Kelimeler arşivi içinde; sonunda "vez" olan, toplam 16 adet kelime bulunmaktadır. Sonu vez ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında vez olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde vez olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
ÇATALÜVEZ
GANEVEZ, İLKÜVEZ
GEVVEZ, KÖLVEZ
GÜVEZ, CİVEZ, GEVEZ, GÖVEZ, YÜVEZ
ÜVEZ, EVEZ, İVEZ, OVEZ, ÖVEZ
VEZ
VEZ
Salkım biçiminde, zeytin büyüklüğünde, buruk ve tatlı, kara renkli bir yemiş.
ÜVEZ
Gülgillerden, orta boylu bir ağaç (Pirus sorbus). Sivrisineğe benzer bir böcek. Bu ağacın muşmulaya benzeyen yemişi.
KÖLVEZ
Köpek.
GANEVEZ
Gazyağı konulan teneke: Suyu ganeveze dök.
GÜVEZ
Mora çalan kırmızı renk. Bu renkte olan.
YÜVEZ
Bir tatarcık türü.
İLKÜVEZ
Ordu şehrinde, Çaybaşı ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
OVEZ
Üvez ağacı ve meyvesi.
İVEZ
Bir çeşit sivrisinek. İnce sesli (kadın ya da erkek için). Bir çeşit ufak elma. Sivrisineğe benzer bir sinek: üvez.
ÇATALÜVEZ
Sakarya şehrinde, Karasu ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
GEVVEZ
Emir eri.
GEVEZ
Sürü hayvanlarının boynuna takılan küçük çan.
EVEZ
Karşılık, bedel: Borcunun evezine buğday verdi. Yerine anlamında kullanılır: Senin evezine çalışdım.
ÖVEZ
Ağır kanlı, uyuşuk kişi. Solgun, üzgün yüzlü kişi. Atsineği. Küçük sinek. Sivrisinek. Hayvanlara dadanan sinek, büvelek. Kene. Koyun ve keçilere dadanan bir çeşit sinek, küçük kene.
CİVEZ
Çok ince.
GÖVEZ
Gülgillerden muşmulaya benzeyen bir çeşit yemiş, üvez. Koyu kırmızı, vişne çürüğü renk. Gururlu, mağrur kimse.
Bu bölümde tanımı içerisinde VEZ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
HARÇ
Harcanan para, masraf. Yapıda tuğla veya taşların örgüsünü sağlamlaştırmak, duvarları sıvamak için kullanılan, toprak, saman, kum, kireç, çimento vb. şeyleri su ile kararak yapılmış olan karışım. Resmî işlerde devlet veznesine ödenen para. Yükseköğrenim öğrencilerinin ödemek zorunda olduğu katkı payı. Bir yemeğin yapılmasında kullanılan ve tat veren maddelerin bütünü. Bahçıvanlıkta değişik nitelikteki toprak vb. maddelerin karıştırılmasıyla hazırlanmış toprak. Giysiler dikilirken kullanılan tamamlayıcı veya süsleyici şeyler.
ATAK
Düşüncesizce her işe atılan, cüretkâr. Saldırı, saldırış, hücum, hamle, akın. Gol atmak veya sayı kazanmak amacıyla yapılmış olan akın, ofans. Çevik, hareketli. Atılım. Geveze. Aniden başlayan hastalık nöbeti.
GEVEZELENMEK
Gevezelik etmek, zevzeklenmek.
ÇAÇARON
Geveze.
ATABEY
Eski Türk devletlerinde, özellikle Selçuklularda şehzadelerin eğitimi veya bağımsız olarak bir eyaletin yönetimi ile görevli vezir. Isparta iline bağlı ilçelerden biri.
DAĞITICI
Mektup, gazete vb. şeyleri dolaşarak dağıtan kimse, müvezzi. Motorlarda yüksek gerilimli akımı çalışma sırasına göre bujilere yayıp gönderen aygıt, distribütör. Bir malın önceden belirlenmiş bölgelere gönderilmesini sağlayan kişi veya kuruluş.
ÇENE
Canlılarda baş bölümünde yer alan, kemik veya kıkırdak ile desteklenen, altlı üstlü dişleri taşıyan ve ağzın kapanıp açılmasını sağlayan kasları üzerinde barındıran iki parçaya verilen ad. Baş bodoslamasının omurga ile birleştiği yer, çarık. Köşe. Mengene, kerpeten vb. araçların eşyayı sıkıştıran karşılıklı iki parçasından her biri. Çok konuşma huyu, gevezelik.
DEVLETLİ
Mutluluk ve refah içinde olan (kimse). Osmanlı Devleti'nde paşa, vezir vb. devlet adamlarına verilen unvan.
GEVEZELENME
Gevezelenmek işi, zevzeklenme.
GEVEZELİK
Geveze olma durumu, zevzeklik, lafazanlık. Düzensiz, gelişigüzel konuşma, yazma.
BOŞBOĞAZ
Saklanması gereken şeyleri söyleyiveren, sır saklayamayan, geveze, ayran ağızlı. Yerli yersiz konuşan.
ARUZ
Aruz vezni.
DIRDIRCI
Bezdirici söz etme alışkanlığı olan, geveze, yerli yersiz konuşan (kimse).
İMALE
Bir tarafa yatırma, eğme. Aruz vezninde kısa okunması gereken heceyi ölçüye uydurmak için uzun okuma, zihaf karşıtı.
KALAFAT
Geminin kaplama tahtaları arasını üstüpü ile doldurup ziftleyerek su geçirmez duruma getirme işi. Aşağısı dar, yukarısı geniş bir tür yeniçeri başlığı. Onarma, tamir etme. Osmanlı Devleti'nde vezir veya yüksek mevkide devlet adamlarının giydikleri bir başlık.
ÇALÇENE
Durup dinlenmeden konuşan, çenesi düşük (kimse), geveze.
FERZ
Satranç oyununda vezir.
BAHİR
Deniz. Aruzdaki vezin takımlarından her biri. Mevlidin bölümlerinden her biri.
BUYRULTU
Sadrazam, vezir, beylerbeyi vb. yüksek devlet görevlileri tarafından yazılan buyruk.
ÇENÇEN
Geveze.