Kelimeler arşivi içinde; başında "kota" olan, toplam 26 adet kelime bulunmaktadır. kota ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu kota ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kota olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
KOTARABİLMEK
KOTARABİLME
KOTARILMAK
KOTARILMA, KOTALAMAK, KOTANDÜZÜ
KOTAKLIK, KOTASYON, KOTARMAK
KOTANCI, KOTARAN, KOTARMA, KOTANLI, KOTAMAK
KOTARA, KOTALI, KOTALA, KOTARI
KOTAR, KOTAŞ, KOTAZ, KOTAN, KOTAL, KOTAK, KOTAH
KOTA
KOTA
Bir ülkede ithal edilecek malların çeşitlerini, oranlarını veya miktarlarını gösteren liste. Bir ülkede ithal edilecek mallar için getirilen sınırlama. Kuruluşlarda veya derneklerde bir gruba tanınan kontenjan sayısı. Bazı ülkelerde, sinemalarda belirli bir süre oynatılması zorunlu olan yerli film sayısının yabancı filmlere oranı.
KOTANDÜZÜ
Erzurum kenti, Pasinler belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
KOTAMAK
Kovalamak.
KOTARMAK
Pişen yemeği başka kaba boşaltmak. Bir işi tamamlamak, bitirmek. Üstesinden gelmek. Hazırlamak.
KOTARMA
Kotarmak işi.
KOTANCI
Ağrı ili, Diyadin belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
KOTASYON
Geçer değer. Bir şirkete ait taşınır değerlerin borsada işlem görmesine izin verilmesi. Belirli bir tarihte döviz veya taşınır değerler borsalarında aracıların belirleyerek ilan ettikleri döviz ya da taşınır değerin alış ve satış fiyatı.
KOTANLI
Ardahan şehrinde, Çıldır ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge. Muş ili, Bulanık belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.
KOTARILMAK
Kotarma işi yapılmak.
KOTALAMAK
Manda doğurmak, yavrulamak. Kovalamak.
KOTARAN
İçki dağıtan erkek ya da kadın.
KOTARA
Koyunları sağmak için kullanılan üstü kapalı koyun ağılı. Hayvan kümesi, bölük. Küçük arı kovanı.
KOTARABİLMEK
Kotarma imkânı veya olasılığı bulunmak.
KOTARILMA
Kotarılmak işi.
KOTARABİLME
Kotarabilmek işi.
KOTAKLIK
Küçük mandaları koymak için ahırda ayrılan yer.
Bu bölümde tanımı içerisinde KOTA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KARŞILIKLILIK
Karşılıklı olma durumu. Uluslararası ticarette iki ülke veya ülke grubu arasında karşılıklı olarak, dışalımda düşük gümrük tarifesi, kota sınırlarının geniş tutulması gibi ödünler tanınması. Krş. tam karşılıklı ödün ilkesi, eksik karşılıklı ödün ilkesi. Toplumsal ilişki içinde bulunan bireyler ya da toplumsal kümeler arasında etki ve tepkilerin karşılıklı olarak birbirine yol açagitmesi. Toplumsal çevrece onaylanan bir değerler ölçeğine göre bir yandan belli ödevleri, yükümlülükleri ve görevleri, öte yandan da belli hakları, karşılıkları ve ödülleri içeren toplumsal ilişki. Oluşum, durum ya da nesnelerin karşılıklı olarak birbirine uygun düşmesi.
BOYKOTÇU
Boykot yapan veya boykota katılan kimse.
HORAVEL
'Hodah' ların 'kotan' sürerken koro hâlinde söyledikleri türkülere verilen ad.
MAJ
Kotanın baston şeklindeki elceği; kotanı bastırmaya yarar.
TUTAM
Avuç içi veya parmak uçlarıyla tutulabilen miktarda olan. Bankacılıkta kullanılan, borsada kota alabilmek için gerekli asgari şirket sermayesi veya pay, hisse, parti, lot.
EŞEYH
'Kotan'ın oku.
MAJGAL
Sapanı tutan adam. Arazi sürülürken kotanın 'maj' ını tutan kimse.
GILIŞ
Kılıç. Eski türkçe kılıç: kılıç; kotanın gövdesini oka bağlayan demir veya ağaç kol.
TRİKOTAJCILIK
Trikotajcının işi.
OTARŞİ
Bir ülkenin çok yüksek gümrük tarifeleri, kotalar ve kambiyo denetimi gibi araçlarla kendini dünya ekonomisinden soyutlamak için uyguladığı iktisaden kendi kendine yeterlilik politikası.
HODAH
Sığır çobanı. Bir ailenin sığırını güden kimse. İkiden fazla hayvan koşulan sabanı ve arabayı süren, özellikle çocuk ya da ufak tefek kimse. Hayvan otlatan küçük çocuk, kotan sürerken öküzlere binen küçük çocuk. Sığırtmaç çocuk; kotan sürerken öküzlerin boynuna binen çocuk; köylerde zenginlerin yanında çalışan, onların hayvanlarını otlatan çeşitli işlerini gören erkek çocuk.
KOTAŞ
Kısa ve kalın (burun için): Şu adamın burnu ne kotaş.