Kelimeler arşivi içinde; başında "otu" olan, toplam 98 adet kelime bulunmaktadır. otu ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu otu ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde otu olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
OTURULABİLİRLİK, OTURAKFASULYESİ, OTURAKLAŞTIRMAK
OTURULABİLMEK
OTURULABİLME, OTURURGAHMAZ, OTURAKHAVASI, OTURTABİLMEK, OTURUŞTURMAK
OTURAKLILIK, OTURUDÜŞMEK, OTURABİLMEK, OTURUVERMEK, OTURTABİLME, OTURAVARMAK, OTURBALTASI, OTURTTURMAK, OTURAKALMAK
OTURAKYERİ, OTURAMAKLI, OTURTULMAK, OTURAKALMA, OTURTMALIK, OTURAHYERİ, OTUZBEŞLİK, OTURMUŞLUK, OTURUVERME, OTURABİLME, OTURTTURMA, OTURTIRMAK
OTURMAKÇI, OTURULMAK, OTURUMLUK, OTUKSAMAK, OTURAKLIK, OTURUŞMAK, OTURUŞKUN, OTURUŞGUN, OTURTULMA, OTURMALIK
OTURUHAT, OTURMACI, OTURTMAÇ, OTURTMAK, OTURAKLI, OTURAHÇİ, OTUZUNCU, OTUZARLI, OTUMAKÇI, OTUMAVİL, OTURACAK, OTURUŞMA, OTURAĞAN, OTURAHCİ, OTURGANI, OTURAHLI, OTURAHLİ, OTURAKCI, OTURAKÇI, OTURAMAK, OTURULMA
OTURTUM, OTURUCU, OTURKIÇ, OTUZLUK, OTURGİÇ, OTURAGO, OTURCAK, OTURGAÇ, OTURGAN, OTURGEÇ, OTUKMAK, OTURGUN, OTURĞAN, OTUHMAH, OTURTMA, OTURMAK, OTURMAN, OTURMUŞ
OTUBÜS, OTUZAR, OTUMAH, OTUMAK, OTURAG, OTURAH, OTURUŞ, OTURAK, OTURUM, OTURGA, OTURUK, OTURMA
OTUMA, OTUZA
OTUN, OTUS, OTUZ, OTUK
OTU
OTU
Otur.
OTURULABİLME
Oturulabilmek işi.
OTURUŞTURMAK
Yatıştırmak.
OTURABİLMEK
Oturma imkânı veya olasılığı bulunmak.
OTURAKLAŞTIRMAK
Yurtlandırmak, yerleştirmek.
OTURTABİLME
Oturtabilmek işi.
OTURULABİLİRLİK
Bir konutun ya da bir yerleşim yerinin insanların yerleşmesine ve yaşamlarını sürdürmesine elverişli nitelikler taşıması.
OTURAKHAVASI
Uzunhava denilen türkü. Halka olup oturarak söylenen türkü.
OTURURGAHMAZ
Ocak.
OTURAKFASULYESİ
Bir çeşit fasulye.
OTURAVARMAK
Kız, evlenmek için, nişan, düğün törenlerine gerek görmeden sevdiği erkeğin evine gitmek, kaçmak.
OTURTABİLMEK
Oturtma imkânı veya olasılığı bulunmak.
OTURULABİLMEK
Oturma imkânı veya olasılığı bulunmak.
OTURUDÜŞMEK
Kız, evlenmek için, nişan, düğün törenlerine gerek görmeden sevdiği erkeğin evine gitmek, kaçmak. Oturup kalmak.
OTURUVERMEK
Ansızın veya çabucak oturmak.
OTURAKLILIK
Oturaklı olma durumu.
Bu bölümde tanımı içerisinde OTU geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AĞ
İplik, sicim, tel vb. ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü. Ulaşım ve iletişim gibi alanlarda ülkenin her yerine yaygınlaştırılmış şebeke. Örümcek vb. hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü. Çaprazlama örgü ile yapılmış olan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file. Pantolon veya külotun apış arasına gelen yeri, apışlık. Tuzak. Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmış örgü, file.
ALÇALMA
Alçalmak işi, inme. Gelgitte denizin alçalması, cezir. Düşkünlük, zül, mezellet. Toprağın çöküp oturması.
