Sonu AVUR ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "avur" olan, toplam 21 adet kelime bulunmaktadır. Sonu avur ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında avur olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde avur olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

8 harfli kelimeler

ÇALGAVUR, ÇALKAVUR, ÇALPAVUR, PASNAVUR, KANKAVUR, PANCAVUR

7 harfli kelimeler

AZNAVUR, VURAVUR, ŞOLAVUR, PANAVUR

5 harfli kelimeler

ZAVUR, TAVUR, ŞAVUR, MAVUR, KAVUR, HAVUR, GAVUR, ÇAVUR, BAVUR, SAVUR

4 harfli kelimeler

AVUR

Bazı kelimelerin anlamları

AVUR

Yeni doğurmuş bir hayvandan ilk günlerde sağılan, koyu yapışkan süt, ağız. Ağır.

PANAVUR

Gürbüz, şişman (çocuk).

MAVUR

Ham meyvenin buruk, ekşi, kekremsi tadı.

PASNAVUR

İşine ve giyimine özen göstermeyen, temiz ve düzenli olmayan.

ÇALKAVUR

Dolaşıp aramak.

TAVUR

Rüşvet. Çalım.

ŞAVUR

Işık, aydınlık. Salık, duyuru. İyi ün. Aydınlık. Bilgi, duyuru. Düdük.

ÇALGAVUR

Hemen arayıp yakalama (hk.). Selektör.

KANKAVUR

Çocukların ayağına takılan çıngıraklı halka. Hayvanların boyunlarına takılan küçük çan, çıngırak.

KAVUR

Gâvur, kâfir.

ÇALPAVUR

Dolaşarak arayıp tarama: Mustafa heryanı çalpavur etti bir şey bulamadı.

PANCAVUR

Pancar gibi kızaran (adam).

VURAVUR

Toplu döğüş.

ZAVUR

Gülünç söz, davranış. Sitem, başa kakma. Öfkeyle azarlama, emir. Öfkeli, gürültülü ses. Bağırarak kışkırtma (köpek için). Kibir. Bulgura yakın irilikte un.

AZNAVUR

İri yarı, kırıcı, sinirli, asık suratlı, sert kimse.

ŞOLAVUR

Abartıcı.

  -   -   -  

Anlamında AVUR bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde AVUR geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AĞIZ

Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.

KAVRULMAK

Kavurma işi yapılmak. Hayatın acılarına uğramak. Dış etkenler yüzünden özelliklerini yitirmek. Yaşı ilerlemesine karşın iyi gelişememek, cılız kalmak.

ÇÖKMEK

Bulunduğu düzeyden aşağı inmek, çukurlaşmak. Şakak, avurt vb. içeri doğru girmek, çukurlaşmak. Çömelmek. Basmak, yayılmak. Oturmak, birdenbire oturmak. Yoğun bir biçimde duymak. Son bulmak, yıkılıp dağılmak. Sarsılıp dinçliğini yitirmek. Deve, sığır vb. olduğu yere oturmak. Üzerinde bulunduğu yere yıkılmak. Sis, duman vb. inerek kaplamak. Tortu dibe inmek.

KAVURMACI

Kavurma yapan veya satan kimse.

KAVURMALI

İçinde kavurma bulunan.

KEBAP

Doğrudan doğruya ateşte veya kap içinde susuz olarak pişirilmiş et. Kızartma, çevirme veya kavurma yoluyla hazırlanan her türlü yiyecek. Yanmış, yanık. Kavrulmuş, kızarmış.

ÇAĞANOZ

Kabukluların ön ayaklılar alt takımından, eti için avlanan, pavuryaya benzer küçük su hayvanı (Carcinus).

HAR

"Düşüncesizce ve hesapsızca harcamak, bol bol harcayıp tüketmek" anlamlarındaki har vurup harman savurmak deyiminde geçen bir söz. Sıcak, kızgın, yakıcı.

BÜYÜLENMEK

Büyüleme işine konu olmak, efsunlanmak, afsunlanmak, sihirlenmek, avurtlanmak.

ETLİK

Kış için etinden kıyma, kavurma, pastırma ve sucuk yapılmış olan semiz hayvan. Buzdolabında et koymak için ayrılmış yer.

ÇIRPMAK

Halı, kilim vb. şeyleri hızla ve kesik kesik silkelemek. Bir şeyin ucundan bir parça kesmek. Sulu yiyecekleri hızla ve sürekli olarak çatal, kaşık vb. ile karıştırmak. Güreşte rakibinin kollarını beli hizasında sımsıkı kavrayarak minderde kendi üzerinden sağa ve sola sırtüstü savurmak. İki şeyi birbirine çarpmak. Çalmak, hırsızlık etmek.

KAVURUŞ

Kavurma işi.

AVURTLAMA

Avurtlamak işi.

FAN

Havalandırma aracı, pervane, pervane kanadı, vantilatör. Sıcak veya soğuk havayı dengeli olarak savuran araç.

FİRİK

Olgunlaşmak üzere olan tahıl. Çerez olarak yenen tahıl kavurgası.

KAVURTMA

Kavurtmak işi.

KAVURTMAK

Kavurma işini yaptırmak.

KIYMA

Kıymak işi. Çekilmiş et. Küçük kuşbaşı etlerden kavrularak yapılmış kışlık kavurma.

İSRAF

Gereksiz yere para, zaman, emek vb.ni harcama, savurganlık.

KAVURMA

Kavurmak işi. Kendi yağıyla pişirilip kavrulduktan sonra yenen veya dondurulup saklanan et. Kavrulmuş olan.