Kelimeler arşivi içinde; sonunda "otu" olan, toplam 137 adet kelime bulunmaktadır. Sonu otu ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında otu olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde otu olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
GÜZELAVRATOTU, PAMUKLIYANOTU
KARAÇEREKOTU
EĞRİLCENOTU, KABARCIKOTU, SOĞUKLUKOTU, SÜPÜRGENOTU, TEMREKİLOTU, YAPIŞKANOTU
GELEBEKOTU, İLKİNDİOTU, SOLUCANOTU, TOSBAĞIOTU
BALLIKOTU, DENIİROTU, EFELEKOTU, GÖZLÜKOTU, İLKİNDOTU, KANDİLOTU, KARACAOTU, KARULAOTU, KEKLİKOTU, KILINÇOTU, KUŞKUŞOTU, MAMBALOTU, PATPATOTU, SANCAKOTU, SERKİZOTU, SOĞLANOTU, SOMRUKOTU, TAHDİKOTU, TARHANOTU, TİTREKOTU, TOSGABOTU, TURUNÇOTU, YILGINOTU, ZEYREKOTU
SEMİZOTU, SIÇANOTU, ABDALOTU, BARUNOTU, BÖREKOTU, ÇİÇEKOTU, DEPEROTU, DORAĞOTU, DORAKOTU, DOROĞOTU, DUMANOTU, GÖMEÇOTU, KAFESOTU, KEŞİROTU, KILIROTU, KOKAROTU, KOVANOTU, MARALOTU, MESİROTU, MINİKOTU, NUZLAOTU, OĞLANOTU, ÖĞLANOTU, ÖĞREKOTU, PAMUKOTU, PAPASOTU, PELİNOTU, POKÇAOTU, POTUTOTU, SAKALOTU, Devamını Oku »»
ADAMOTU, AĞIZOTU, DEREOTU, ÇÖREOTU, AHIROTU, BURNOTU, DORUOTU, EFEKOTU, GECEOTU, HAVAOTU, KARCOTU, KENEOTU, MOTMOTU, ÖKSEOTU, PİREOTU, TURPOTU, UYUZOTU, ÜZÜMOTU, YARAOTU
DİLOTU, AIROTU, ARIOTU, BALOTU, BİTOTU, CİLOTU, DOROTU, GAZOTU, GOÇOTU, HOŞOTU, İSDOTU, KOLOTU, KUŞOTU, LAZOTU, LÖROTU, POYOTU, TOPOTU, ULAOTU, YALOTU, YEROTU, YİROTU, YÜNOTU
ISOTU, İSOTU
HOTU, LOTU, ZOTU
OTU
OTU
Otur.
SÜPÜRGENOTU
Süpürge yapılan bir çeşit ot.
SOLUCANOTU
Çiçekleri iyi bir solucan düşürücü olarak kullanılan bileşikgiller türü.
KARAÇEREKOTU
Çörekotu.
YAPIŞKANOTU
Toprak üstü kısımları müsilaj, kateşik tanen, alkaloit ve madensel tuzlar içeren, % 1-3 enfüzyon biçiminde yumuşatıcı ve idrar söktürücü olarak kullanılan, ısırganotugiller familyasından bir bitki, duvar fesleğeni.
BALLIKOTU
Ballıbaba.
KABARCIKOTU
Yele karşı kullanılan zehirli bir ot.
TEMREKİLOTU
Temriye hastalığını iyileştirmek için kullanılan, küçük ve çok yapraklı, sulu bir çeşit ot.
PAMUKLIYANOTU
Pamuk gibi çiçekleri olan bir kır bitkisi.
GELEBEKOTU
Ranunculus murıcatus, Ranunculaceae.
EĞRİLCENOTU
İğneli tohumlu, bir çeşit kır bitkisi.
TOSBAĞIOTU
Sapları birbirine dolanarak yuvarlak bir biçim alan ve uçlarında içi boş kozaları bulunan bir çeşit yabanıl ot. Sapları birbirine dolanarak yuvarlak biçim alan, uçlarında içi boş kozaları bulunan yabanıl bir ot.
GÜZELAVRATOTU
Atropa belladonna. (Solnanaceae).
DENIİROTU
Ayrık otu.
İLKİNDİOTU
İkindi vakti.
SOĞUKLUKOTU
Semizotu.
Bu bölümde tanımı içerisinde OTU geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ANDIZ
Yaprakları dikenli olan bir tür ardıç. Kırlarda yetişen yabani bir otun kökü. Servi.
