Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ağız" olan, toplam 51 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ağız ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında ağız olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ağız olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
HAYVANCAĞIZ
KALEÜÇAĞIZ, KADINCAĞIZ, YAYVANAĞIZ, TARANAAĞIZ, YAVRUCAĞIZ
ADAMCAĞIZ, KARAYAĞIZ, HAVITAĞIZ, KIZILAĞIZ, TARANAĞIZ, TARAŞAĞIZ, YARIMAĞIZ, YASSIAĞIZ, YAVRUAĞIZ
ŞUNCAĞIZ, KUŞCAĞIZ, KOZCAĞIZ, KOÇÇAĞIZ, KOÇCAĞIZ, KIRCAĞIZ, YEDİAĞIZ, KARAAĞIZ, AÇIKAĞIZ, KAPCAĞIZ, BUNCAĞIZ, SARIAĞIZ, KIZCAĞIZ, BAĞCAĞIZ, CANCAĞIZ, HACCAĞIZ, HANCAĞIZ
KOCAĞIZ, GURAĞIZ, BALAĞIZ, ONCAĞIZ, KALAĞIZ, KILAĞIZ, AGCAĞIZ, İKİAĞIZ, TEKAĞIZ, YALAĞIZ, YÜNAĞIZ
ELAĞIZ, ALAĞIZ
SAĞIZ, YAĞIZ, LAĞIZ, BAĞIZ, KAĞIZ
AĞIZ
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
HAVITAĞIZ
Boşboğaz: Mehmet havıtağızın biridir.
YASSIAĞIZ
Kerpeten. (Aksaray Niğde).
TARANAAĞIZ
Biçimsiz, büyük ağızlı kimse.
ADAMCAĞIZ
Kendisine sevgi veya acıma duyulan erkek.
TARANAĞIZ
Biçimsiz, büyük ağızlı kimse.
YAVRUAĞIZ
Sarı çiçekli bir kır bitkisi.
KIZILAĞIZ
Çekinmeden, açık saçık konuşan kimse.
YAYVANAĞIZ
Boşboğaz, gereksiz konuşan.
YARIMAĞIZ
İsteksiz, içten gelmeyerek, dil ucuyla. Bir arktan akan suyun yarısı: Yarımağız suyunan ekin suvarılamaz.
KALEÜÇAĞIZ
Antalya ilinde, Kale belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
HAYVANCAĞIZ
Kendisine şefkat ve acıma duyulan hayvan, hayvancık.
KADINCAĞIZ
Kendisine şefkat ve acıma duyulan kadın.
KARAYAĞIZ
Koyu esmer kimse.
YAVRUCAĞIZ
Yavrucak.
TARAŞAĞIZ
Biçimsiz, büyük ağızlı kimse.
Bu bölümde tanımı içerisinde AĞIZ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AKİDE
İnanç. Şekerin kaynatılarak katılaşması yolu ile yapılan, renkli ve kokulu, ağızda güç eriyen şeker, akide şekeri.
ARMONİKA
Yan yana sıralanmış deliklerden her biri üflendiğinde ayrı notada sesler çıkaran küçük ağız çalgısı, mızıka, armonik. Akordiyon.
BALGAM
Solunum organlarının salgıladığı, ağızdan dışarı atılan sümüksü madde.
BAR
Anadolu'nun doğu ve kuzey bölgesinde, en çok Artvin ve Erzurum yörelerinde el ele tutuşularak oynanan, ağır ritimli bir halk oyunu. Halter sporunda ağırlığı oluşturan kiloları birbirine bağlayan metal çubuk. Danslı, içkili eğlence yeri. Ateşten, mide bozukluğundan, ağızda, dil ve dişlerde meydana gelen acılık, pas. Ayaküstü içki içilen eğlence yeri. Hava basıncı birimi. Amerikan bar.
AKSIRMAK
Burun zarlarının gıcıklanması ile solunum kaslarının birdenbire kasılması üzerine, ağız ve burundan hızlı, gürültülü soluk boşaltmak, hapşırmak.
AKKARINCALAR
Ağız parçaları iyi gelişmiş, iri başlı, ısırıcı böcekler topluluğu, termitler.
AĞIZSIL
Ağızla ilgili.
AKARLAR
Gövdeleri halkasız, başları göğüsle birleşik, ağız yapıları ısırıcı, sokucu veya emici örümceğimsiler takımı.
AĞIZLAMA
Ağızlamak işi.
AKKARAMAN
Orta ve Doğu Anadolu'nun batı kesimlerinde yaygın olarak yetiştirilen, vücudu beyaz, ağız, burun, göz etrafı, kulak ve ayaklarında siyah lekeler bulunabilen, kaba karışık yapağılı, yerli bir tür koyun.
AĞIZLAŞMA
Ağızlaşmak işi.
AĞIZCIL
Ağızla ilgili olan, oral.
ALKARNA
İstiridye, midye, tarak vb. kabuklu hayvanları avlamak için deniz dibini taramakta kullanılan, ağız kısmı demirden bir ağ.
AVURT
Yanağın ağız boşluğu hizasına gelen bölümü.
AFT
Ağız mukozasında görülen ufak, kirli sarı lekeler.
AĞIZLIKÇILIK
Ağızlıkçının yaptığı iş.
AÇIKLIK
Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.
AKSIRIK
Herhangi bir sebeple burun zarının gıcıklanması sonucu solunum kaslarının birdenbire kasılmasıyla ağız ve burundan hızlı, gürültülü soluk boşalması olayı, aksırma, hapşırma, hapşırık.
AĞIZDAN
Sözlü olarak. Ağız yoluyla.
AĞIZLIKÇI
Ağızlık yapan veya satan kimse.