Kelimeler arşivi içinde; sonunda "sür" olan, toplam 20 adet kelime bulunmaktadır. Sonu sür ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında sür olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde sür olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
OTOSANSÜR
TAHASSÜR, TEKESSÜR, DÜĞENSÜR
TEESSÜR
KÖKSÜR, TEVSÜR, SÜRSÜR, MÖSSÜR, FİSSÜR, SANSÜR
HÜSÜR, PÜSÜR, KÖSÜR, KÜSÜR, HÖSÜR, MÖSÜR, MÜSÜR, FİSÜR
SÜR
SÜR
Belirti, im, iz : Ortalığa bayram sürü düştü.
OTOSANSÜR
Kişinin veya kurumların kendi kendilerini kısıtlaması.
KÖSÜR
Taranmış yün.
SÜRSÜR
Kibrit.
KÖKSÜR
"Soyun genişlesin" anlamında kullanılan bir isim".
TAHASSÜR
Özlem. Kavuşmak istenen şey veya kimse için üzülme, yanıp yakılma.
TEVSÜR
Fotoğraf. (Güllüce Gümüşhacıköy Amasya).
TEKESSÜR
Çoğalma, artma.
DÜĞENSÜR
Dövenin oku.
TEESSÜR
Üzüntü. Duygulanım.
MÖSSÜR
Mübaşir.
SANSÜR
Her türlü yayının, sinema ve tiyatro eserinin hükûmetçe önceden denetlenmesi işi, sıkı denetim. Her türlü yayının, sinema ve tiyatro eserinin yayınının ve gösterilmesinin izne bağlı olması, sıkı denetim.
PÜSÜR
Bir şeyin can sıkıcı, karışık ayrıntısı veya pürüzü. Tembel, kalpazan. Karışık, kusurlu (iş). Can sıkıcı, istenmeyen kimse. Karışık, dolaşık (ip, saç vb.).
FİSSÜR
Çatlak, yarık. Deri, mukoza, kemik veya herhangi bir organ üzerinde uzunluğuna seyir gösteren açıklık, çatlak, yarık.
HÜSÜR
İyisi alınmış keçi kılı ya da koyun yününün geriye kalmış kötü tarafı. Pamuğun kötü kısmı. Bir şeyin kötüsü: Bize keçilerin hüsürü kalmış. Çok küçük, gerektiği gibi gelişememiş.
KÜSÜR
Küsur, artık, fazlalık.
Bu bölümde tanımı içerisinde SÜR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AİDAT
Dernek, kuruluş, kulüp üyelerinin belli sürelerde, belli miktarlarda ödedikleri para, ödenti. Bir hizmet karşılığı sürekli ve düzenli ödenen para. Kesenek.
AHARLAMAK
Ahar sürmek.
AHIRLAMAK
Hayvan ahırda uzun süre kalıp hamlaşmak.
AFYONLAMAK
Afyon vererek uyuşturmak, uyutmak. Birini telkin yoluyla doğru düşünmesini önleyerek zararlı bir yola sürüklemek.
AKINTI
Akma işi. Sıvı yapıştırıcıların ağaç yüzeylerine gereğinden çok sürülmesi ile oluşan durum. Hastalık sebebiyle vücudun herhangi bir yerinden sulu madde akması. Havanın veya suyun herhangi bir yöne doğru yer değiştirmesi, akım, cereyan. Eğiklik, eğim, meyil. Çam türü ağaçlarda bulunan reçinenin eriyerek akması olayı.
ABONMAN
Bir satıcı veya kamu kuruluşu ile alıcılar arasında yapılmış olan anlaşma, sürdürüm. Abone olma durumunu gösteren belge. Kent içinde ulaşımı sağlayan otobüslerde para yerine geçen bilet veya kart.
AGANTA
Yısa veya laçka edilmekte olan bir halatın ve zincirin kısa bir süre elde tutulup bırakılmaması için verilen emir.
AÇKI
Bir cismin yüzeyi üzerinde sert bir madde veya bir araç sürterek onu düzleştirip parlatma, perdah. Her türlü açma aracı. Anahtar. Demircilikte delik büyütmekte kullanılan araç.
ACYO
Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.
AKHARDAL
Hekimlikte iç sürdürücü olarak kullanılan hardal türlerinden biri (Sinapis alba).
AHARLI
Üzerine ahar sürülmüş olan.
ADCILIK
Kavramların gerçek varlıklar olduğunu kabul eden, kavram gerçekliğine karşıt olarak tümel kavramların yalnızca nesnelerin adları olduğunu ileri süren görüş, isimcilik, nominalizm.
ABANOZLAŞMAK
Ağaç gibi maddeler suda uzun süre kalarak kararmak. Güneşte uzun süre kalarak kararmak, matlaşmak, sertleşmek.
ABONE
Süreli yayınları, parasını önceden ödeyerek alma işi. Bir şeyi sürekli olarak kullanmak için hizmeti verenle sözleşme yapan kimse, sürdürümcü. Bir yere gitmeyi alışkanlık hâline getiren (kimse).
ADAY
Bir görev, bir iş için kendini ileri süren veya başkaları tarafından ileri sürülen kimse. Bir iş için yetiştirilmekte, eğitilmekte olan kimse, namzet.
ABAZAN
Uzun süre cinsel ilişkide bulunmayan (erkek). Karnı aç olan (kimse).
AKARCA
Küçük akarsu. Sürekli işleyen çıban, fistül. Kaplıca. Kemik veremi.
ACENTE
Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.
AKARSU
Yeryüzünde, yer altında belirli bir yatak içinde, eğim boyunca sürekli veya zaman zaman akan su. Tek sıra elmastan gerdanlık.
AKIŞ
Akma işi. Belirlenen biçimde, kurallarına ve doğasına uygun olarak gerçekleşme. Akın. Geçip gitme, sürüp gitme.