Kelimeler arşivi içinde; başında "tar" olan, toplam 309 adet kelime bulunmaktadır. tar ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu tar ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde tar olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
TARAFSIZLAŞTIRMAK
TARAFSIZLAŞTIRMA
TARLAKUŞUGİLLER, TARSOMETATARSUS, TARTIŞILABİLMEK
TARİFLENDİRMEK, TARİHLENDİRMEK, TARTIŞILABİLME
TARHANKOZLUSU, TARİFLENDİRME, TARİHLENDİRME, TARİHSELCİLİK, TARTILABİLMEK, TARTIŞABİLMEK, TARTIŞMACILIK
TARAKLIMAKAS, TARANABİLMEK, TARATABİLMEK, TARAYABİLMEK, TARÇIKLANMAK, TARDİGRADLAR, TARDİGRATLAR, TARİKATÇILIK, TARLABAKKALI, TARSUSBEYAZI, TARTAKLANMAK, TARTILABİLME, TARTIŞABİLME, TARTIŞLANMAK, TARTIŞTIRMAK
TARAFGİRLİK, TARAFSIZLIK, TARAFTARLIK, TARAKDİKENİ, TARANABİLME, TARAŞTIRMAK, TARATABİLME, TARATTIRMAK, TARAYABİLME, TARAYICILIK, TARAZLANMAK, TARDEDİLMEK, TARİHÖNCESİ, TARKATILMAK, TARTABİLMEK, TARTAKLAMAK, TARTAKLANIŞ, TARTAKLANMA, TARTAKLAYIŞ, TARTIŞILMAK, TARTIŞMASIZ, TARTIŞTIRMA
TARAFINDAN, TARAFLILIK, TARAFSIZCA, TARAKÇILAR, TARAKÇILIK, TARAKLAMAK, TARAKLILAR, TARAKSAKUM, TARAKTONOZ, TARANAAĞIZ, TARASLAMAK, TARAŞLAMAK, TARATTIRMA, TARAZLAMAK, TARAZLANMA, TARDEDİLME, TARHANAKÖY, TARHANALIK, TARIMCILIK, TARİHÇİLİK, TARİHÖLÇER, TARKITALAŞ, TARKURTİKE, TARMATAĞAN, TARMATAKIR, TARMATAKIŞ, TARPADANAK, TARTABİLME, TARTAKLAMA, TARTALAMAK, Devamını Oku »»
TARABULUŞ, TARAKDİŞİ, TARAKLAMA, TARANAĞIZ, TARANIMAK, TARANKEDİ, TARANTULA, TARAŞAĞIZ, TARAŞLAMA, TARAVETLİ, TARAZIMAK, TARAZLAMA, TARDETMEK, TARHANOTU, TARIMBİKE, TARİFESİZ, TARİFNAME, TARİKATÇI, TARKILLIK, TARLAAĞZI, TARLABAŞI, TARLANMAK, TARLAÖREN, TARLATEPE, TARSIKMAK, TARSORAFİ, TARTAGLİA, TARTILMAK, TARTIMSIZ, TARTINCAK, Devamını Oku »»
TARAFDAR, TARAFEYN, TARAFGİR, TARAFSIZ, TARAFTAR, TARAKÇIL, TARAKÇIN, TARAKÇIR, TARAKDİŞ, TARAKLIK, TARAKOTU, TARAKSIZ, TARAKTAN, TARAKTÖR, TARALMAK, TARANMAK, TARASSUT, TARAŞMAK, TARAŞMAN, TARATMAK, TARAYICI, TARAZSIZ, TARBASAN, TARDETME, TARGAMAK, TARIMSAL, TARIŞMAN, TARITKAN, TARİFELİ, TARİFSİZ, Devamını Oku »»
TARABUL, TARAFLI, TARAFLİ, TARAFLU, TARAKCI, TARAKÇI, TARAKLI, TARAKSI, TARAMAK, TARANCI, TARANGA, TARANIŞ, TARANMA, TARANTI, TARAŞÇI, TARATIŞ, TARATMA, TARATOR, TARAVET, TARAYIŞ, TARAZLI, TARBANA, TARBUKA, TARÇINİ, TARDİYE, TARHANA, TARIMAN, TARIMCI, TARIMER, TARİFLİ, Devamını Oku »»
TARABA, TARABI, TARAÇA, TARAKA, TARALI, TARAMA, TARANA, TARATO, TARBAZ, TARÇAH, TARÇIĞ, TARÇIK, TARÇIN, TARGIL, TARHAN, TARHIN, TARHUN, TARİFE, TARİHİ, TARKAN, TARKIN, TARLAK, TARMAK, TARMUK, TARPAK, TARPAN, TARPOŞ, TARPUÇ, TARSAL, TARSİN, Devamını Oku »»
TARAF, TARAK, TARAL, TARAN, TARAS, TARAŞ, TARAV, TARAZ, TARBA, TARDU, TARET, TARGA, TARHA, TARIF, TARIK, TARIM, TARIN, TARİÇ, TARİF, TARİH, TARİK, TARİZ, TARKA, TARLA, TARMA, TARNA, TARSI, TARTI, TARTU, TARUZ
TARA, TARE, TARH, TARI, TARİ, TARO, TARP, TART, TARU, TARZ
TAR
TAR
Doğu Anadolu ile Azerbaycan'da çalınan bir çalgı türü.
