Kelimeler arşivi içinde; başında "kayd" olan, toplam 42 adet kelime bulunmaktadır. kayd ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu kayd ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kayd olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
KAYDETTİREBİLMEK
KAYDETTİREBİLME, KAYDEDİLEBİLMEK
KAYDEDİLEBİLME
KAYDEDEBİLMEK, KAYDIRABİLMEK
KAYDIRABİLME, KAYDIİHTİYAT, KAYDEDEBİLME, KAYDETTİRMEK
KAYDIRMALIK, KAYDALANMAK, KAYDEDİLMEK, KAYDETTİRME, KAYDIRILMAK
KAYDELEMEK, KAYDIHAYAT, KAYDIRILMA, KAYDIRMACI, KAYDEDİLME, KAYDIRTMAK, KAYDALAMAK
KAYDETMEK, KAYDEDİCİ, KAYDIRMAK, KAYDOLMAK
KAYDURBA, KAYDIRMA, KAYDOLMA, KAYDIRIŞ, KAYDIRIM, KAYDIRAK, KAYDETME
KAYDANE, KAYDİYE, KAYDALI
KAYDIM, KAYDAN, KAYDUR
KAYDE, KAYDA
KAYD
KAYD
Düşünce, endişe; emel, arzu; iş güç.
KAYDETTİREBİLME
Kaydettirebilmek işi.
KAYDIRABİLME
Kaydırabilmek işi.
KAYDEDİLMEK
Kaydetme işi yapılmak, yazılmak.
KAYDETTİRME
Kaydettirmek işi.
KAYDEDİLEBİLME
Kaydedilebilmek işi.
KAYDIRABİLMEK
Kaydırma imkânı veya olasılığı bulunmak.
KAYDIRMALIK
Kaydırmanın düzgün ve gerektiğinde çok hızlı yapılmasını sağlamak amacıyla, kaydırma arabasının, üzerinde yol aldığı demiryolunu andıran maden ya da tahtadan parçalar.
KAYDETTİRMEK
Kaydetme işini yaptırmak, yazdırmak.
KAYDEDEBİLMEK
Kaydetme imkânı veya olasılığı bulunmak.
KAYDIİHTİYAT
Temkinli davranma, ihtiyatlı olma.
KAYDALANMAK
Kıvrak, çalımlı, sekerek yürümek. Yavaş sesle türkü, şarkı söylemek, mırıldanmak.
KAYDEDEBİLME
Kaydedebilmek işi.
KAYDIRILMAK
Kayması sağlanmak, kaymasına yol açılmak.
KAYDETTİREBİLMEK
Kaydettirme imkânı veya olasılığı bulunmak.
KAYDEDİLEBİLMEK
Kaydedilme imkânı veya olasılığı bulunmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde KAYD geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DERKENAR
Sayfa kenarına kaydedilen yazı, çıkma.
FİŞLİ
Fişe yazılmış olan. Fişi olan. Güvenlik kuruluşlarında kaydı bulunan (kimse).
KAYDIRIŞ
Kaydırma işi.
ÇEKMEK
Bir şeyi tutup kendine ya da başka bir yöne doğru yürütmek. Atmak, vurmak. Taşıma gücü olmak. Bir kimseyi veya bir şeyi geri almak. Kaçan ilmeği örmek. Asmak. Herhangi bir engel kurmak. Şans denemek amacıyla hazırlanmış kâğıtlardan birini almak. Güç durumlara dayanmak, katlanmak. Görüntüyü bir aletle özel bir nesne üzerine kaydetmek. Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak. Dişi hayvanı çiftleşmek için erkeğin yanına götürmek. İmbik yardımı ile elde etmek. Hoşa gitmek, sarmak. Tartıda ağırlığı olmak. Masrafını karşılamak, ikramda bulunmak. Yollamak. İçine almak, emmek. Hamur vb. iyice pişmiş duruma gelmek. Daralıp kısalmak. Vericiden gelen dalgaları algılayarak televizyon, radyo, telefon vb. aygıtlarla bağlantı kurmak. Bir kimse ailesinden birine herhangi bir bakımdan benzemek. Germek. Tedavi amacıyla şişe, vantuz, sülük vb.ni uygulamak. Bir duyguyu içinde yaşatmak. Aynısını yazmak veya çizmek. Bir yerden bir şeyi yukarı doğru almak. Öğütmek. Çizgi durumunda uzatmak. Boya, badana vb. sürmek. Döşemek. Yürütmek, sürmek. Yol, ay sürmek. Bir yerden başka bir yere taşımak. Örtmek, giymek. Protesto, poliçe, çek vb. düzenleyip yürürlüğe koymak. Bir amaçla ortadan kaldırmak. Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisine yaklaşmaya zorlamak, itmek karşıtı. Herhangi bir anlama almak. Taşıtı bir yere bırakmak, koymak. Bir şeyin içyüzünü anlamak amacıyla bir kimseyi sıkıştırmak. İçki içmek. Bir şeyi emip dışarıya çıkarmak.
