Kelimeler arşivi içinde; sonunda "zen" olan, toplam 78 adet kelime bulunmaktadır. Sonu zen ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında zen olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde zen olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
DİMETİLBENZEN
AMİNOBENZEN
YANKIDÜZEN, DAĞDAGEZEN, KOMŞUGEZEN, YERDEGEZEN, KALLEGEZEN
KARADÜZEN, DANABÜZEN, DEMİREZEN, DEREGEZEN, GARADÜZEN, GIZILÖZEN, ÇEKİDÜZEN, KALAGEZEN, KIZILÖZEN, KORUKEZEN, KURUDEZEN, SIRADÜZEN, GİRİFTZEN, TİREBÜZEN, YEŞİLÖZEN
ZARBEZEN, KEŞGEZEN, KEŞKEZEN, GURDEZEN, KURDEZEN, DAYREZEN, YAĞSÜZEN, KUDÜMZEN, ZURNAZEN, MAHFUZEN, ARKDÜZEN
DELEZEN, SEMAZEN, HELİZEN, SEKİZEN, GEZEZEN, MECAZEN, ERSEZEN, ÇEPEZEN
NAKZEN, KEVZEN, NEYZEN, MAHZEN, NURZEN, LAFZEN, SEMZEN, MEHZEN, İPEZEN, ŞEHZEN, TERZEN, BAĞZEN, EŞİZEN, BENZEN
SEZEN, SÖZEN, SÜZEN, FÜZEN, DÜZEN, BEZEN, ÇÖZEN, BAZEN, MAZEN, KUZEN, PAZEN, HÖZEN, HİZEN, HEZEN, GÖZEN, GEZEN, EEZEN, DİZEN, BOZEN, BÜZEN
ÖZEN, EZEN
ZEN
ZEN
Kadın.
DİMETİLBENZEN
Ksilol.
GIZILÖZEN
Hayvanların yemek borusu: Bizim öküzün gızılözeni gopmuşdu.
KALLEGEZEN
Havuç.
ÇEKİDÜZEN
Düzenli olma durumu. Toplumca kabul gören ölçü.
KALAGEZEN
Havuç.
DEMİREZEN
Demiri ezecek kadar güçlü olan kimse.
YERDEGEZEN
Yılan.
DANABÜZEN
Dolu.
KOMŞUGEZEN
Evde küçük alanlarda yetişen ve her tarafa kol atarak uzayan bir süs bitkisi.
DAĞDAGEZEN
Kurt. Domuz.
KARADÜZEN
Düzensiz, gelişigüzel (iş için). Eski biçim, eski düzen. Küçük tambur. Bir çeşit bağlama akordu. Testerenin dişlerine verilen düzen. Üç telli tambura.
GARADÜZEN
Metodsuz olarak.
DEREGEZEN
Malatya ili, Taşdelen bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
AMİNOBENZEN
Anilin.
YANKIDÜZEN
Kapalı bir yerde ses dağılım biçimi. Ses dağılımı tiyatro yapılarının niteliklerine göre değişir. Fizik biliminin, konusu selen olan kolu.
Bu bölümde tanımı içerisinde ZEN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AL
Kanın rengi, kızıl, kırmızı. Dorunun açığı, kızıla çalan at donu. Aldatma, düzen, tuzak, hile. Yüze sürülen pembe düzgün, allık. Bu renkte olan (at). Alüminyum elementinin simgesi. Bu renkte olan.
AİDAT
Dernek, kuruluş, kulüp üyelerinin belli sürelerde, belli miktarlarda ödedikleri para, ödenti. Bir hizmet karşılığı sürekli ve düzenli ödenen para. Kesenek.
AJUR
Delikli örgü, gözenek.
ALACALIK
Alaca olma durumu. Renkli ve renksiz kılların bütün vücutta düzenli bir biçimde dağılmayarak büyük ve küçük parçalar hâlinde birleşmesiyle meydana gelen bir at donu.
AKORTSUZLUK
Ses düzensizliği ya da ayarsızlığı. Radyoda gerçek ayar frekansı ile doğru değeri arasındaki sapma.
AKROSTİŞ
Her dizenin ilk harfi yukarıdan aşağıya doğru okunduğunda ortaya bir söz çıkacak bir biçimde düzenlenmiş manzume, muvaşşah, tevşih.
AÇILMA
Açılmak işi. Bir grupta, sıraların jimnastik alıştırmaları için dağınık düzene girmesi. Bir film çekiminde karanlıkta başlayıp gittikçe aydınlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama. Çatlama.
AHENKSİZLİK
Uyumsuzluk, düzensizlik.
AJURLU
Her yanı ajur biçiminde işlenmiş bulunan, gözenekli.
AĞITLAMA
Ölmüşleri anmak için düzenlenen törende okunan övgü.
ABDEST
Müslümanların, belli ibadetleri yapabilmek için bir düzen içerisinde bazı organları yıkayıp bazılarını mesh etme yoluyla yaptıkları arınma.
AHENKLİ
Uyumlu, düzenli. Eğlenceli.
AKORTSUZLAŞTIRMAK
Ses düzensizliği veya ayarsızlığı meydana getirmek. Radyoda bir ayar frekansında sapma meydana getirmek.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
ALARM
Bir uyarıyı, bir tehlikeyi bildirmek için verilen işaret. Bu işareti veren düzenek.
ADA
Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.
AKORT
Bir çalgıda doğru ses vermesi için yapılmış olan ayar, düzen. Armoniyi sağlayan seslerin birleşmesi. Uyum, uyumluluk.
ABULLABUT
Kaba saba ve anlayışsız (kimse). Biçimsiz ve kötü giyinen, giyimine özen göstermeyen (kimse).
AHENKSİZ
Uyumsuz, düzensiz. Eğlencesiz.
AKŞIN
Doğuştan boya maddesi bulunmadığı için kıllarında ve gözlerinde, bazen de derisinde ak olan (hayvan veya insan), çapar, albinos.