Kelimeler arşivi içinde; başında "ere" olan, toplam 84 adet kelime bulunmaktadır. ere ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu ere ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ere olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
EREĞİZLEMEK
EREKEMELİK
EREKLİLİK, EREBİLMEK, ERENKAVAK, ERENDEMİR, EREKSİYON, EREKBİLİM, EREKÇİLİK
ERENTEPE, ERENYOLU, ERENYAKA, ERENULUĞ, ERENTÜRK, EREBİLME, ERENBAĞI, ERENKOCA, ERENKAYA, ERENKARA, EREKLEME, EREPEREN, EREZDENE, ERENYURT
ERENGÜÇ, ERENDİZ, EREZENE, ERENCİK, ERENKÖY, ERENCAN, EREHCİN, ERENLER, ERENALP, ERENGÜL, ERENGÜN, ERENSOY, EREMEKİ, EREMEKE, EREMBÜK, ERETEJE, EREŞMEK, EREKÇİN, EREKEME, EREKTÖR, EREKTOR, EREPSİN, EREKSEL, EREKMEK
EREZİL, EREZGİ, EREZGE, ERENLİ, ERENÖZ, ERENSÜ, ERELİK, EREKÇİ, EREĞLİ, EREKEN, EREKLİ, EREKME, ERECEK, EREMEK, EREMİK, EREMÜK, ERENAY, ERENCE, ERENDE, ERENEL
ERENE, EREDİ, EREFE, EREZİ, EREZE, ERETİ, EREKİ, ERELİ
EREK, ERES, EREY, EREZ, ERER, EREL, EREM, EREN
ERE
ERE
Cirit sopasını yerden almak için kullanılan ucu halkalı değenek. Cirit sopasını yerden almakta kullanılan ucu halkalı değnek.
EREĞİZLEMEK
Kadına söz atmak.
EREBİLME
Erebilmek işi.
EREKLİLİK
Bir erekle belirlenmiş olma veya bir ereğe yönelmiş olma durumu.
EREKÇİLİK
Her şeyin bir erekle belirlendiğini, bir ereğe yöneldiğini, her şeyin bir ereklik yasasına göre olup bittiğini benimseyen görüş, finalizm.
ERENTEPE
Antalya şehri, Kumluca belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Bingöl şehri, Yamaç nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Giresun şehri, Şebinkarahisar ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge. Konya ilinde, Çumra belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Muş şehri, Erentepe nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
ERENULUĞ
Amacına ulaşmış yüce kimse.
ERENKAVAK
Karaman şehrinde, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
ERENTÜRK
Amacına ulaşmış Türk.
EREKSİYON
Dikleşme, sertleşme. Penisin sertleşmesi ve dikleşmesiyle belirgin durum.
EREKEMELİK
Yabani, aşısız ağaçlardan oluşan ufak koru.
EREBİLMEK
Erme imkânı veya olasılığı bulunmak.
ERENYAKA
Antalya ilinde, Geriş bucağına bağlı bir bölge.
EREKBİLİM
Davranışın, amaç ve erekleri ile olan ilişkilerini inceleyen bir bilim dalı. Doğaya ve insana ilişkin bütün olayların bir ereğe yönelik olduğunu, evrendeki bütün olayları erekler güden üstün bir gücün yönettiğini ileri süren görüş. Bilimsel ereksellik: nesnelerin çevre koşullarına en elverişli biçimde uyum sağlamaları süreci.
ERENYOLU
Gaziantep şehri, Karkamış ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Kastamonu ilinde, İnebolu ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
ERENDEMİR
Deneyimli, akıllı, güçlü kimse.
Bu bölümde tanımı içerisinde ERE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ABLİ
Yatay serenlerin ucuna bağlı bulunan ve bunları sağa, sola veya ortaya çevirmek için yararlanılan halat veya palanga.
ABANOZ
Abanozgillerden, sıcak ülkelerde yetişen, kerestesinden yararlanılan birçok ağacın ortak adı. Bu tahtadan yapılmış. Bu ağacın ağır, sert ve siyah renkli tahtası. Koyu, parlak siyah. Bu renkte olan.
ABES
Gereksiz, yersiz, boş. Akla ve gerçeğe aykırı. Gereksiz bir biçimde.
ACİL
Hemen yapılması gereken, ivedi, ivedili, evgin, müstacel.
AÇ
Yemek yemesi gereken, tok karşıtı. Karnı doymamış olarak. Yiyecek bulamayan. Çok istekli, hevesli. Gözü doymaz, haris.
ACIKMAK
Yemek yeme gereksinimi duymak.
ABONMAN
Bir satıcı veya kamu kuruluşu ile alıcılar arasında yapılmış olan anlaşma, sürdürüm. Abone olma durumunu gösteren belge. Kent içinde ulaşımı sağlayan otobüslerde para yerine geçen bilet veya kart.
ACELE
Hızlı yapılan, çabuk, tez, ivedi. Tez davranma gerekliliği. Vakit geçirmeden, tez olarak.
ACIKLI
Acındıracak, acı verecek nitelikte olan, dokunaklı, üzücü, koygun. Acı görmüş, yaslı, kederli.
AÇIKÇASI
Açık söylemek gerekirse, Türkçesi. Düpedüz.
ABORDA
Bir deniz teknesinin başka bir tekneye, bir iskeleye veya bir rıhtıma yanını vererek yanaşması.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
ABARTMAK
Bir nesneyi veya durumu olduğundan daha önemli, daha büyük veya daha çok göstermek, mübalağa etmek. Bir iş, bir davranış vb.nde gereğinden fazlasına kaçmak, aşırıya kaçmak.
ABAJUR
Işığı bir yere toplamak, doğrudan doğruya gözlere vurmasını önlemek için kullanılan, kâğıt, kumaş, maden veya renkli camdan yapılmış lamba siperi. Genellikle üzeri siperli masa lambası veya ayaklı lamba.
AÇIKLAMAK
Bir konuyla ilgili gerekli bilgileri vermek, izah etmek. Açıkça söylemek, ifşa etmek. Belirtmek, göstermek, açığa vurmak, izhar etmek. Bir sorunla ilgili aydınlatıcı bilgi vermek, tavzih etmek. Bir sözün, bir yazının ne anlatmak istediğini belirtmek, yorumlamak.
ABANMAK
Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak. Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak. Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak. Futbolda topa olanca gücüyle vurmak.
AÇIKLAYICI
Bir sorunu gerekli açıklığa kavuşturan. Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açıklayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk, yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı ile anılacaktır" cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adının açıklayıcısıdır.
ABANDIRMAK
Bir kimsenin bir yere veya bir kimseye yaslanmasını sağlamak. Bir hayvanı yere çöktürmek.
ABONE
Süreli yayınları, parasını önceden ödeyerek alma işi. Bir şeyi sürekli olarak kullanmak için hizmeti verenle sözleşme yapan kimse, sürdürümcü. Bir yere gitmeyi alışkanlık hâline getiren (kimse).
ACEMİ
Bir işin yabancısı olan, eli işe alışmamış, bir işi beceremeyen. Saraya yeni alınmış cariye. İşinde, mesleğinde yeni olan, toy. Bir yere, bir şeye yabancı olan.