ARGI ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "argı" olan, toplam 12 adet kelime bulunmaktadır. argı ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu argı ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde argı olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

9 harfli kelimeler

ARGITHANI

8 harfli kelimeler

ARGIDAAL, ARGINCIK, ARGINLIK, ARGITMAK

7 harfli kelimeler

ARGIMAK

5 harfli kelimeler

ARGIÇ, ARGIL, ARGIN, ARGIŞ, ARGIT

4 harfli kelimeler

ARGI

Bazı kelimelerin anlamları

ARGI

Ağrı. Ağrı, sızı, acı.

ARGIMAK

Ağrımak: Belim argıy.

ARGINCIK

Şanlıurfa şehrinde, Yaylak nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

ARGIT

Geçit, boğaz, dağ boğazı, derbent. Keklik tutmakta kullanılan, tahtadan kapanların yan taraflarına bağlanan ağaç parça.

ARGITHANI

Konya kentine bağlı bir yer.

ARGINLIK

Argın olma durumu, kudretsizlik, mecalsizlik.

ARGIŞ

Kervancı, bezirgan, kervan.

ARGIN

Bitkin. Beceriksiz. Zayıf.

ARGITMAK

Acıtmak, ağrıtmak: Aman çıbanı argıtma. Ağrıtmak, incitmek.

ARGIÇ

Dokumalarda çözgü üzerine enliliğine atılan ip.

ARGIL

Ayni boyda iki kamış düdüğün birleştirilmesiyle yapılan, çingenelerin tulumla ve çobanların ağızla çaldıkları bir çalgı. Şanlıurfa ili, Halfeti belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

ARGIDAAL

Dağ beli, geçit, boğaz.

  -   -   -  

Anlamında ARGI bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ARGI geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ASTASIM

Öncüllerinden biri önceki tasımın vargısı durumunda olan bir ek tasım.

AMA

Çelişkili ve tutarsız iki cümleyi birbirine bağlamaya yarayan bir söz, amma, lakin, velakin. Uyarma veya şartlı bir ifade niteliğinde olan bir cümleyi, başka bir cümleye bağlamaya yarayan bir söz. Bir yargıyı veya bir buyruğu pekiştirmek için de kullanılan bir söz. Beklenmeyen bir sonucu anlatan iki cümleyi onun sebebi durumunda olan cümleye bağlayan bir söz. Bazen dikkati çekmek için cümlenin sonuna getirilen bir söz.

ATIŞMAK

Tartışmak. Çocuk oyunlarında ebeyi veya takımda olanları belirlemek için karşılıklı olarak adım atmak. Kendisine dargın olan bir kimseye barışıkmış gibi söz söylemek.

AKLAMAK

Suçsuz veya borçsuz olduğu yargısına vararak birini temize çıkarmak, tebriye etmek, ibra etmek.

BAĞ

Bir şeyi başka bir şeye veya birçok şeyi topluca birbirine tutturmak için kullanılan ip, sicim, şerit, tel vb. düğümlenebilir nesne. Meyve bahçesi. Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğu toprak parçası. Bir halat üzerine atılan sağlam, düzgün ve istendiğinde kolayca çözülebilen her türlü düğüm. Kemikleri birbirine bağlamaya, iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti. Nota yazarken yan yana gelen aynı veya farklı değerdeki notaların birbirine bağlanarak çalınacağını belirtmek için yapılmış olan yay biçimindeki işaret. İlgi, ilişki, rabıta. Bağlam, deste, demet. Sargı.

BARIŞMAK

İki taraf, aralarındaki dargınlığı kaldırmak, uzlaşmak, anlaşmak. Sevmek, zevk almak.

BANDAJLATMAK

Sargı ile sardırmak, bandaj yaptırmak.

BANDAJLAMAK

Sargı ile sarmak.

ALDANMAK

Görünüşe bakarak yanlış bir yargıya varmak, yanılmak. Hayal kırıklığına uğramak. Havanın birden ısınmasıyla zamansız açan çiçek, soğuk sebebiyle donmak. Bir hileye, bir yalana kanmak. Avunmak, oyalanmak.

BARIŞIK

Başkası ile barış durumunda bulunan, dargın veya düşman olmayan.

AYRILIK

Ayrı olma durumu. Evlilik birliğinin yargıç kararı ile geçici bir süre için kaldırılması. Düşünce, görüş veya duygu arasındaki uymazlık, mübayenet. Birinden uzak düşme, firak, firkat.

ANAYASA

Bir devletin yönetim biçimini belirten, yasama, yürütme, yargılama güçlerinin nasıl kullanılacağını gösteren, yurttaşların kamu haklarını bildiren temel yasa, kanunuesasi. Temel, esas.

AMENTÜ

Bir oluş, düşünce veya ideolojinin temelini oluşturan değer yargıları. Arapça "inandım" anlamına gelen ve İslamiyetin temel inançları olan "Allah'a, onun meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, kadere, hayır ve şerrin Allah'tan geldiğine inanma"yı dile getiren söz.

AKILCILIK

Akla dayanan, doğruluğun ölçütünü duyularda değil, düşünmede ve tümdengelimli çıkarmalarda bulan öğretilerin genel adı, usçuluk, akliye, rasyonalizm, deneycilik karşıtı. Akla ve akıl yolu ile varılan yargıya inanma, akla aykırı veya akıl dışı hiçbir şeyi tanımama davranışı ve tutumu, akliye, rasyonalizm. Bilginin evrensellik ve zorunluluğunun deneyden ve deneye dayanan genellemeden değil, yalnızca akıldan çıkartılabileceğini savunan öğreti, rasyonalizm.

ALKIŞ

Bir şeyin beğenildiğini, onaylandığını anlatmak için el çırpma, alkışlama, kargış karşıtı.

ANLIK

Kısa süren, bir an içinde olan, enstantane. Bir anda oluşan, gelişen, spontane. Anlama gücü, usa vurma, yargılama, müdrike, entelekt. Duyu ve iradeden ayrı olarak düşünülen bilme yetisi.

BADERNA

Halatın aşınabilecek yerine sarılan bez, halat sargısı.

AKLANMAK

Ak olmak, temizlenmek. Hakkında dava açılan sanık, yargılama sonunda suçsuz bulunmak, temize çıkmak, beraat etmek. Kooperatif, şirket, dernek vb. kuruluşların faaliyetleri ve harcamaları genel kurulca uygun bulunmak.

BANDAJ

Sargı ile sarma. Bağ, sargı.

AZIMSAMAK

Bir şeyin umulduğundan az olduğu yargısına varmak, az görmek, az bulmak.