GRAMOFON
Önceden özel bir madde üzerine kaydedilmiş sesleri, istenildiğinde dinleten alet, sesyazar, fonograf.
GEÇİRMEK
Geçme işini yaptırmak, geçmesini sağlamak. Bir gereksinimi eldeki imkânla karşılamak. Bir şeyi kendisine ayrılmış olan yere yerleştirmek, takmak. Zaman harcamak. Giymek, giyinmek. Birine kötü söz söylemek. Bir işi birden çok kişi üzerinde uygulamak. Bir şeyi bir yerden başka yere taşımak, nakletmek. Alışverişte aldatmak, kötü mal satmak, kazıklamak. Bir süre yaşamak, oturmak, kalmak. Herhangi bir durumu yaşamış olmak. Tespit etmek, yazmak, kaydetmek. Bir şeyi bir yandan öbür yana götürmek. Yola çıkan birini uğurlamaya gitmek, selametlemek, teşyi etmek. Etmek, yapmak. Hastalık bulaştırmak. Vurmak.
BANT
Yapılış özelliğine göre sarma, yapıştırma vb. işlerde kullanılan düz, ensiz, yassı bağ, şerit, izole bant. Ses alma aygıtlarında seslerin kaydı için kullanılan manyetik oksitli plastik veya selüloz şerit. Yara üzerine yapıştırılan özel olarak hazırlanmış ilaçlı küçük şerit.
KAYDIRAK
Yassı, kaygan çakıl. Çocukların böyle bir taşı ayakla kaydırarak oynadıkları oyun. Çocuk bahçelerinde çocukların oturup kayarak eğlendikleri oyun aracı. Tomrukların kolay taşınması için dağdan kaydırıldığı yer.
İMLEÇ
Fiziksel bir olayı kendiliğinden tespit edip çizen araç, kaydedici. Konumu genellikle klavye veya fare ile denetlenen, ulaşılacak verinin yerini, yazılacak veya düzeltilecek bölümleri gösteren işaretçi.
DİSKET
Bilgisayardaki işlemlerin kaydedildiği manyetik araç.
KAYDOLMA
Kaydolmak işi, yazılma.
DAMAKSILLAŞTIRMAK
Bir fonemin boğumlanma noktasını sert damağa doğru kaydırmak.
KAYDIRMA
Kaydırmak işi. Savunmanın belirli bir anında, oyunun güç noktasını birdenbire değiştirme. Alıcının herhangi bir araç üzerinde çeşitli yönlere hareket ettirilmesi.
DERÇ
Alma, toplama. Kaydetme.
BAŞKAFİYE
Dize başlarında aynı kelime olmamak kaydıyla aynı sesleri veren kelimelerden oluşan uyak.
KAYDETME
Kaydetmek işi.
KAYITLI
Kaydı yapılmış, kayda geçirilmiş olan. Şarta bağlı.
KASET
İçinde, görüntü ve seslerin kaydedildiği, gerektiğinde yeniden kullanılmasını sağlayan bir manyetik şeridin bulunduğu küçük kutu.
FİLENK
Ağır cisimleri bir yerden bir yere kaydırmak ve özellikle deniz teknelerini karaya çekmek için bunların altına sürülen yuvarlak ağaç.
KAYGAN
Islak veya düz olduğundan kaydırıcı özelliği bulunan veya üzerinde kayılan, zıypak.