Kelimeler arşivi içinde; başında "han" olan, toplam 237 adet kelime bulunmaktadır. han ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu han ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde han olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
HANIMINÇİFTLİĞİ, HANYERİSARIKAYA
HANIMEFENDİLİK, HANIMELİGİLLER
HANCIÇİFTLİĞİ, HANTAVİRÜSLER
HANÇERLENMEK, HANÇERLETMEK, HANGIRDAŞMAK, HANIMÇANTASI, HANIMKİRPİĞİ, HANIMPARMAĞI, HANTALLAŞMAK
HANCILLAMAK, HANÇERLEMEK, HANÇERLENME, HANÇERLETME, HANDİKAPSIZ, HANGINDAMAK, HANGIRDAMAK, HANIMEFENDİ, HANIMGÖBEĞİ, HANIMİĞNESİ, HANIMYAMASI, HANKARAAĞAÇ, HANKIRDAMAK, HANKIRTIMAK, HANLIYENİCE, HANSENCİLİK, HANTALLAŞMA, HANTILDAMAK
HANBEĞENDİ, HANBELİLİK, HANÇERLEME, HANDİKAPLI, HANEDANLIK, HANENDELİK, HANIHANDAN, HANIMCIGAZ, HANİGİLLER, HANKOZLUSU, HANTILAMAK, HANUTÇULUK
HANCILMAK, HANDIRADA, HANEFİLİK, HANELMALI, HANEVLERİ, HANGEDİĞİ, HANGIRADA, HANGIRDAN, HANGIRIDA, HANIMAĞZI, HANIMANNE, HANIMBUDU, HANIMDİŞİ, HANIMTENİ, HANKIRMAK, HANMAĞARA, HANSENULA, HANSULTAN, HANTALLIK
HANAHMET, HANAYLIK, HANBEGÜM, HANBURUN, HANCAĞIZ, HANCIĞAZ, HANCILIK, HANÇALAR, HANÇERLİ, HANDIRIM, HANDİKAP, HANDİYSE, HANDMADE, HANGINIZ, HANGIRDA, HANGIRTI, HANGİRDE, HANHARAF, HANIKMAK, HANIMCIK, HANIMELİ, HANIMKIZ, HANIMLIK, HANIYADA, HANİKMEK, HANİŞTRA, HANKENDİ, HANKIRDA, HANKIRIK, HANLIKÖY, Devamını Oku »»
HANAĞZI, HANAYLI, HANAZİR, HANBAĞI, HANBELİ, HANBİKE, HANCARI, HANCILI, HANCURA, HANÇERE, HANDAĞI, HANDASA, HANDERE, HANEDAN, HANEDAR, HANELİK, HANENDE, HANEYLİ, HANGARA, HANGIRA, HANGIRI, HANGISI, HANGİNİ, HANGİRİ, HANGİSİ, HANINIZ, HANİCİB, HANİCİK, HANİDAN, HANİDEN, Devamını Oku »»
HANALP, HANAYI, HANBEK, HANBEY, HANCAK, HANCAP, HANCAR, HANCUR, HANÇAL, HANÇAR, HANÇER, HANDAL, HANDAN, HANDEK, HANDEN, HANEÇİ, HANEFİ, HANELİ, HANGAR, HANGEL, HANGEM, HANGER, HANGIL, HANGİL, HANISI, HANİÇA, HANİEV, HANİFE, HANİFİ, HANİYE, Devamını Oku »»
HANAH, HANAK, HANAV, HANAY, HANCA, HANCI, HANÇA, HANDA, HANDE, HANDI, HANEK, HANEV, HANEY, HANGI, HANGİ, HANIH, HANIK, HANIM, HANIT, HANİF, HANİM, HANKI, HANLI, HANNE, HANOZ, HANÖN, HANSI, HANSİ, HANTA, HANTI, Devamını Oku »»
HANA, HAND, HANE, HANI, HANİ, HANS, HANT
HAN
HAN
Doğu ülkelerinde yerli beyler ve Kırım girayları için kullanılan unvan. Osmanlı padişahlarının adlarının sonuna getirilen unvan. Büyükşehirlerde serbest mesleklerde çalışanların oda veya daire tutup çalıştıkları birkaç katlı yapı. Eskişehir iline bağlı ilçelerden biri. Yol üzerinde veya kasabalarda yolcuların konaklamalarına yarayan yapı.
HANÇERLENMEK
Hançerle yaralanmak veya öldürülmek.
