KULA ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "kula" olan, toplam 45 adet kelime bulunmaktadır. kula ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu kula ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kula olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

KULAĞAKAÇANLAR

13 harfli kelimeler

KULAĞUZLAYICI

12 harfli kelimeler

KULANTARLASI, KULAMPARALIK, KULAĞUZLAMAK

11 harfli kelimeler

KULAKSIZLIK, KULAKLAŞMAK, KULAKDAVULU, KULAKSIZLAR, KULAĞAKAÇAN, KULAÇLANMAK

10 harfli kelimeler

KULAÇLAYIŞ, KULAÇLAMAK, KULAKSAMAK, KULAKPINAR

9 harfli kelimeler

KULAÇLAMA, KULAMPARA, KULAKAÇAN, KULAKTOZU, KULACADAĞ, KULAKLAMA

8 harfli kelimeler

KULAKAŞI, KULAKTAN, KULAKSIZ, KULAKLIK, KULAKKÖY, KULAKÇIK, KULAKÇAK

7 harfli kelimeler

KULAKLI, KULAKÇI, KULAMAK, KULAĞUZ, KULAÇKA, KULACIK, KULALAR

6 harfli kelimeler

KULACA, KULALI

5 harfli kelimeler

KULAK, KULAH, KULAÇ, KULAN, KULAT, KULAV, KULAY

4 harfli kelimeler

KULA

Bazı kelimelerin anlamları

KULA

Gövdesi sarı veya kirli sarı renkte, yele, kuyruk ve bacağın alt kısmındaki kılların koyu renkte olduğu at donu. Bu renkte olan (at). Manisa iline bağlı ilçelerden biri.

KULAĞAKAÇAN

Düz kanatlılardan, karnında çatal biçiminde iki uzantı bulunan, meyve ve sebzelere zarar veren otçul bir böcek (Forficula auricularia).

KULAKSIZLIK

Kulaksız olma durumu.

KULAKLAŞMAK

Birbirinin kulağına fısıldamak.

KULAKSAMAK

Dinlemek, kulak vermek, önem vermek.

KULAĞAKAÇANLAR

Yarıbaşkalaşım gösteren ve genellikle hayvansal maddelerle beslenen, seyrek olarak otçul, gececi, kemirici, kısa kanatlı böcekler takımı.

KULAÇLAMAK

Kaç kulaç olduğunu ölçmek. Kulaç atarak yüzmek.

KULAMPARALIK

Oğlancılık.

KULAĞUZLAMAK

Yol göstermek, önüne düşüp götürmek, rehberlik etmek, delâlet etmek. Kılavuz olarak vermek, göstermek.

KULANTARLASI

Tunceli şehrinde, Dağyolu nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

KULAKPINAR

Bursa şehrinde, Karacabey belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

KULAÇLANMAK

Vuracak gibi yapmak.

KULAKSIZLAR

Manisa şehri, Akhisar ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

KULAĞUZLAYICI

Rehber, yol gösteren.

KULAKDAVULU

Kulak zarı.

KULAÇLAYIŞ

Kulaçlama işi.

  -   -   -  

Anlamında KULA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KULA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AFET

Çeşitli doğa olaylarının sebep olduğu yıkım. Çok kötü. Hastalıkların dokularda yaptığı bozukluk. Güzelliği ile insanı şaşkına çeviren, aklını başından alan kadın. Kıran.

ADAMCIL

İnsandan ürkmeyen, insana alışmış olan, insana sokulan, sıcakkanlı, munis.

AĞIR

Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.

BUHURUMERYEM

Tavşankulağı.

AKTAR

Baharat veya güzel kokular satan kimse veya dükkân. İğne, iplik, baharat, zarf, kâğıt, tütün vb. satılan dükkân.

BİYOKATALİZÖR

Canlı dokuların hepsinde çok az bulunan ve hayat için gerekli kimyasal tepkimeleri uyandıran veya kolaylaştıran madde.

AKIŞMA

Akışmak işi. Bir sıraya gelen ses, hece veya kelimelerin birbirleriyle uyuşarak kulağa hoş ve dile kolay gelen bir bütün oluşturması.

AZOTLAMA

Azotlamak işi. Azotlu besin almayan bitki veya hayvanların dokularındaki serbest azotu belirleme.

APSENT

Pelinle kokulandırılmış sert bir içki.

BELGELİ

Belgesi olan (kimse). İki yıl üst üste sınıfta kaldığı için okula devam etme hakkını yitirerek belge alan (öğrenci).

ARMONİ

İki veya daha çok sesin aynı anda kulağa hoş gelecek bir biçimdeki uyumu, harmoni.

COŞKULANMA

Coşkulanmak işi.

AMPÜTASYON

Kol, bacak, kulak gibi organların tedavi amacıyla kısmen veya tamamen kesilip çıkartılması. Herhangi bir bütünden bir parça kesme veya koparma.

ARINMA

Arınmak işi, temizlenme. Duyguların sanat yoluyla arı duruma getirilmesi. Ruhun tutkulardan temizlenmesi.

ABLATYA

Uzunluğu 150, genişliği 4-10 kulaç olan, geniş gözlü bir balık ağı türü.

AKKARAMAN

Orta ve Doğu Anadolu'nun batı kesimlerinde yaygın olarak yetiştirilen, vücudu beyaz, ağız, burun, göz etrafı, kulak ve ayaklarında siyah lekeler bulunabilen, kaba karışık yapağılı, yerli bir tür koyun.

CİN

Dinî inanışa göre duyularla kavranamayan, insanlar gibi irade ve anlama yeteneğine sahip, ilahi emirlere uymakla yükümlü tutulan yaratık. Masallarda göze görünmeyen, türlü biçimlere girebilen, iyilik de kötülük de yapabilen yaratık. Akıllı, zeki, uyanık kimse. Buğday, arpa, yulaf vb.nden elde edilen ve ardıçla kokulandırılan bir alkollü içki türü, ardıç rakısı. Pamuklu, kalın kumaştan giysi veya pantolon.

BAYKUŞ

Başında, kulak yerinde iki sorgucu bulunan, yırtıcı gece kuşlarının genel adı.

BİYOKİMYA

Hücreden en gelişmiş organa kadar canlı dokuları inceleyen ve bunları oluşturan maddeleri araştıran bilim dalı.

BİYOŞİMİ

Organ dokularındaki kimyasal olayları inceleyen kimya kolu.