Kelimeler arşivi içinde; sonunda "mere" olan, toplam 15 adet kelime bulunmaktadır. Sonu mere ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında mere olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde mere olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
İMPRİMERE, YÜZNÜMERE
MÜSAMERE, BEREMERE, KOKUMERE, MÜSEMERE
KEMERE, SEMERE, GEMERE, HÖMERE, HUMERE, LÖMERE, ŞEMERE
EMERE
MERE
MERE
Yeni dikilen ve henüz üzüm vermeyen bağ. Oyunda kale, sınır. İşlenmemiş, sürülmemiş sert toprak. Çayır, otlak. Fare. Köpeğin yaşı. Çivili köpek tasması. Arapça kökenli mer'a: mera; otlak.
LÖMERE
Sayı.
KOKUMERE
Topraktan yapılmış iki kulplu testi. Orta büyüklükte su testisi.
MÜSAMERE
Okullarda öğrencilerin sunduğu, programında koşuk, oyun vb. gösterilerinin yer aldığı eğlence. Çoğunlukla akşam toplantısı, akşam eğlencesi.
MÜSEMERE
Arapça kökenli müsâmere: müsamere; öğrencilerin düzenledikleri sahne oyunları.
ŞEMERE
Koyun.
YÜZNÜMERE
Hela; ayakyolu.
GEMERE
Yarısı beyaz yarısı siyah üzüm.
İMPRİMERE
Basma, çökertme.
HUMERE
Nemli olma.
EMERE
Ortaya bir iş çıkarmak, başarmak.
HÖMERE
Cadı kadın.
KEMERE
Gemi güvertesinin enine konmuş kirişlerinden her biri.
SEMERE
Yemiş, meyve, ürün. İstenilen sonuç, verim.
BEREMERE
Şöyle böyle, az çok, oldukça, biraz, üstünkörü.
Bu bölümde tanımı içerisinde MERE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
İMTİSAS
Emme, emerek çekme, soğurma.
GÖMÜLEMEK
Para veya değerli şeyleri toprak altına gömerek saklamak.
PİRE
Pireler takımından, insanın ve bazı hayvanların kanını emerek yaşayan, iyi sıçradığı için kolay yakalanamayan, küçük, asalak böcek (Pulex).
TAHTAKURUSU
Yarım kanatlılardan, uzunluğu 3-5 milimetre, vücudu oval ve yassı, kanatları körelmiş, oturulan, yatılan yerlerde üreyen, kan emerek beslenen, pis kokulu böcek, tahta biti (Cimex lectularius).
ALAMEREMET
Çok acele, çabucak: Kamyon gidiyormuş, alameremet hazırlandım geldim.
KALKANCIK
Tohum içerisinde oğulcuğu besi dokuya bağlayan, onu besin deposundan ayıran ve besin maddelerini emerek oğulcuğa veren zar gibi ince ve kalkan şeklinde bir parça.
MAS
Emme, emerek içine çekme, soğurma.
KIMIL
Yarım kanatlılardan, sap, çiçek, yaprak ve başakları emerek veya yiyerek ekin hastalığına yol açan, vücudu kalkana benzeyen zararlı bir böcek (Aelia rostrata).
MERMERLEŞME
Genellikle başkalaşma etkisiyle, kireç taşlarının yeniden billurlaşma sonucu mermere dönüşmesi.
DALDIRMA
Daldırmak işi. Bir dalı gövdeden ayırmadan toprağa gömerek köklenmesini sağlama yolu. Cam veya seramikten yapılmış bir tür kulplu kap. Bu yolla daldırılan dal.
AKÇAŞAR
Afyon ilinde, Sincanlı belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge. Isparta şehrinde, Yalvaç ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Konya ilinde, Altınekin ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Sivas ilinde, Gemerek ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
ASPİRATÖR
Havadaki duman, is, koku vb. yabancı maddeleri emerek dışarı atan aygıt, emmeç. Kendisine bağlanan bir kabın içindeki gazı seyreltmeye veya sıkıştırmaya yarayan, içinden bir sıvı geçirilerek çalıştırılan araç, emmeç.
ŞİŞMEK
İçi hava veya gazlarla dolarak gerilmek. Yorularak koşuyu veya müsabakayı sürdüremez olmak. Vücudun bir yeri içine yabancı bir maddenin girmesiyle veya başka bir etkiyle gerilmek, kabarmak. Gururlanmak, büyüklenmek. Utanmak, mahcup olmak. Çok yemek yiyerek rahatsız olacak kadar doymak. Bir şey emerek hacmi büyümek, genişlemek.
JERSEY
Sarı ve kahverengiden esmere kadar değişen renkte, et tutmayan, kemikleri belirgin bir kültür ırkı sığırı.
VERİM
Çalıştırılan, işletilen, bakılan bir şeyin verdiği sonuç veya bu sonucun niceliği, mahsul, randıman. Elde edilen ürün, hizmet vb.yle onu elde etmek için harcanan iş arasındaki oran. Ortaya çıkan, istenilen, beklenilen sonuç, semere.
BAL
Bal arılarının bitki ve çiçeklerden topladıkları bal özünden yapıp kovanlarındaki petek gözlerine doldurdukları, rengi beyazdan esmere kadar değişen tatlı, koyu, sıvı madde. Ağaçların kabuğundan sızarak pıhtılaşan besi suyu. Olgunlaşmış incirin, dışına sızan tatlısı.
VERİMLİ
Verimi iyi ve bol olan, bitek, randımanlı, mahsuldar, mümbit, müsmir, verimkâr. Çok yazan, velut. Kendisinden beklenen sonucu veren, semereli.
ESMERCE
Esmere yakın, biraz esmer olan.
ESMERİMSİ
Esmere çalan, esmer gibi.
AKKOŞNİL
Limon, portakal, üzüm, şimşir, ığ ve hurmagillerden özsu emerek yaşayan açık sarı kabuklu bit.