Kelimeler arşivi içinde; sonunda "naka" olan, toplam 10 adet kelime bulunmaktadır. Sonu naka ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında naka olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde naka olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
DAHANAKA
AHANAKA, HORNAKA, İHİNAKA
SANAKA, SINAKA, TANAKA, TONAKA, ZANAKA
NAKA
NAKA
Tavuk yavrusu, civciv.
ZANAKA
Paylama, cezalandırma.
SINAKA
Atasözü.
İHİNAKA
İşte.
DAHANAKA
İşte, orada, şurada.
TANAKA
1.Dolgun, iri yapılı. 2.Büyük kafalı, anlayışsız (çocuk): Ah tanaka ah, bişiyden çakmazsın.
TONAKA
1.Büyük, iri: Hey, tonaka kafalı oğlan! 2.Büyük aşık kemiği, sığırların aşık kemiği.
SANAKA
Atasözü. Masal, öykü.
HORNAKA
Bahçe duvarlarının altından geçen su yolu.
AHANAKA
İşte, orada, hemen şurada, bu.
Bu bölümde tanımı içerisinde NAKA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
CEDELLEŞMEK
Tartışmak, münakaşa etmek, becelleşmek, cebelleşmek. Uğraşmak, çabalamak, becelleşmek, cebelleşmek.
ŞARKI
Tonlama değişiklikleriyle çeşitli duygular uyandıran uyumlu, ezgili insan sesleri dizisi. Divan edebiyatında, bestelenmek için dörtlükler biçiminde ve uyaklı olarak yazılmış olan şiir biçimi. Klasik Türk müziğinde aşk üzerine söylenen, nakaratı ve ara nağmesi olan parça. Ezgi, müzik parçası, melodi, liet.
MEYAN
Meyan kökü. Şarkıların makam geçişlerinin yapıldığı ve melodik hareketin nakarata bağlandığı bölüm. Ara, orta.
ADALAMAK
Münakaşa etmek, tartışmak. Bir yerin etrafı yağmur sulariyle dolarak ada haline gelmek.
TARTIŞMAK
Bir konu üzerinde, birbirine ters olan görüş ve inançları karşılıklı savunmak. Güreşte karşı karşıya durum alıp elle birbirini yoklayarak rakibin zayıf yanlarını aramak. Karşılıklı ağır sözler söyleyerek çekişmek, münakaşa etmek.
DONAKALMA
Donakalmak durumu.
MÜNAZAA
Ağız kavgası, çekişme, münakaşa. İki taraf arasındaki kavga, düşmanlık.
ULAŞTIRMA
Ulaştırmak işi. İnsanların, malların, haberlerin ulaşmasını sağlayan işlerin ve araçların tümü, münakalat. Orduda malzeme ve personel taşıma işlerini sağlayan sınıf.
BAŞKEMER
(Mimarlık) Bir anakapının silmeli ve süslü kemeri.
AYTIŞMAK
Atışmak, tartışmak, münakaşa etmek. Halk şairleri belli bir ayak çerçevesinde karşılıklı atışmak.
CEDEL
Tartışma, çekişme, münakaşa etme.
ULAŞIM
Ulaşma işi. Köyler, şehirler, ülkeler arasında bir yerden bir yere gidiş geliş, münakale, muvasala, temas. Bir şeyi bir yerden başka bir yere aktarma.
TARTIŞMA
Birbirine karşıt düşünceleri karşılıklı savunma. Karşılıklı ağır sözler söyleyerek yapılmış olan çekişme, atışma, ağız dalaşı, dil dalaşı, dil kavgası, ağız kavgası, münakaşa. Bir sorun üzerine sözle veya yazılı olarak karşılıklı, bazen de sertçe savunma.
KAVUŞTAK
Nakarat.
TAŞLAŞMAK
Taş durumuna gelmek. Çok şaşırarak bir şey yapamaz, konuşamaz duruma gelmek, donakalmak.
NAKARATSIZ
Nakaratı olmayan.
NAKARATLI
Nakaratı olan.
CEDDALE
Münakaşa, ağız kavgası.
CENKLEŞMEK
Savaşmak. Atışmak, çekişmek, münakaşa etmek.
MÜNAKAŞALI
Münakaşası olan, içinde veya üzerinde münakaşa edilen.