AYAKÜSTÜ
Oturmadan, ayakta durarak. Kısa sürede, acele olarak, ayaküzeri.
AY
Birdenbire duyulan acı, ağrı, şaşırma, ürkme veya sevinç anlatan bir söz. Dünya'nın uydusu olan gök cismi, kamer, mah, meh. Yılın on iki bölümünden her biri. Art arda gelen iki yeni ay arasında geçen süre. Bir ayın herhangi bir gününden ertesi ayın aynı gününe kadar geçen veya yaklaşık otuz gün olarak kabul edilen süre.
ANDIZ
Yaprakları dikenli olan bir tür ardıç. Kırlarda yetişen yabani bir otun kökü. Servi.
APIŞMAK
Hayvan yorgunluktan bacaklarını birbirinden ayırarak çöküvermek. Ne yapacağını kestirememek, şaşırmak. Oturmak, bacakları ayırarak çömelmek.
AMFİTEATR
Dinleyicilerin oturduğu, sıraları arkaya doğru basamaklı olarak yükselen salon, amfi. Yunan ve Roma'da açık hava tiyatrosu. Basamak basamak yükselen yer biçimi.
ALT
Bir şeyin yere bakan yanı, zir, üst karşıtı. Birkaç şeyden aşağıda olan. Bir şeyin yere yakın bölümü. Birine göre daha aşağı mevkide olan kimse, madun. Sınıflamalarda ikinci derecede olan. Bir nesnenin tabanı. Oturulurken uyluk kemiklerinin yere gelen bölümü.
AİLE
Evlilik ve kan bağına dayanan, karı, koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birlik. Eş, karı. Aynı gaye üzerinde anlaşan ve birlikte çalışan kimselerin bütünü. Temel niteliği bir olan dil, hayvan veya bitki topluluğu, familya. Aynı soydan gelen veya aralarında akrabalık ilişkileri bulunan kimselerin tümü. Birlikte oturan hısım ve yakınların tümü.
ATKUYRUĞUGİLLER
Eğrelti otugillerden, örneği atkuyruğu olan bir bitki familyası.
ARKA
Bir şeyin temel tutulan yüzünün tam ters yanı, ön karşıtı. Bir şeyin sırt durumunda olan yüzeyi. Otururken sırtın dayandığı yer. Geri kalan bölüm. Geçmiş, geride kalmış zaman. Kayıran, destekleyen. İnsanın vücudu, bedeni. Art, peş. Arkada olan, arkada bulunan.
AKONİTİN
Boğan otundan çıkarılan ve hekimlikte kullanılan zehirli bir madde.
ADRES
Bir kimsenin oturduğu yer, bulunak. Hedef gösterilen yer. Bir kimsenin sık olarak gittiği yer. Kurum ya da kuruluşun bulunduğu yer.
ARSENİK
Atom numarası 33, atom ağırlığı 74,91, yoğunluğu 5,7 olan, atmosfer basıncı altında 450 °C'de süblimleşen, maden filizlerinde çok yaygın bulunan, metal görünümünde basit element, sıçanotu, zırnık (simgesi As).
ATROPİN
Güzelavrat otundan çıkarılıp hekimlikte kullanılan zehirli bir madde.
ADAMKÖKÜ
Adamotu.
ATKUYRUĞU
Atkuyruğugillerden, kök sapı ömürlü olan, genellikle nemli yerlerde yetişen ve ilaç olarak kullanılan bir bitki, zemberek otu (Equisetum arvense). Genç kızların saçlarını başlarının arkasına toplayarak uç bölümünü kaldırıp serbest bıraktıkları saç biçimi.
AŞİYAN
Kuş yuvası. Ev, oturulan yer, mesken.
AKPAS
Lahana, turp, şalgam, karnabahar vb. bitkilerin kök dışındaki bütün bölgelerine yerleşebilen, özellikle semizotugillerde karşılaşılan yosunumsu mantar (Albugo candida).
AYAKLIK
Bir makinede, bir araçta ayak yardımıyla dönmeyi veya hareketi sağlayan düzen, pedal. Küçük teknelerde kürekçinin oturduğu yeri destekleyen, kaplamaların iç tarafına çakılan kiriş. Kaide. Ayakçak. Ayak basacak yer.