VEZ ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "vez" olan, toplam 55 adet kelime bulunmaktadır. vez ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu vez ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde vez olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

16 harfli kelimeler

VEZİKÜLOKAVERNÖZ, VEZİKÜLOPÜSTÜLAR, VEZİKÜLOTİMPANİK, VEZİKÜLOVİRÜSLER

15 harfli kelimeler

VEZİKÜLOPAPÜLAR

12 harfli kelimeler

VEZİRSALKIMI, VEZİRPARMAĞI, VEZİKÜLLEŞME, VEZİKÜLİFORM, VEZİKÜLASYON, VEZİKOKLİZİS

11 harfli kelimeler

VEZNEDARLIK, VEZİKÜLARİS

10 harfli kelimeler

VEZİLDEMEK, VEZİLLEMEK, VEZİRALANI, VEZİRİAZAM, VEZİRKÖPRÜ, VEZNECİLİK

9 harfli kelimeler

VEZİLEMEK, VEZİROĞLU, VEZAMİKOL, VEZİKÜLER, VEZİKALİS, VEZGELDEK

8 harfli kelimeler

VEZİKÜLA, VEZNELİK, VEZNEDAR, VEZLEMÜK, VEZLEMEK, VEZDEMEK, VEZİRLİK, VEZİRKÖY, VEZİRHAN, VEZİNSİZ

7 harfli kelimeler

VEZİKÜL, VEZARET, VEZİNLİ, VEZİRLİ, VEZNECİ, VEZİLTİ, VEZİYET

6 harfli kelimeler

VEZNOÇ, VEZİKA, VEZİFE, VEZLEK, VEZEYH

5 harfli kelimeler

VEZEK, VEZNE, VEZİN, VEZİL, VEZİR

4 harfli kelimeler

VEZE, VEZİ

3 harfli kelimeler

VEZ

Bazı kelimelerin anlamları

VEZ

Salkım biçiminde, zeytin büyüklüğünde, buruk ve tatlı, kara renkli bir yemiş.

VEZİLLEMEK

Hastalıktan, acıdan inlemek.

VEZNEDARLIK

Veznedarın görevi. Banka vb. kurum ve kuruluşlarda veznenin bulunduğu yer.

VEZİRPARMAĞI

Bir tür hamur tatlısı.

VEZİKÜLASYON

Vezikül oluşumu, kabarcıklanma.

VEZİKÜLOPÜSTÜLAR

Vezikül ve püstüllerle belirgin değişiklik.

VEZİKÜLARİS

Keseciğe ait olan.

VEZİKÜLLEŞME

Vezikül oluşumu.

VEZİLDEMEK

Bağırmak, melemek.

VEZİKÜLİFORM

Vezikül biçiminde olan.

VEZİKÜLOPAPÜLAR

Vezikül ve papüllerle belirgin değişiklik.

VEZİKÜLOTİMPANİK

Hem veziküllü hem de timpanik olan.

VEZİKÜLOVİRÜSLER

Rhabdoviridae ailesinde bulunan bir virüs cinsi.

VEZİKOKLİZİS

İdrar torbasına sıvı sokulması.

VEZİRSALKIMI

Akasya.

VEZİKÜLOKAVERNÖZ

Hem veziküllü hem de kavernöz olan.

  -   -   -  

Anlamında VEZ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde VEZ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ÇENÇEN

Geveze.

GEVEZELİK

Geveze olma durumu, zevzeklik, lafazanlık. Düzensiz, gelişigüzel konuşma, yazma.

ARUZ

Aruz vezni.

DEVLETLİ

Mutluluk ve refah içinde olan (kimse). Osmanlı Devleti'nde paşa, vezir vb. devlet adamlarına verilen unvan.

DAĞITICI

Mektup, gazete vb. şeyleri dolaşarak dağıtan kimse, müvezzi. Motorlarda yüksek gerilimli akımı çalışma sırasına göre bujilere yayıp gönderen aygıt, distribütör. Bir malın önceden belirlenmiş bölgelere gönderilmesini sağlayan kişi veya kuruluş.

ÇALÇENE

Durup dinlenmeden konuşan, çenesi düşük (kimse), geveze.

ÇAÇARON

Geveze.

DIRDIRCI

Bezdirici söz etme alışkanlığı olan, geveze, yerli yersiz konuşan (kimse).

BUYRULTU

Sadrazam, vezir, beylerbeyi vb. yüksek devlet görevlileri tarafından yazılan buyruk.

İMALE

Bir tarafa yatırma, eğme. Aruz vezninde kısa okunması gereken heceyi ölçüye uydurmak için uzun okuma, zihaf karşıtı.

BAHİR

Deniz. Aruzdaki vezin takımlarından her biri. Mevlidin bölümlerinden her biri.

ATABEY

Eski Türk devletlerinde, özellikle Selçuklularda şehzadelerin eğitimi veya bağımsız olarak bir eyaletin yönetimi ile görevli vezir. Isparta iline bağlı ilçelerden biri.

ATAK

Düşüncesizce her işe atılan, cüretkâr. Saldırı, saldırış, hücum, hamle, akın. Gol atmak veya sayı kazanmak amacıyla yapılmış olan akın, ofans. Çevik, hareketli. Atılım. Geveze. Aniden başlayan hastalık nöbeti.

GEVEZELENME

Gevezelenmek işi, zevzeklenme.

BOŞBOĞAZ

Saklanması gereken şeyleri söyleyiveren, sır saklayamayan, geveze, ayran ağızlı. Yerli yersiz konuşan.

GEVEZELENMEK

Gevezelik etmek, zevzeklenmek.

ÇENE

Canlılarda baş bölümünde yer alan, kemik veya kıkırdak ile desteklenen, altlı üstlü dişleri taşıyan ve ağzın kapanıp açılmasını sağlayan kasları üzerinde barındıran iki parçaya verilen ad. Baş bodoslamasının omurga ile birleştiği yer, çarık. Köşe. Mengene, kerpeten vb. araçların eşyayı sıkıştıran karşılıklı iki parçasından her biri. Çok konuşma huyu, gevezelik.

KALAFAT

Geminin kaplama tahtaları arasını üstüpü ile doldurup ziftleyerek su geçirmez duruma getirme işi. Aşağısı dar, yukarısı geniş bir tür yeniçeri başlığı. Onarma, tamir etme. Osmanlı Devleti'nde vezir veya yüksek mevkide devlet adamlarının giydikleri bir başlık.

FERZ

Satranç oyununda vezir.

HARÇ

Harcanan para, masraf. Yapıda tuğla veya taşların örgüsünü sağlamlaştırmak, duvarları sıvamak için kullanılan, toprak, saman, kum, kireç, çimento vb. şeyleri su ile kararak yapılmış olan karışım. Resmî işlerde devlet veznesine ödenen para. Yükseköğrenim öğrencilerinin ödemek zorunda olduğu katkı payı. Bir yemeğin yapılmasında kullanılan ve tat veren maddelerin bütünü. Bahçıvanlıkta değişik nitelikteki toprak vb. maddelerin karıştırılmasıyla hazırlanmış toprak. Giysiler dikilirken kullanılan tamamlayıcı veya süsleyici şeyler.