Sonu URAN ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "uran" olan, toplam 49 adet kelime bulunmaktadır. Sonu uran ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında uran olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde uran olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

13 harfli kelimeler

KÜÇÜKDURDURAN, MANTARDOĞURAN, METOKSİFLURAN, BÜYÜKDURDURAN

12 harfli kelimeler

ÖKSÜZDOYURAN, MOZUBUYDURAN, BARUTKAVURAN

11 harfli kelimeler

YAĞDONDURAN, ÖKÜZDOYURAN

10 harfli kelimeler

ATGALDURAN, KONAKKURAN, KAVUŞTURAN, NİTROFURAN, BOYUNBURAN, SEVOFLURAN, KARSAVURAN

9 harfli kelimeler

YURTKURAN, İSBOTURAN, IŞIKVURAN, DESFLURAN, DANABURAN, SÜREDURAN

8 harfli kelimeler

KUŞVURAN, YAĞDURAN, GÜNVURAN, HUŞKURAN, DİLBURAN, HOŞKURAN, ENFLURAN, HAKKURAN

7 harfli kelimeler

MUMURAN, HOŞURAN, SUDURAN, ÖZDURAN, AKDURAN, DOYURAN, HAŞURAN, ELDURAN, KİLURAN, ERDURAN, EVKURAN

5 harfli kelimeler

DURAN, ÇURAN, BURAN, NURAN, KURAN, TURAN, GURAN

4 harfli kelimeler

URAN

Bazı kelimelerin anlamları

URAN

Sanayi.

METOKSİFLURAN

Veteriner hekimlikte evcil hayvanların genel anestezisi amacıyla kullanılan ve 2, 2-dikloro-1, 1-difloroetil metil eter yapısında, anesteziye giriş ve çıkış süresi oldukça uzun olan uçucu genel anestezik bir madde.

BOYUNBURAN

Bir çeşit kuş.

MANTARDOĞURAN

Mantarlaşmış hücreler oluşturacak mantar tabakasını doğuran (büyütken doku).

NİTROFURAN

Gram pozitif ve gram negatif bakterilere karşı etkili sentetik ilaç grubu. Furan halkasının 5 numaralı karbon atomu üzerinde nitro grubu içeren ve gram-negatif basiller, gram-pozitif kokuslar üzerinde antibakteriyel etkinlik gösteren bileşikler.

YAĞDONDURAN

Sivas şehrinde, Ulaş belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

ATGALDURAN

At kaldıran, lakap.

BÜYÜKDURDURAN

Kars şehrinde, Akyaka ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.

ÖKSÜZDOYURAN

Çok büyük bardak, çanak ve bunların içindeki yiyecek ve içecek.

BARUTKAVURAN

Karaman şehrinde, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

KÜÇÜKDURDURAN

Kars şehri, Akyaka ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

SEVOFLURAN

İnhalasyon yoluyla kullanılan bir genel anestezik madde.

KONAKKURAN

Adana ilinde, Feke ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Muş şehrinde, Nurettin nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

KAVUŞTURAN

Erzurum şehrinde, Pasinler ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

MOZUBUYDURAN

Güneybatıdan esen soğuk yel.

ÖKÜZDOYURAN

Kışın en soğuk günlerinde, akşam ezanı doğudan doğan çok parlak yıldız.

  -   -   -  

Anlamında URAN bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde URAN geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ARACI

Ara bulucu. Üretici ile tüketici arasında alım satım konusunda bağlantı kuran ve bundan kazanç sağlayan kimse, mutavassıt, komprador. İki şey arasında bağlantı kuran kimse, vasıta. İhracatçının ihracattan doğan alacaklarının büyük bir bölümünün malın yüklenmesinden hemen sonra, kalan kısmının ise para, malı alandan tahsil edildiğinde bir aracı banka tarafından ödenmesini sağlayan kredi veya yatırım tekniği.

AMİGO

Çoğunlukla spor yarışmalarında seyircileri coşturan kimse.

AKTİNYUMLU

Özünde aktinyum bulunduran.

ARMATÜR

Bir aletin ana bölümünü oluşturan kısım. Bir kondansatördeki iki iletken yüzeyden her biri. Bir mıknatısın iki kutbu arasında kuvvet akımını toplu bir duruma getirmek için bu kutuplar arasına yerleştirilen demir parçası.

