Kelimeler arşivi içinde; sonunda "kesik" olan, toplam 8 adet kelime bulunmaktadır. Sonu kesik ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında kesik olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde kesik olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
SAKALIKESİK
KILIKESİK, KOCAKESİK, SAÇIKESİK
ELİKESİK, TAŞKESİK, YERKESİK
KESİK
KESİK
Kesilmiş olan. Aralıklı. Gazete, dergi vb.nden kesilmiş yazı, kupür. Takım kadrosuna alınmamış (oyuncu). Kısa. Çiğ sütten yapılmış olan yağsız peynir, çökelek, ekşimik. Tarla, bağ ve bahçe çevresine açılan hendek. Kesilerek bozulmuş olan. Parası olmayan. Kesilmiş olan yer. Tutkun, hayran.
TAŞKESİK
İzmir şehri, Torbalı ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Muğla ili, Turgut bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
KOCAKESİK
Aydın ili, Nazilli ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
ELİKESİK
Kuru bağ çubuklarının 15-20 cm. uzunluğunda olanlarına denir. Antalya ili, Alanya ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
SAKALIKESİK
Erzurum kenti, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
KILIKESİK
Bir yaşında erkek keçi.
SAÇIKESİK
Kız ve kadınlar (için kullanılır).
YERKESİK
Muğla kenti, Yerkesik bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
Bu bölümde tanımı içerisinde KESİK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KANUN
Yasa. Geçerli olan kural. Dikdörtgen biçiminde, bir köşesi kesik, yassı bir sandık üzerine gerilmiş tellerden oluşan, tırnak adı verilen çalgıçlarla çalınan ince saz çalgısı.
FECRİSADIK
Tan yerinde gün doğuncaya kadar süren kesiksiz aydınlık, gerçek tan.
MAKTU
Kesilmiş, kesik. Ölçü ile satılmayan, götürü. Kesin olarak değeri biçilmiş.
KALPAK
Kesik koni biçiminde deri, kürk veya kumaştan yapılmış başlık.
GEVŞEKLİK
Gevşek olma durumu. İlgisiz, kayıtsız davranış. Uyuşukluk, kesiklik, rehavet.
KESİKLİK
Kesik olma durumu. Ansızın duyulan hâlsizlik, kırıklık, yorgunluk.
BALKIMAK
Parlamak, parıldamak. Şimşek çakmak. Organ, kesik kesik ağrımak, sancımak. Su halkalanmak, dalgalanmak.
ÇINGIRTI
Çıngırağın sesine benzer keskin ve kesik sesin adı.
İNLEMEK
Acı, üzüntü belirten kesik sesler çıkarmak, inildemek. Gür, uğultulu, yankılı ses çıkarmak.
ÇEMKİRMEK
Birine karşı gelmek, sert cevap vermek. Köpek kesik kesik havlamak.
GÜCÜK
Kısa, bodur, gelişmemiş, güdük. Kuyruksuz, kuyruğu kesik (hayvan). Ağaç direklerin hazırlanması sırasında artakalan kısa parça.
ÇIRPMAK
Halı, kilim vb. şeyleri hızla ve kesik kesik silkelemek. Bir şeyin ucundan bir parça kesmek. Sulu yiyecekleri hızla ve sürekli olarak çatal, kaşık vb. ile karıştırmak. Güreşte rakibinin kollarını beli hizasında sımsıkı kavrayarak minderde kendi üzerinden sağa ve sola sırtüstü savurmak. İki şeyi birbirine çarpmak. Çalmak, hırsızlık etmek.
GÜDÜK
Eksik yanı olan, tamamlanmamış, kısa. Yetersiz, sonuç vermemiş. Kuyruğu kesik ya da kopmuş.
ÇÖKELEK
Yağı alınmış süt veya yoğurdun kaynatılmasıyla elde edilen bir peynir türü, kesik, ekşimik, torak. Tortu.
KUPÜR
Giyside kesim. Kesik.
CIZIRDAMAK
"Cızır" diye ses çıkarmak, cızıldamak. Boğazındaki gıcıktan dolayı kesik ve ince ses çıkarmak, cızıldamak.
GIDAKLAMAK
Tavuk kesik kesik bağırmak.
ARALIKLI
Birbirine bitişik olmayan, aralarında açıklık bulunan, aralı, fasılalı. Dizgide kelimeler, harfler veya satırlar arasında açıklık olan, espaslı. Kesik kesik.
KESİKLİ
Kesikleri olan. Aralıklarla süren, duraklamalar yapan (elektrik akımı).
BİLEZİK
Genellikle altın, gümüş vb. elementlerden yapılmış olan ve bileğe süs için takılan halka. Mobilyaların ayak altlarına takılan kare, dikdörtgen, silindir, kesik koni vb. şekilli, pirinç veya nikel kaplı demirden yapılmış, iki ucu delik gereç. İki borunun ucunu birleştirmeye yarayan halkaya benzer parça. Motor pistonlarına, yağlama, soğutma, özellikle sızıntıyı önleme vb. amaçlarla yerleştirilmiş, genel olarak dökme demirden yapılmış, uçları açık ve esnek halka. Kelepçe.