ARKA
Bir şeyin temel tutulan yüzünün tam ters yanı, ön karşıtı. Bir şeyin sırt durumunda olan yüzeyi. Otururken sırtın dayandığı yer. Geri kalan bölüm. Geçmiş, geride kalmış zaman. Kayıran, destekleyen. İnsanın vücudu, bedeni. Art, peş. Arkada olan, arkada bulunan.
ATROPİN
Güzelavrat otundan çıkarılıp hekimlikte kullanılan zehirli bir madde.
AMFİTEATR
Dinleyicilerin oturduğu, sıraları arkaya doğru basamaklı olarak yükselen salon, amfi. Yunan ve Roma'da açık hava tiyatrosu. Basamak basamak yükselen yer biçimi.
AYAKÜSTÜ
Oturmadan, ayakta durarak. Kısa sürede, acele olarak, ayaküzeri.
ATKUYRUĞUGİLLER
Eğrelti otugillerden, örneği atkuyruğu olan bir bitki familyası.
ADRES
Bir kimsenin oturduğu yer, bulunak. Hedef gösterilen yer. Bir kimsenin sık olarak gittiği yer. Kurum ya da kuruluşun bulunduğu yer.
AYAKLIK
Bir makinede, bir araçta ayak yardımıyla dönmeyi veya hareketi sağlayan düzen, pedal. Küçük teknelerde kürekçinin oturduğu yeri destekleyen, kaplamaların iç tarafına çakılan kiriş. Kaide. Ayakçak. Ayak basacak yer.
AKONİTİN
Boğan otundan çıkarılan ve hekimlikte kullanılan zehirli bir madde.
AİLE
Evlilik ve kan bağına dayanan, karı, koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birlik. Eş, karı. Aynı gaye üzerinde anlaşan ve birlikte çalışan kimselerin bütünü. Temel niteliği bir olan dil, hayvan veya bitki topluluğu, familya. Aynı soydan gelen veya aralarında akrabalık ilişkileri bulunan kimselerin tümü. Birlikte oturan hısım ve yakınların tümü.
AŞİYAN
Kuş yuvası. Ev, oturulan yer, mesken.
ATKUYRUĞU
Atkuyruğugillerden, kök sapı ömürlü olan, genellikle nemli yerlerde yetişen ve ilaç olarak kullanılan bir bitki, zemberek otu (Equisetum arvense). Genç kızların saçlarını başlarının arkasına toplayarak uç bölümünü kaldırıp serbest bıraktıkları saç biçimi.
AY
Birdenbire duyulan acı, ağrı, şaşırma, ürkme veya sevinç anlatan bir söz. Dünya'nın uydusu olan gök cismi, kamer, mah, meh. Yılın on iki bölümünden her biri. Art arda gelen iki yeni ay arasında geçen süre. Bir ayın herhangi bir gününden ertesi ayın aynı gününe kadar geçen veya yaklaşık otuz gün olarak kabul edilen süre.
ARSENİK
Atom numarası 33, atom ağırlığı 74,91, yoğunluğu 5,7 olan, atmosfer basıncı altında 450 °C'de süblimleşen, maden filizlerinde çok yaygın bulunan, metal görünümünde basit element, sıçanotu, zırnık (simgesi As).
APIŞMAK
Hayvan yorgunluktan bacaklarını birbirinden ayırarak çöküvermek. Ne yapacağını kestirememek, şaşırmak. Oturmak, bacakları ayırarak çömelmek.
AKPAS
Lahana, turp, şalgam, karnabahar vb. bitkilerin kök dışındaki bütün bölgelerine yerleşebilen, özellikle semizotugillerde karşılaşılan yosunumsu mantar (Albugo candida).
ALÇALMA
Alçalmak işi, inme. Gelgitte denizin alçalması, cezir. Düşkünlük, zül, mezellet. Toprağın çöküp oturması.
AĞ
İplik, sicim, tel vb. ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü. Ulaşım ve iletişim gibi alanlarda ülkenin her yerine yaygınlaştırılmış şebeke. Örümcek vb. hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü. Çaprazlama örgü ile yapılmış olan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file. Pantolon veya külotun apış arasına gelen yeri, apışlık. Tuzak. Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmış örgü, file.
ADAMKÖKÜ
Adamotu.
ALT
Bir şeyin yere bakan yanı, zir, üst karşıtı. Birkaç şeyden aşağıda olan. Bir şeyin yere yakın bölümü. Birine göre daha aşağı mevkide olan kimse, madun. Sınıflamalarda ikinci derecede olan. Bir nesnenin tabanı. Oturulurken uyluk kemiklerinin yere gelen bölümü.