Kelimeler arşivi içinde; başında "naki" olan, toplam 9 adet kelime bulunmaktadır. naki ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu naki ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde naki olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
NAKİBÜLEŞRAF
NAKİSA, NAKİYE
NAKİD, NAKİL, NAKİP, NAKİS, NAKİT
NAKİ
NAKİ
Temiz, pak. Çok ince, çok güzel, arif.
NAKİYE
Temiz, pak. Çok ince, çok güzel, zarif.
NAKİSA
Eksiklik, kusur.
NAKİP
Bir kavmin, kabilenin başkanı veya onun vekili. Bir tekkede en yaşlı derviş veya dede.
NAKİBÜLEŞRAF
Peygamber soyundan olanların işlerine bakmak üzere kendi aralarından seçtikleri görevli.
NAKİL
Bir yerden alıp başka bir yere iletme, aktarma, taşıma, geçirme, aktarım. Başka dilden bir eseri kendi diline çevirme, tercüme etme. Anlatma, söyleme, hikâye etme. Yazı veya resmin aynısını başka bir şeyin üzerine yapma, kopya etme. Göç, taşınma. Bir görevden başka bir göreve atanma, tayin.
NAKİS
Ters, inatçı kişi. Nakıs, eksik.
NAKİT
Para, akçe. Kullanılması hemen mümkün olan para, peşin para, likit.
NAKİD
akça.
Bu bölümde tanımı içerisinde NAKİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DİSPONİBİLİTE
Bankalarda mevcut nakit ve derhâl paraya çevrilebilecek kıymet.
AKTARIM
Aktarma işi, nakil. Psikoterapide hastanın terapiste ruhsal yapısı üzerinde etkili olmuş deneyim ve ilişkilerini aktarması.
NAKLETMEK
Nakil işini yapmak, bir yerden başka bir yere geçirmek, iletmek. Anlatmak, aktarmak.
TRANSPORT
Bir yerden başka bir yere taşıma, iletme, nakil. Taşımacılık, nakliyat.
FARNOKİNON
K vitaminleri. Menakinon.
EKLAMPSİ
Küçük boy köpek ırklarında doğum öncesi veya doğumdan sonra laktasyonun ilk. haftasında, kanda kalsiyum seviyesinin düşmesine bağlı olarak biçimlenen, vücut sıcaklığının yükselmesi, hızlı nabız ve tetani semptomlarıyla seyreden hastalık, puerperal tetani. Kısraklarda tipik olmayan laktasyon tetanisi. Kan kalsiyum ve magnezyum seviyelerinin düşmesine bağlı olarak erken doğum sonrası veya sütten kesilme dönemlerinde; daha çok aşırı yorulma ve uzun süren nakiller sonucu biçimlenen akut seyirli, tedavi edilmezse 24 saatte ölüme neden olabilen metabolik bir hastalık.
NEHL
Nakil. Arapça kökenli nakl: nakil.
NAKLETTİRMEK
Nakil işini yaptırmak, nakledilmesini sağlamak.
EKSİKLİK
Eksik olma durumu, eksik olan miktar, noksan, nakisa, fıkdan.
ÖZDEĞER
Özel bir denkilemi sınır koşulları uyarınca sağlayan çözüm işlevlerine (özişlevlere) eşlenen değiştirgen. Ürünün ya da hammaddenin taşıdığı özelliklerden kaynaklanan değeri. Bir şirketin gelecekteki nakit akımlarının şimdiki değerinin şirketin veya kesimin sermaye maliyeti ile iskonto edilmiş değeri. A bir dördül dizeyve I birim dizey olmak üzere dizeyinin belirtenini sıfıra eşitleyerek bulunan denklemin köklerinden her biri. Bir özdeğerine karşılık gelen XA=koşulunu sağlayan X yöneyine özyöney ya da gizil yöney denir. anlamdaş gizil değer. Özü değerli olan kimse.
PARA
Devletçe bastırılan, üzerinde değeri yazılı kâğıt veya metalden ödeme aracı, nakit. Kuruşun kırkta biri. Kazanç.
EFEKTİF
Bankacılıkta nakit para. Banknot ve metal para. Merkez Bankası tarafından alım satımı yapılmış olan ve Türk lirası olarak kurları belirlenen yabancı ülke parası.
NAKLEN
Nakil yoluyla, aktarılarak.
TAŞIT
Otomobil, tren, gemi, uçak gibi taşıma araçlarının ortak adı, nakil aracı, nakil vasıtası, vasıta.
AZOTİYOPRİN
Vücuda alınmasından sonra glutatyonun etkisiyle bir pürin analoğu olan merkaptoürine çevrilen ve organ nakillerinde reddin engellenmesi amacıyla kullanılan bileşik.
GÖÇ
Ekonomik, toplumsal, siyasi sebeplerle bireylerin veya toplulukların bir ülkeden başka bir ülkeye, bir yerleşim yerinden başka bir yerleşim yerine gitme işi, taşınma, hicret, muhaceret. Taşınma sırasında götürülen ev eşyaları. Evden eve taşınma, nakil. Kuşların, geyiklerin, yarasaların, bazı balık ve böceklerin mevsim, iklim, besin miktarı vb.ne göre çevre değiştirmeleri.
NAGIP
Arapça kökenli nakib: Bir tekkede mürşide yardım eden, onun buyruğu üzerine yerine geçen.
HAZİNE
Altın, gümüş, mücevher vb. değerli eşya yığını, büyük servet. Kaynak. Gömülü ya da saklıyken bulunan değerli şeylerin bütünü. Değerli şeylerin saklandığı yer. Devlet malının veya parasının saklandığı yer. Devlet malı veya parası. Değerli bir şeyin çok bulunduğu yer. Büyük bağlılık duyulan, değer verilen şey veya kimse. Devletin altın, döviz, bono ve nakit işlemlerini maliye ile birlikte düzenleme görevini üstlenen makam.
İŞLEM
Bir işi sonuçlandırmak için yapılmış olan iş veya uygulamaların hepsi, muamele, muamelat. Bir amaca ulaşmak için tutulan yol, prosedür. Sayıları karşı karşıya getirip belirli birtakım kurallara uygun olarak birbiri üzerine etkilendirme yöntemi. Nakit veya menkul değerleri kullanarak alım satım, takas, borçlanma vb. piyasa hareketi. Ham veya ara malları ve maddeleri fiziksel, kimyasal değişikliklerle daha uygun, kullanılır duruma getirme, muamele. Madde üzerinde her türlü değişim yapma işi, muamele.
LİKİT
Sıvı. Nakit.