Sonu ERİN ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "erin" olan, toplam 48 adet kelime bulunmaktadır. Sonu erin ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında erin olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde erin olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

FOSFATİDİLSERİN

13 harfli kelimeler

SOMATOLİBERİN, GONADOLİBERİN, NİTROGLİSERİN

12 harfli kelimeler

STİGMASTERİN, PROAKSELERİN

11 harfli kelimeler

ASİPENSERİN, İNTRAUTERİN, HEMOSİDERİN

10 harfli kelimeler

MOKSAVERİN, MİKOSTERİN, LÖKOPTERİN, ERGOSTERİN, FİTOSTERİN, MOLBİFERİN, KETANSERİN, GLOBİJERİN, KOLESTERİN, KENDÜLERİN, TRANSFERİN

9 harfli kelimeler

MEBEVERİN, ZOOSTERİN, LÜSİFERİN, LUSİFERİN, OKTAVERİN, AKSELERİN

8 harfli kelimeler

BİHTERİN, BAKTERİN, DEPDERİN, GLİSERİN

7 harfli kelimeler

VOMERİN, BALERİN, ANSERİN, MODERİN, PELERİN, ÖTKERİN, SEVERİN, RİVERİN

6 harfli kelimeler

AFERİN, İLERİN, PTERİN

5 harfli kelimeler

DERİN, SERİN, BERİN, GERİN, ZERİN, KERİN

4 harfli kelimeler

ERİN

Bazı kelimelerin anlamları

ERİN

Ergen.

FİTOSTERİN

Bitkilerde bulunan sterin, stigmasterin, sitosterol.

LÖKOPTERİN

Lahana kelebeklerinin ve diğer bazı kelebeklerin, yaban arılarının beyaz pigmentlerinde bulunan madde.

GONADOLİBERİN

Hipotalamustan salınan dekapeptid yapıda bir doğal GnRH anologu. Hipofiz bezinden FSH ve LH sentez ve sekresyonunu uyarır.

NİTROGLİSERİN

Nitrik asit içine gliserin konularak elde edilen, uçuk sarı renkte, yağ kıvamında, güçlü patlayıcı özelliği olan madde.

İNTRAUTERİN

Döl yatağı içi. Döl yatağı içinde olan.

STİGMASTERİN

Fitosterin.

SOMATOLİBERİN

Büyüme hormonu salgılatıcı hormon.

PROAKSELERİN

Faktör V. Kan pıhtısının oluşumu sırasında protrombinin aktivasyonuna iştirak eden yardımcı bir protein. Faktör V.

ERGOSTERİN

Ergosterol.

MOLBİFERİN

Sitoplâzmada Ca2+ bağlayan ve kalretikulinin homoloğu olan bir protein.

ASİPENSERİN

Mersin balıklarının gonadlarından elde edilen ve toksik olduğu ileri sürülen bir madde.

HEMOSİDERİN

Hücrelerin içinde veya hücreler arasında parlak, altın sarısı veya sarı kahverengi granüllerle belirgin, hemoglobinin parçalanması sonucu oluşan ve demiroksit içeren ve suda çözünmeyen bir pigment.

MİKOSTERİN

Ergosterol.

FOSFATİDİLSERİN

Hücre zarlarında bulunan ve ek grup olarak serin amino asidini taşıyan bir fosfolipit. Hücre zarlarında bulunan ve fosfatidik aside bağlı ek grup olarak serin aminoasidini taşıyan bir fosfolipit.

MOKSAVERİN

Papaverin benzeri etki gösteren antispazmodik ilaç.

  -   -   -  

Anlamında ERİN bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ERİN geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ABLİ

Yatay serenlerin ucuna bağlı bulunan ve bunları sağa, sola veya ortaya çevirmek için yararlanılan halat veya palanga.

ACENTE

Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.

AÇIK

Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.

AÇINSAMAK

Bir yerin özelliklerini ortaya çıkarmak için araştırma ve inceleme yapmak, istikşaf etmek.

AÇILIŞ

Açılma işi. Yeni bir yapının, yerin veya kuruluşun çalışmaya başlaması, küşat.

ACYO

Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.

ABİS

Okyanusların güneş ışığının ulaşamadığı derin yerleri.

ACILAŞMAK

Tadı bozulmak, acı olmak. Konuşma sert bir durum almak, kırıcılaşmak. Dokunaklı duruma gelmek. Yemlerde genellikle yağ asitlerinin oksidasyonu ve hidroliz sonucu uygun olmayan koku ve tat meydana gelmek.

ABONMAN

Bir satıcı veya kamu kuruluşu ile alıcılar arasında yapılmış olan anlaşma, sürdürüm. Abone olma durumunu gösteren belge. Kent içinde ulaşımı sağlayan otobüslerde para yerine geçen bilet veya kart.

ABLA

Bir kimsenin kendisinden büyük olan kız kardeşi. Erkeklerin kız veya kadınlara seslenirken söyledikleri söz. Büyük kız kardeş gibi saygı ve sevgi gösterilen kız veya kadın. Genelev veya randevuevi işletmecisi kadın, çaça, mama (II).

AÇACAK

Şişelenmiş bazı içeceklerin kapaklarını açmaya yarayan araç. Anahtar. Teneke kutu içinde korunmuş yiyeceklerin kapağını açmaya yarayan araç.

AÇIKTAN

Bir yerin uzağından. Ayrıca, ek olarak. Sıra ve aşama gözetilmeden, dışarıdan atayarak. Önceden belirlenmiş bir bütçeye bağlı kalmaksızın.

AÇINIM

Açınma işi, inkişaf. Bir cismin yüzeylerinin açılıp bir düzlem üzerine yayılması, inkişaf.

ABRAŞ

Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).

ACINMAK

Acıma işine konu olmak. Başkasının hesabına üzülmek, yazıklanmak, yerinmek.

AÇAN

Oynak kemiklerin arasındaki açıları genişletmeye yarayan kasların genel adı, büken karşıtı.

ACI

Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.

ABANMAK

Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak. Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak. Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak. Futbolda topa olanca gücüyle vurmak.

ABANİ

Genellikle sarık, bohça, kundak ve yorgan yüzü yapımında kullanılan, zemini beyaz, üzerinde safran renginde nakışlar bulunan ipek kumaş. Bu kumaştan yapılmış.

AÇILMA

Açılmak işi. Bir grupta, sıraların jimnastik alıştırmaları için dağınık düzene girmesi. Bir film çekiminde karanlıkta başlayıp gittikçe aydınlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama. Çatlama.