Kelimeler arşivi içinde; başında "kesin" olan, toplam 21 adet kelime bulunmaktadır. kesin ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu kesin ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kesin olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
KESİNLEŞTİREBİLME
KESİNLEŞTİRMEK
KESİNLEŞTİRME, KESİNTİSİZLİK
KESİNLEŞMEK, KESİNSİZLİK
KESİNLEMEK, KESİNLEŞME, KESİNTİSİZ, KESİNLİKLE
KESİNLEME, KESİNETLİ, KESİNEKES, KESİNTİLİ
KESİNDİK, KESİNKES, KESİNMEK, KESİNLİK
KESİNTİ, KESİNME
KESİN
KESİN
Şüphe ve duraksamaya yer bırakmayan veya geri dönülmeyen, değişmez, mutlak, kati, maktu. Kesinlikle.
KESİNTİLİ
Ara verilerek yapılan. Kesintisi olan (para).
KESİNLEŞTİREBİLME
Kesinleştirebilmek işi.
KESİNETLİ
Şart, zorunlu : Bu işi yapmak kesinetli mi?.
KESİNLEŞTİRMEK
Kesin bir duruma getirmek.
KESİNTİSİZLİK
Kesintisiz olma durumu.
KESİNLEŞTİRME
Kesinleştirmek işi.
KESİNLEMEK
Bir şeyi kesinleştirmek.
KESİNSİZLİK
Kesin olmama durumu.
KESİNLEŞMEK
Kesin bir durum almak, katileşmek. Değişme olanağı olmadan yürürlüğe girmek.
KESİNDİK
Kesinti.
KESİNLİKLE
Kesin bir biçimde, kesin, kesin olarak, kesinkes, yüzde yüz, her hâlde, her hâlükârda, mutlak, mutlaka, katiyen, banko.
KESİNLEME
Kesinlemek işi.
KESİNLEŞME
Kesinleşmek işi.
KESİNEKES
Kesin, kati, kesinliğe yakın olarak.
KESİNTİSİZ
Aralıksız. Hiçbir vergi kesilmeden verilen (para).
Bu bölümde tanımı içerisinde KESİN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇALKANMAK
Çalkama işine konu olmak. Haber, söylenti herkesin ağzında dolaşmak. Deniz, göl dalgalanmak. Coşkunluk, hareketlilik içinde bulunmak.
ALENİ
Açık, ortada, meydanda, herkesin içinde yapılan.
CEVVAL
Davranışları çabuk ve kesin olan.
BELİRLİ
Açık ve kesin olarak sınırlanmış veya kararlaştırılmış olan, muayyen.
BUYURMAK
Bir şeyin yapılmasını veya yapılmamasını kesin olarak söylemek, emretmek. Söylemek, demek, düşüncesini bildirmek. Etmek, eylemek. Almak. Gelmek, gitmek, geçmek, girmek.
BENCİL
Yalnız kendini düşünen, kendi çıkarlarını herkesinkinden üstün tutan, hodbin, hodkâm, egoist. Bencilik öğretisine inanan.
BANKO
İş yerlerinde üzerine eşya koymaya elverişli, iş takibi için gelen kişiyle görevli arasına konulmuş tezgâh. Talih oyunlarında ortada toplanan paranın hepsine oynandığını anlatan bir söz. Talih oyunlarında, oyunu yönetenin ortaya koyduğu para. Talih oyunlarında oyunu yöneten kimse. Su altı tepeliği. Kesinlikle.
BELKİLİ
Olasılı, muhtemel. Doğru olabileceği gibi yanlış da olabilen, belli ve kesin olmayan, olasılı, ihtimalî.
AZMETTİRMEK
Bir suçu veya herhangi bir işi kesinlikle yapmasına karar verdirmek.
BELGİN
Tam ve kesin olarak belirlenmiş olan, sarih.
BOŞLUK
Oyuk, çukur, kapanmamış yer. Boş olma durumu. Boş olan yer. Eksiklik, yoksunluk duygusu. Kesinti, kopukluk. Boş geçen süre.
BELİRMEK
Önce belli veya görünür olmayan bir şey ortaya çıkmak, tezahür etmek. İyice görünür ve anlaşılır bir durum almak, tebarüz etmek. Bir düşünce veya durum kesin bir biçim almak, tebellür etmek.
AKICI
Akma özelliği olan. Kesintisiz. Kolay anlaşılabilen, okunabilen, anlamca açık (anlatım), selis.
ÇARPMAK
Hızla değmek, vurmak. El çabukluğu ile çalmak, dolandırarak elde etmek. Etkisiyle birdenbire hasta etmek. Kalp, hızlı hızlı vurmak. Varlığına inanılan bir gücün öfkesine uğramak. Kurnazlıkla ele geçirmek. Biri çarpılan, öbürü çarpan denilen iki sayı verildiğinde çarpanı çarpılandaki birim kadar çoğaltarak çarpım adı verilen bir üçüncü sayıyı elde etmek, darp etmek. Çekiciliğiyle etkilemek, şaşırtmak.
BİLİM
Evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten yararlanarak sonuç çıkarmaya çalışan düzenli bilgi, ilim. Genel geçerlik ve kesinlik nitelikleri gösteren yöntemli ve dizgesel bilgi. Belli bir konuyu bilme isteğinden yola çıkan, belli bir amaca yönelen bir bilgi edinme ve yöntemli araştırma süreci.
AKINCI
Düşman ülkesine akın yapan savaşçı. İleri uç oyuncusu.
BRÜT
Kesintisi yapılmamış, kesintisiz (para). Darası çıkarılmadan tartılan (ağırlık).
BEYLİK
Bey olma durumu. Bir tür küçük ve ince asker battaniyesi. Hükûmet. Devletle ilgili, devlete özgü olan, devlet malı olan, mirî. Rahat yaşama. Merkeze tam bağlı olmayarak bir beyin yönetimi altındaki ülke, emîrlik, emaret, mirlik. Basmakalıp. Herkesin kullandığı, herkesin bildiği.
ARALIKSIZ
Birbirine bitişik olan, aralarında açıklık bulunmayan, kesintisiz. Sürekli, ara vermeden, kesintisiz.
BUYURGAN
Sık sık buyruk veren, buyruk verir gibi konuşan. Kesin hüküm bildiren.