ANSİKLOPEDİ

Belli bir yönteme göre düzenlenen, bilim, sanat ve uğraş dallarının tüm bilgilerini ayrıntılı olarak bir arada bulunduran, genellikle birkaç ciltten oluşan kitap, bilgilik.

AĞIRLIKLI

Ağırlığı olan. Değerlendirmelerde üzerinde fazlaca durulan. Çoğunluğu oluşturan.

AHLAT

Gülgillerden, kendi kendine yetişen, üzerine armut aşılanan ağaç, yaban armudu, dağ armudu (Pirus piraster). Beden yapısının temelini oluşturan ögeler. Kaba adam, yol iz bilmez kimse. Bitlis iline bağlı ilçelerden biri. Bu ağacın, armuda benzeyen, iyice olgunlaştıktan sonra yenilebilen yemişi. Bir karışım içindeki parçalar, ögeler.

AKTARICI

Dam kiremitlerini aktarıp kırıkları yenileyen kimse. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyuran ve yayan kimse. Görüntüyü bir bölgeden başka bir bölgeye ileten araç.

AÇIKLAYICI

Bir sorunu gerekli açıklığa kavuşturan. Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açıklayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk, yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı ile anılacaktır" cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adının açıklayıcısıdır.

ANTROK

Triyas devri katmanlarında bulunan, derisi dikenlilerden, deniz lalelerinin saplarını oluşturan kalsiyum karbonat birleşimli fosil.

AMİR

Bir işte emir verme yetkisi bulunan kimse, mir. Buyuran, buyurucu. Satıcı veya ihracatçının gönderdiği malların bedelini almak üzere gerekli belgeleri göstererek bankaya başvuran kimse.

ALET

Bir el işini veya mekanik bir işi gerçekleştirmek için özel olarak yapılmış nesne. Bir sanatı yapmaya, uygulamaya yarayanf özel araç. Maşa. Bir makineyi oluşturan ve işlemesine yardım eden parçalardan her biri.

ARPEJ

Bir akort oluşturan seslerin birbiri arkasından çalınması.

AİLE

Evlilik ve kan bağına dayanan, karı, koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birlik. Eş, karı. Aynı gaye üzerinde anlaşan ve birlikte çalışan kimselerin bütünü. Temel niteliği bir olan dil, hayvan veya bitki topluluğu, familya. Aynı soydan gelen veya aralarında akrabalık ilişkileri bulunan kimselerin tümü. Birlikte oturan hısım ve yakınların tümü.

AMENTÜ

Bir oluş, düşünce veya ideolojinin temelini oluşturan değer yargıları. Arapça "inandım" anlamına gelen ve İslamiyetin temel inançları olan "Allah'a, onun meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, kadere, hayır ve şerrin Allah'tan geldiğine inanma"yı dile getiren söz.

AKROMATİN

Hücre çekirdeği içindeki ince iplikçiklerden yapılmış, kromatin ile boyanmamış kromozomları oluşturan bölüm.

ASIL

Bir şeyin kendisi, örnek, kopya karşıtı. Gerçek, esas. Aranılan nitelikleri en çok kendinde toplamış olan. Bir şeyin temelini oluşturan, ana. Bir görevde sürekli bulunan, yedek karşıtı. Kök, köken, kaynak. Gerçeklik. Soy, nesep. (a'sıl) Gerçekten, gerçek olarak.

AMORTİSÖR

Motorlu araçlarda sarsıntı, sallantı vb. hareketleri en aza indiren, yayların gereksiz hareketlerini gidermeye yarayan düzen. Bu düzeni kuran öge, yumuşatmalık.

ANAMALCI

Üretim araçlarını özel mülkiyetinde bulunduran kimse, anamal sahibi, sermayedar, sermayeci, kapitalist. Anamalcılık düzenini benimsemiş kimse, kapitalist.

ALTYAPI

Bir yerleşim yeri veya bir yapı için gerekli olan yol, kanalizasyon, su, elektrik vb. tesisatın tümü. Toplumun ekonomik yapısını oluşturan ve insan bilincinden bağımsız olarak biçimlenen üretim ilişkilerinin hepsi, enfrastrüktür, üstyapı karşıtı. Bireyin edindiği bilgi ve deneyim.