HANGIRDAŞMAK
Yüksek sesle, çirkin ve kaba şekilde gülüşmek.
HANIMEFENDİLİK
Hanımefendi olma durumu ve özelliği.
HANÇERLEMEK
Hançerle yaralamak veya öldürmek.
HANIMÇANTASI
Bir yazma oyası. (Uluğbey Senirkent, Yalvaç Isparta).
HANIMKİRPİĞİ
Kasımpatı.
HANIMELİGİLLER
İki çeneklilerden, örneği hanımeli olan bir bitki familyası.
HANTAVİRÜSLER
Bunyaviridae ailesinde yer alan ve enfekte kemiricilerin salgılarıyla doğrudan veya dolaylı dokunma sonucu insanlara bulaşan virüslerin oluşturduğu virüs cinsi.
HANTALLAŞMAK
Hantal bir duruma gelmek.
HANIMPARMAĞI
Parmak biçiminde bir tür hamur tatlısı. Uzun taneli bir tür üzüm.
HANCIÇİFTLİĞİ
Erzincan ili, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
HANYERİSARIKAYA
Kırşehir şehrinde, Akpınar ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
HANCILLAMAK
Oburca, iştahla yemek.
HANIMINÇİFTLİĞİ
Malatya kenti, merkez ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
HANÇERLETMEK
Hançerleme işini yaptırmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde HAN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AĞIZLI
Ağzı herhangi bir biçimde olan.
AKTARMA
Aktarmak işi. Bir yolcunun gideceği yere birkaç araç değiştirerek ulaşması. Bir kimsenin herhangi bir hakkını bir başkasına geçirmesini sağlayan iş, transfer. Alıntı. Bir oyuncunun topu kendi takımından bir başka oyuncuya göndermesi. Bir taşıttan başka bir taşıta geçme. Sürülmemiş tarlayı ilk veya ikinci kez sürme. Para aktarımı. Arıları bir kovandan ötekine geçirme.
ACI
Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.
ACYO
Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.
ABANDONE
Boks sporunda dövüşemeyecek duruma gelen boksörün karşılaşmayı yarıda bırakması. Herhangi bir olay karşısında çaresiz duruma düşme.
AĞITÇI
Ölüye ağıt söylemek için tutulan kimse, ağlayıcı, sagucu, mersiyehan.
AÇILIM
Açılma işi. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapma. Yeni bir bakış açısı getirme. Sağ açıklık. Bir kısaltma veya formülün açık biçimi.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
AKINTI
Akma işi. Sıvı yapıştırıcıların ağaç yüzeylerine gereğinden çok sürülmesi ile oluşan durum. Hastalık sebebiyle vücudun herhangi bir yerinden sulu madde akması. Havanın veya suyun herhangi bir yöne doğru yer değiştirmesi, akım, cereyan. Eğiklik, eğim, meyil. Çam türü ağaçlarda bulunan reçinenin eriyerek akması olayı.
AKTÖR
Erkek oyuncu. Herhangi bir olayda etkisi veya katkısı olan kimse.
AKSIRIK
Herhangi bir sebeple burun zarının gıcıklanması sonucu solunum kaslarının birdenbire kasılmasıyla ağız ve burundan hızlı, gürültülü soluk boşalması olayı, aksırma, hapşırma, hapşırık.
AKTARMAK
Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.
AKTİF
Etkin, canlı, hareketli, çalışkan, faal. Bir ticarethanenin, ortaklığın para ile değerlendirilebilen mal ve haklarının tümü. Etkili. Çalışan, çalışmasını sürdüren. Etken.
AKI
Herhangi bir kuvvet alanında, belli bir düzlemin belli bir bölümünden geçtiği varsayılan güç çizgileri, seyelan.
AĞRI
Vücudun herhangi bir yerinde duyulan şiddetli acı. Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.
AĞITÇILIK
Ağıtçının yaptığı iş, ağlayıcılık, saguculuk, mersiyehanlık.
ACENTE
Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
AKTARICI
Dam kiremitlerini aktarıp kırıkları yenileyen kimse. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyuran ve yayan kimse. Görüntüyü bir bölgeden başka bir bölgeye ileten araç.
AKPAS
Lahana, turp, şalgam, karnabahar vb. bitkilerin kök dışındaki bütün bölgelerine yerleşebilen, özellikle semizotugillerde karşılaşılan yosunumsu mantar (Albugo candida).