TARTIŞABİLMEK
Tartışma imkânı veya olasılığı bulunmak.
TARİFLENDİRMEK
Tarifini yapmak.
TARAFSIZLAŞTIRMA
Tarafsızlaştırmak işi, nötralizasyon.
TARHANKOZLUSU
Çorum kenti, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.
TARTIŞILABİLMEK
Tartışılma imkânı veya olasılığı bulunmak.
TARİHLENDİRME
Tarihlendirmek işi.
TARİHSELCİLİK
Olayları ve nesneleri belli tarihsel gelişimin ürünleri olarak gören, bunların nasıl ortaya çıkıp, nasıl geliştiğini, nasıl bugünkü durumlarına geldiğini araştıran ve bugünü geçmişe bağlayarak açıklayan yaklaşım.
TARİHLENDİRMEK
Tarihini belirtmek, belirlemek.
TARAFSIZLAŞTIRMAK
Tarafsız duruma getirmek.
TARSOMETATARSUS
Kuşlarda bacağın tarsalının distal sırasının, metatarsusun 2, 3, 4 ve. parçaları ile birleşmesinden oluşan kısa düz kemik.
TARLAKUŞUGİLLER
(Alaudidae),iyi bilinen türleridir.
TARTIŞMACILIK
Tartışmacı olma durumu.
TARTIŞILABİLME
Tartışılabilmek işi veya durumu.
TARİFLENDİRME
Tariflendirmek işi.
TARTILABİLMEK
Tartılma imkânı veya olasılığı bulunmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde TAR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
AĞBENEK
Ağ görünüşünde olan, arpa yapraklarına yerleşerek oldukça önemli zararlara yol açan, açık veya koyu kahverengi asklı mantar. Bu mantarın yol açtığı ekin hastalığı.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
AÇKI
Bir cismin yüzeyi üzerinde sert bir madde veya bir araç sürterek onu düzleştirip parlatma, perdah. Her türlü açma aracı. Anahtar. Demircilikte delik büyütmekte kullanılan araç.
ADAY
Bir görev, bir iş için kendini ileri süren veya başkaları tarafından ileri sürülen kimse. Bir iş için yetiştirilmekte, eğitilmekte olan kimse, namzet.
AĞCI
Ağ ile balık tutarak geçinen kimse.
ACIMIK
Mavikantaron.
AFOROZ
Hristiyanlıkta kilise tarafından verilen cemaatten kovma cezası. Darılıp biriyle konuşmama, ilgiyi kesip kendinden uzaklaştırma, toplum dışılama.
ADA
Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.
ACYO
Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.
AĞIR
Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.
AÇACAK
Şişelenmiş bazı içeceklerin kapaklarını açmaya yarayan araç. Anahtar. Teneke kutu içinde korunmuş yiyeceklerin kapağını açmaya yarayan araç.
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
ADALET
Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, türe. Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme, doğruluk. Bu işi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşları. Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme.
AÇKICI
Açkı yapan kimse, perdahçı. Anahtarcı.
AHLAKSIZCA
Ahlaksız bir biçimde veya tarzda, ahlaksızcasına.
AĞBENEKLİLİK
Arpada görülen mantar hastalığı (Pyrenophora).
ABARTILI
Olduğundan fazla gösterilen, abartmalı, mübalağalı. Abartarak, abartılı olarak, mübalağalı bir biçimde.
AÇMA
Açmak işi. Bir tür susamsız, kalınca, yağlı çörek. Orman içinde ağaç kesme veya yakma yoluyla tarıma elverişli bir duruma getirilen arazi.
AİDAT
Dernek, kuruluş, kulüp üyelerinin belli sürelerde, belli miktarlarda ödedikleri para, ödenti. Bir hizmet karşılığı sürekli ve düzenli ödenen para. Kesenek.