Kelimeler arşivi içinde; başında "gaya" olan, toplam 19 adet kelime bulunmaktadır. gaya ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu gaya ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde gaya olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
GAYASALANMAK
GAYAKERTİCİ
GAYARLAMEK, GAYARLAMAK
GAYAMAK, GAYAZAK, GAYATRİ, GAYALIK, GAYALAK, GAYAKOL
GAYAPA, GAYASA, GAYAFA
GAYAN, GAYAR, GAYAK, GAYAH, GAYAF
GAYA
GAYA
Kaya. Kaya, büyükçe taş. Gaye, amaç.
GAYATRİ
(Sanskritçe) Veda sanskritçesinde kullanılan ve yirmi dört heceli olan tartının adı.
GAYAN
Dikdörtgen şeklinde düz taş.
GAYALIK
Genç dişi deve. Kayalık yer. Üç dört yaşındaki boz deve.
GAYAPA
Bir çeşit keklik. Toptan olmayan, parça parça yapılan satış.
GAYAKERTİCİ
Kayalıklarda yaşayan boz renkli, kabuklu bir çeşit kertenkele.
GAYAMAK
Deve çiftleşmek.
GAYASA
Killi toprak. Yağmurdan, selden sonra kuruyan toprağın bağladığı sert kabuk.
GAYAZAK
Su kenarlarında yetişen, yenebilen bir çeşit ot.
GAYALAK
Genç dişi deve.
GAYAR
Küfür, sövgü. Nal çivisi. Dağda kışın çobanların barınması için yapılan ev. Sövgü.
GAYAKOL
Peygamber ağacı reçinesinden çıkarılan ve hekimlikte kullanılan bir sıvı.
GAYASALANMAK
Havayla temas eden hamurun yüzü sertleşmek.
GAYARLAMAK
Küfür etmek, sövmek: Ali Mehmet'i iyice gayarladı.
GAYARLAMEK
Hayvanın tırnağını yontarak eski nah yeniden çakmak.
GAYAFA
Toptan satış.
Bu bölümde tanımı içerisinde GAYA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
GAVRALAŞMAK
Kavgaya tutuşmak.
GAGAMSI
Gagayı andıran, gagaya benzeyen, gaga gibi.
CÜLA
Yuvasını sarp kayalıklara yapan ve eti yenen, kargaya benzeyen bir çeşit kuş.
PRANGALI
Prangaya vurulmuş.
HAVARA
Boş (tahıl için): Bu yıl ekinler çok havara. Yumuşak, beyaz, tebeşirimsi bir çeşit yapı taşı. Üçüncü şahsın kavgaya karışıp kızıştırması (için). Ses seda, haber. Kavga, doğuş.
CAKILI
Kargaya benzeyen, eti yenen bir kuş, karatavuk.
CULAK
Karga. Yuvasını sarp kayalıklara yapan ve eti yenen, kargaya benzeyen bir çeşit kuş.
GİRİŞMEK
Bir işi ele almak. Kalkışmak. Başlamak. Birbirine karışmak. Dövmek. Kavgaya tutuşmak.
TALİMAR
Baş bodoslamasından omurgaya kadar uzanan, cıvadra donanımına desteklik etmek amacıyla konulan ekleme.
KAPIŞMAK
Birlikte bir şeyin üzerine üşüşüp aceleyle almak, kapmak. Kavgaya girmek. Kavgaya tutuşmak. Hırsla güreşe başlamak.
GİRMEK
Dışarıdan içeriye geçmek. İncelemek, ayrıntılara inmek. İyice anlamak, iyice bilmek. Erişmek, ulaşmak. Yemek yemek. Sulu bir şeyin veya su dolu bir yerin içine batmak veya dalmak. Sığmak. Tecavüz etmek, geçmek. Ağrı, sancı başlamak, saplanmak. Zaman anlamlı kavramlar için gelmek. Girişmek, başlamak. Kavgaya tutuşmak. Yeni bir duruma geçmek, dönüşmek. Yüklenmek. Bir şeyin yapımında, birleşiminde yer almak. Bulaşmak. Almak, fethetmek. Yazılmak, başlamak. Katılmak.
TAKIŞMAK
Birbirine takılmak. Anlaşmazlığa düşmek, kavgaya tutuşmak, ağız kavgası yapmak.
CUGA
Kargaya benzeyen, eti yenen bir kuş, karatavuk. Sığırcık kuşu. Kümes hayvanlarının yavrusu, civciv.
ALAABAK
Kabak sarısı renginde, alacalı, kargaya benzer bir çeşit kuş. Alakarga (eti yenir).
GUAİFENEZİN
Gliseril gayakolat.
HORAVU
İnsandan kaçan, yabani hayvan. Kimseye sokulmayan, yadırgayan kişi. Eli işe yatkın olmayan kişi.
BURNUKIZIL
Bir çeşit erik. Kızılcık. Kara tüylü, kırmızı gagalı, kargaya benzeyen bir kuş.
CULA
Karga. Yuvasını sarp kayalıklara yapan ve eti yenen, kargaya benzeyen bir çeşit kuş.
GAVRAŞMAH
Kavgaya tutuşmak.
EĞE
Göğüs kafesini oluşturan, arkadan omurgaya, önden de göğüs kemiğine eklenen uzun, yassı ve eğri kemiklerden her biri, kaburga. Maden, tahta vb.nin pürüzlerini düzeltmek için kullanılan, üzeri pürtüklü, sert, ensiz, çelik araç. Şaşma bildirir ünlem. Büyük kardeş, ağabey. Hey, ulan anlamında seslenme ünlemi: Ege, beni dinle. Kadınların yalnız başlarını yıkamaları. Çakı, bıçak ve benzerleri eşyaların ağızlarını keskinletmek için kullanılan bir araç. Kuka ipliğinden boncuk ve pul ile örülen oya. Motor ve kayık içinde bulunan bölme tahtaları. Kısmet, nasip, pay. Sahip, koruyucu. Kayığın kaburgasını teşkil eden ağaçlardan her biri. Kağnıda kanatları bağlayan tahtalar. (Yenikent Aksaray Niğde). Kayığın iç iskeletini oluşturan ağaçlar. (Gençali Senirkent Isparta). (Eş anlamlısı: kaburga), Çift ve kıvrık bir seri kemik ya da kısmen kıkırdaklı çubuklar olup sırt taraftan omurgaya, karın taraftan bir kısmı göğüs kemiğine hareket edebilecek biçimde eklemli bulunur. Kazanda pişirilmiş kaburga yemeği.