Sonu CAĞ ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "cağ" olan, toplam 11 adet kelime bulunmaktadır. Sonu cağ ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında cağ olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde cağ olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

9 harfli kelimeler

SIYRINCAĞ

7 harfli kelimeler

AYAĞCAĞ, AYAKCAĞ, İŞMECAĞ, KARACAĞ, KÖROCAĞ, SARICAĞ, SAVACAĞ

5 harfli kelimeler

ARCAĞ

4 harfli kelimeler

OCAĞ

3 harfli kelimeler

CAĞ

Bazı kelimelerin anlamları

CAĞ

Parmaklık, korkuluk. Hamam, duş, banyo vb. yerlerde atık suyun akmasını sağlayan delik. Lavabo, banyo. Büyük bez veya deri torba, cav.

OCAĞ

Ev, aile.

ARCAĞ

Temiz.

İŞMECAĞ

Kaynak.

AYAĞCAĞ

Merdiven.

SARICAĞ

Tereyağ.

KÖROCAĞ

Çocuğu olmayan aile, çocuksuz aile.

AYAKCAĞ

Merdiven, merdiven basamağı.

KARACAĞ

Ekin saplarını taşırken kağnı ya da arabalarda okla, köpler arasına konulan parmaklık.

SIYRINCAĞ

Kaygan.

SAVACAĞ

Çağlayan. Değirmeni döndüren su.

  -   -   -  

Anlamında CAĞ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde CAĞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ASES

Osmanlı Devleti'nde Yeniçeri Ocağının kaldırılmasından önceki güvenlik görevlisi. Gece bekçisi.

BABAEVİ

Baba ocağı.

AFAL

Şaşkın, dağınık, ne yapacağını bilmez.

ASESBAŞI

Yeniçeri Ocağındaki askerî görevinin yanı sıra, başkentin düzenini korumakla da yükümlü olan yirmi sekizinci ortanın çorbacıbaşısı.

ANAYASA

Bir devletin yönetim biçimini belirten, yasama, yürütme, yargılama güçlerinin nasıl kullanılacağını gösteren, yurttaşların kamu haklarını bildiren temel yasa, kanunuesasi. Temel, esas.

AŞILAMAK

Vücutta bağışıklık yaratmak veya yerleşmiş bir hastalığa karşı koyabilmek için hazırlanmış bir aşıyı vücuda vermek, aşı yapmak. Birtakım düşünce veya duyguları başkasına benimsetmek, telkin etmek, etkilemek. Soğuğa sıcak, sıcağa soğuk su katmak. Elde edilmesi istenilen herhangi bir ağacın bir parçasını anaç üzerine kaynaştırarak üretmek. Başkasına hastalık geçirmek.

BACAKSIZ

Bacağı olmayan. Bacakları kısa olan, kısa boylu, bodur. Yaramaz. Yaşından büyük işlere kalkışan çocuklara söylenen bir söz.

BACABAŞI

Ocağın üstündeki raf.

ARİYA

Sancağı, yelkeni veya sereni direkten aşağı alma.

AHİ

Cömert. Kardeş. Ahilik ocağından olan kimse.

BAĞ

Bir şeyi başka bir şeye veya birçok şeyi topluca birbirine tutturmak için kullanılan ip, sicim, şerit, tel vb. düğümlenebilir nesne. Meyve bahçesi. Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğu toprak parçası. Bir halat üzerine atılan sağlam, düzgün ve istendiğinde kolayca çözülebilen her türlü düğüm. Kemikleri birbirine bağlamaya, iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti. Nota yazarken yan yana gelen aynı veya farklı değerdeki notaların birbirine bağlanarak çalınacağını belirtmek için yapılmış olan yay biçimindeki işaret. İlgi, ilişki, rabıta. Bağlam, deste, demet. Sargı.

ACIMAK

Tadı acı duruma gelmek, acılaşmak. Başkasının uğradığı veya uğrayacağı kötü bir duruma üzülmek. Merhamet etmek. Acılı, ağrılı olmak.

ANA

Anne. Temel, asıl, esas. Alacağın veya borcun, faizin dışında olan bölümü. Yaşlı kadınlara saygılı bir seslenme sözü. Yavrusu olan dişi hayvan. Çizgilerden herhangi birini anlatan kelimeye sıfat olarak geldiğinde o çizginin, belirli bir kural altında hareket ederek bir yüzey oluşturmaya yaradığını anlatan bir söz. Velinimet. Dinî bakımdan aziz tanınan bazı kadınlara verilen saygı unvanı.

AHİRET

Dinî inanışa göre, insanın öldükten sonra dirilip sonsuza dek kalacağı ve Tanrı'ya hesap vereceği yer, öbür dünya, öteki dünya.

APIŞMAK

Hayvan yorgunluktan bacaklarını birbirinden ayırarak çöküvermek. Ne yapacağını kestirememek, şaşırmak. Oturmak, bacakları ayırarak çömelmek.

BACAKLI

Bacağı olan. Felemenk altını. Bacakları uzun olan, uzun boylu.

BACA

Dumanı ocaktan çekip havaya vermeye yarayan yol. Çatı penceresi. Su yolu, lağım, maden ocağı vb. yer altı yapılarının hava deliği.

AŞILAMA

Aşılamak işi, telkih. Yeni aşılanmış ağaç. Aşılanmış (ağaç). Bu yolla elde edilmiş. Soğuğa sıcak, sıcağa soğuk su katma. Bitkilerin aşı yoluyla üretilmesi, ilkah.

ALEMDAR

Bayrağı veya sancağı taşıyan kimse. Önder.

ALACAKLI

Birinden alacağı olan (kimse), borçlu ve verecekli karşıtı.