir, makber, sin.
ABRAŞMAK
Olduğu yerde kalmak, kalakalmak (av tabirlerinden): Tavşan abraştı. Bacakları açmak.
KEBR
Kabir.
MERKAT
Mezar, kabir.
SİNNE
Ölü gömülen yer, kabir. Semerlerde özengi işini gören ve yük altına gelen U biçiminde urgan.
GABİRMET
Çok zayıf hayvan: Şu gabirmete bak.
PERİLİMFA
İç kulakta zardan labirentle kemiksel labirent arasındaki boşluğu dolduran sıvı.