Kelimeler arşivi içinde; başında "dağı" olan, toplam 44 adet kelime bulunmaktadır. dağı ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu dağı ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde dağı olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
DAĞITILIVERMEK, DAĞITILABİLMEK
DAĞITILABİLME, DAĞITILIVERME
DAĞINIKCILIK, DAĞITIMCILIK, DAĞILIVERMEK, DAĞITABİLMEK, DAĞILABİLMEK
DAĞILIVERME, DAĞITABİLME, DAĞITICILIK, DAĞIMLAŞMAK, DAĞILABİLME
DAĞITIMEVİ, DAĞIŞTAMAK, DAĞITILMAK, DAĞINIKLIK
DAĞITILMA, DAĞINIKÇA, DAĞINIKCI, DAĞITIMCI
DAĞIRŞAK, DAĞISTAN, DAĞILMAK, DAĞITICI, DAĞILGAN, DAĞITMAK
DAĞINTI, DAĞITIM, DAĞITIŞ, DAĞITMA, DAĞITIK, DAĞINIM, DAĞINIK, DAĞINIH, DAĞILTI, DAĞILMA, DAĞILIŞ, DAĞILIM
DAĞIN, DAĞIM, DAĞIL
DAĞI
DAĞI
Tarlalarda biten yabani otları yok etme. Eş erke ve oylumlu dizgelerden hangisinin daha çok olasılığı bulunduğunu ölçen temel ısıldevim-bilimsel nicelik.
DAĞITABİLME
Dağıtabilmek işi.
DAĞILABİLMEK
Dağılma imkânı veya olasılığı bulunmak.
DAĞINIKCILIK
Malın doğrudan doğruya tüketiciye bölüntülü olarak satılması.
DAĞITICILIK
Dağıtıcının yaptığı iş, distribütörlük.
DAĞITABİLMEK
Dağıtma imkânı veya olasılığı bulunmak.
DAĞITILIVERMEK
Çabucak dağıtılmak.
DAĞITIMEVİ
Dağıtım işiyle uğraşan kuruluş merkezi.
DAĞITIMCILIK
Dağıtımcının yaptığı iş.
DAĞITILIVERME
Dağıtılıvermek işi.
DAĞILABİLME
Dağılabilmek işi.
DAĞITILABİLME
Dağıtılabilmek işi.
DAĞILIVERME
Dağılıvermek işi.
DAĞIMLAŞMAK
Paylaşmak, bölüşmek.
DAĞILIVERMEK
Çabucak veya ansızın dağılmak.
DAĞITILABİLMEK
Dağıtılma imkânı veya olasılığı bulunmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde DAĞI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ALACALIK
Alaca olma durumu. Renkli ve renksiz kılların bütün vücutta düzenli bir biçimde dağılmayarak büyük ve küçük parçalar hâlinde birleşmesiyle meydana gelen bir at donu.
BAŞBAYİ
Bir dağıtım işinde bütün bayilerin bağlı bulunduğu ana bayi.
AVAR
Kuzeydoğu Kafkasya'da, Dağıstan Federe Cumhuriyeti'nde yaşayan bir halk. III-V. yüzyıllar arasında Moğolistan'da, VI-IX. yüzyıllar arasında Orta Avrupa'da yaşamış bir halk.
AÇILMA
Açılmak işi. Bir grupta, sıraların jimnastik alıştırmaları için dağınık düzene girmesi. Bir film çekiminde karanlıkta başlayıp gittikçe aydınlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama. Çatlama.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
AŞURELİK
Aşure yapmada kullanılan. Aşure dağıtmaya yarayan kap.
ADAKSIZ
Adağı olmayan, adak adamamış olan. Nişanlı olmayan.
ADAKLI
Adağı olan, adak adamış olan. Bingöl iline bağlı ilçelerden biri. Nişanlı.
AYSBERG
Buz dağı.
AFAL
Şaşkın, dağınık, ne yapacağını bilmez.
AJANS
Haber toplama, yayma ve üyelerine dağıtma işiyle uğraşan kuruluş. Bu iş kollarının çalıştığı büro. Radyoda haber bülteni.
BOZGUN
Bir toplulukta karşılıklı güvenin bozulması ile beliren karışıklık. Yenilgi. Morali bozulmuş, çökmüş, yılgın. Bozulmuş, dağılmış.
ARJANTİN
Büyük bira bardağı.
BERBAT
Kötü. Darmadağın, bakımsız, perişan, viran. Çirkin, beğenilmeyen. Bozuk.
AŞEVİ
Lokanta. Düğün, nişan vb. toplantılarda, verilecek yemekleri hazırlamak için geçici olarak mutfak gibi kullanılan yer. Yoksullara parasız yemek yedirilen veya dağıtılan yer, aşhane. Tekkelerde yemek pişirilen yer.
BARDAKALTI
Bardağın konulduğu yeri kirletmemesi için kullanılan, genellikle örgü, kâğıt veya plastik örtü. Yemek öncesi yenilen küçük bir lahmacun türü.
BOZGEVEN
Yurdumuzda Erciyes dağında yetişen bir tür geven (Astragalus microcephalus).
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
BİYOLOJİ
Bitki ve hayvanların köken, dağılım, yapı, gelişim, büyüme ve üremelerini inceleyen bilim dalı, dirim bilimi.
BİYOJEOGRAFİ
Bitki ve hayvanların yeryüzü üzerindeki dağılımını ve bunun sebeplerini inceleyen bilim, biyoloji coğrafyası.